ULUSALLIK BİLİNCİ -(TAMAMI)

Ulusallık bilinci, feodal yaşam düzeninin ve feodal yaşam düzenini uzaktan yakından anımsatan çeşitli toprak düzenlerinin bittiği yerde başlamıştır. Bir ulusun yarattığı tüm kültür değerleri...

ULUSALLIK BİLİNCİ -(TAMAMI)
27 Mart 2013 Çarşamba 18:43

Ulusallık bilinci, feodal yaşam düzeninin ve feodal yaşam düzenini uzaktan yakından anımsatan çeşitli toprak düzenlerinin bittiği yerde başlamıştır. Bir ulusun yarattığı tüm kültür değerleri yalnızca o ulus için değil bütün bir insanlık için yaratılmıştır. Ulusu ulus yapan etkenler öncelikle kültür değerleridir

 

Bir ulusun tarihi öncelikle bir kültürünün tarihidir. Yeniçağ’ın başlarında oluşmaya başlayan uluslar kültür etkinliklerinin sağladığı değerleriyle öne çıktılar ve bu değerleriyle seçilir oldular. Yeniçağ’ın öncesinde ulus yok muydu? Elbette yoktu. “Toplum” olmakla “ulus” olmak ayrı şeylerdir, bu ayrımı gözden uzak tutarsak tarih açısından her şeyi birbirine karıştırmış oluruz. Bir ulus yarattığı değerler kadar ulustur. Bunun için bir toplumda felsefe bilim ve sanat belli bir düzeyin üstünde olmalıdır. Belli bir düzeyin üstünde olmak dediğimiz şey insanlığın amaçları çerçevesinde değerler yaratmakla ilgilidir. Değerler insanı insan yapan kazanımlar ve insanı daha da insan yapacak olan amaçlardır.

Gelişmiş kültürler gelişmiş diller üzerine otururlar. Bir dilin gelişmesi ve bir topluma ulusallık niteliğini kazandıracak değerlerin yuvası durumuna gelmesi uzun süreçler boyunca gerçekleşir. Bugün gelişmiş kültürlerin yükünü çeken diller nice emekle nice öngörüyle nice arayışla gerçekleşmiştir. Her toplumun folklor düzeyinde ya da mitolojik düzeyde yarattığı en genel değerlerin o toplumu ulus yapmaya yetmediğini görüyoruz. Elbette her toplum kendine göre bir düşünsel yapı ortaya koyacaktır ama ulus olabilmek için bu yapının güçlü olması zorunludur. Yoksa her toplumda iyi kötü bir düşünce üretimi zaten vardır. Tarihten bu yana birçok toplum kendisini yaratan tarihsel koşulların varlığını sezemeden yaşamını sürdürmüştür.

Alışkılar ve görenekler bir toplumu ulus yapmaya yetmez. Baklavayı biz bulduk köfteyi biz yaptık ve bunları bizden çalıyorlar kafasıyla ulus olmak olası değildir. Bütün baklavalar ve bütün köfteler ve köftehorlar insanlığın ortak malıdır. Bir ulusun yarattığı tüm kültür değerleri yalnızca o ulus için değil bütün bir insanlık için yaratılmıştır. İngilizler Shakespeare’le övünürler ama onu başka uluslardan kıskanmazlar. Önemli olan gerçek değerleri oluşturabilmektir, dolmaların, böreklerin, çorbaların dışında yüksek değerler yaratabilmektir. Ulus olmakla sıradan bir toplum olmak arasında sıkışıp kalmış toplulukların büyük uygarlığa katkıları yok denecek kadar azdır.

Feodallik Ortaçağ Avrupa’sının yaşam biçimiydi

Ulusallık bilinci feodal yaşam düzeninin ve feodal yaşam düzenini uzaktan yakından anımsatan çeşitli toprak düzenlerinin bittiği yerde başlamıştır. Bir noktaya parmak basalım: her toprak düzenine feodal deyip çıkmak son derece yanlıştır. Feodallik Ortaçağ Avrupa’sının yaşam biçimiydi. Onu da tek bir şaşmaz kalıba yerleştirmek olası değildir. Onun verdiği ilk görüntü atomlaşmış toplumsallık görüntüsüdür. Feodallik senyörlükler düzeninde yani çok küçük devletler düzeninde varlığını sürdürdü. Toprak ağası senyör değildir. Senyörler mahkemelerini ordularını kurmuşlar ve adlarına para bastırmışlardı. Feodallik sermayeciliğin gelişmesine ket vurduğu için ortadan silindi. Feodaller sermayeci düzene ayak uydurmaya çalıştılarsa da başaramadılar. Bu yüzden silindiler ve sermayeci düzene yol açtılar. Bizim kafadan “derebeyi” adını taktığımız senyör bir süre sonra müflis ve yenik biri olup çıktı.

Dağınık diller ve bölük pörçük değerler döneminden ulusallık dönemine böyle geçildi. Ulusu ulus yapan etkenler öncelikle kültür değerleridir. Felsefenin, bilimin, sanatın derme çatma edimlerle sürdürüldüğü yerde ulusallık bilincinin gerçekleşmesi olası değildir: Ulusallık bilincinin var olabilmesi için gerçek anlamda kültür atılımları ve üretimleri gerekir. Bunun için bireylerin toplumsal düzeyde daha önce yaratılmış olan değerleri öncelikle özümlemiş olmaları ve bunların belirleyiciliğinde ve dünya değerlerinin belirleyiciliğinde yeni değerler yaratmaya yönelmeleri gerekir. Bir ulusun bireyi olabilmek için o ulusun ve ayrıca dünyanın yarattığı değerlerden haberli olmak gerekir. İnsan hiç bilmediği tarihin birkaç olayını yalan yanlış ezberleyip onları ileri geri sözlerle yücelttikçe bir ulusun doğal bir üyesi olabilir mi?

Elbette bir toplumun bütün kesimleri kültür oluşumlarını aynı istekle ve aynı yetkiyle izleyemez ve özümleyemez. Ancak ulusallık bilinci her bireyin kültürden belli bir ölçüde pay almasını gerektirir. Aydınların arzuhalci diliyle konuştuğu toplumlarda, sözde “okumuş etmiş” insanların kendi şairleriyle alay etmeye yeltendiği toplumlarda bu bilinç kocaman bir yalandır. Göz boyamak her koşulda olasıdır ama gerçek kültür değerlerini özümleyebilmek ve onların üretimine katılabilmek çok önemlidir.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.