Tutuklu komutanlardan ‘TÜBİTAK’ açıklaması: Yeni delil ortada mahkemeler göreve

Milli Ordu’ya yönelik kumpasın TÜBİTAK’ın raporuyla...

Tutuklu komutanlardan ‘TÜBİTAK’ açıklaması: Yeni delil ortada mahkemeler göreve
27 Ocak 2014 Pazartesi 09:04

tubitakdelil

Milli Ordu’ya yönelik kumpasın TÜBİTAK’ın raporuyla tespit edilmesinin ardından açıklama yapan tutuklu subaylar, yeniden yargılama için hukuken gerekli olan ‘yeni delilin’ nihayet ortaya çıktığını ifade ettiler

Balyoz davasında ağır hapis cezaları verilen subaylar, Hasdal Askeri Cezaevi’nden TÜBİTAK raporuyla ilgili bir mektup gönderdi. Mektupta, Balyoz davasına esas teşkil eden 5 No.lu hard diski inceleyen ve “şüpheli veri aktarımı var” diyen TÜBİTAK raporunun kumpası ispatlayan yeni bir delil olduğu vurgulandı. TÜBİTAK raporunda, Çarşaf, Suga, Oraj, cami bombalama gibi darbe planlarının yer aldığı iddia edilen 5 No.lu harddiske son kullanım tarihinden sonra, sistem saati daha eski olan bir bilgisayardan çok sayıda dosya yüklendiğini tespit etmişti. Böylece içinde “darbeye hazırlık” için “eylem planları” olduğu öne sürülen harddiskin iddia edildiği gibi tutuklu subaylar tarafından değil başka kişilerce belge konulduğu ortaya çıkmış oldu.

Subaylar, “TÜBİTAK’ın geç de olsa ‘Milli orduya kurulan kumpası’ resmi raporla tescil etmesi neticesinde; yeniden yargılama için hukuken gerekli olan ‘yeni delil’ nihayet ortaya çıkmıştır. Artık sorumluluk, millet adına yargılama yapan mahkemelerde, yüksek yargı kurumlarında ve milli iradeyi temsil eden siyasetçilerdedir” dedi.

İşte o mektubun satır başları:

‘Devlet içinde yuvalanmış çete oluşturdu’

“Evrensel hukuka ve anayasamızda belirtilen temel hukuk ilkelerine aykırı yürütülen yargılamanın tüm aşamalarında ısrarla ifade ettiğimiz üzere isimlerimizin geçtiği dijital veriler ile aramızda hiçbir bakımdan illiyet bağı yoktur. Bahse konu dijital dosyalar suç isnat etmek üzere devlet için yuvalanmış bir çete tarafından oluşturulmuştur. Hakkımızda sahte dijital veriler dışında başka bir delil de yoktur. Ancak tasarlanmış ve ayarlanmış olduğunu Başbakan’ın beyanlarından öğrendiğimiz bir kısım yargı mensuplarıyla mahkum edilmemiz sağlanmıştır.

Haklılığımıza olan inancımız ile gerçeklerin bir gün tüm milletimiz tarafından görüleceği günleri sabırla bekledik. Ve o günler nihayet geldi. Balyoz davasında yargılanan sanıkların önemli bir bölümü hakkındaki isnatlar, Donanma Komutanlığı’nda 6 Aralık 2010 tarihinde yapılan aramada bulunan 74 numaralı harddiskteki imzasız dijital verilere dayanmaktadır. Bu tespitler ısrarlı taleplerimize rağmen yargılama sürecinde bilirkişiye gitmeyen ve bizleri yıllardır masum olmamıza rağmen özgürlüğümüzden mahrum bırakan Mahkeme Heyeti’nin hangi saikle hareket ettiğini Türk milletine göstermektedir.

Tüm dünyadaki dijital deliller dava ve soruşturmalarda destekleyici delil olarak kabul görmektedirler. Bu gerçeğe rağmen ne yazık ki hakkımızda sahte dijital dosyalar dışında delil bulunmamaktadır ve verilen hüküm sadece bu dijital dosyalara dayanmaktadır.”

‘Yeni ve kuvvetli delil’

Avukat Ali Fahir Kayacan ise TÜBİTAK raporunun ardından yeniden yargılama talebinde bulunacaklarını kaydetti. Raporun yeni ve kuvvetli bir delil niteliğinde olduğunu belirten Kayacan, “Mahkeme’nin yeni rapora göre bunu yeni delil olarak değerlendirmesi gerekir. Raporda bütün bu sahte dosyalar 28 Temmuz 2009’dan sonra bir başka bilgisayardan bu harddiske aktarıldığı tespiti yapılıyor. Bu harddisk zaten bir bilgisayara da takılı değildi. Donanma Komutanlığı’nda depo gibi kullanılan yükseltilmiş zeminin altına konuldu. Bir kişi harddiski yarım saat dışarı çıkartıp 5 dakikalık bir işlemle verileri bu harddiske aktarılabilir. Zaten biz savunmalarımızda bunu söyledik” dedi. Kayacan Donanma Komutanlığı’nın raporunda da TÜBİTAK raporunun tespitlerinin yapıldığını ancak raporun Balyoz Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını belirtti.

‘Yeniden yargılama için 1 dakika daha beklenemez’

Avukat Haluk Pekşen, Balyoz davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yeniden yargılama sürecini başlatması gerektiğini söyledi. “Devletten hukuk görevi yapmak üzere maaş alanların görevlerini yapması gerekiyor” diyen Pekşen, “Yasaları işletmeleri yeterlidir. Ayyuka çıkmış gerçekleri görmezden gelerek hukuk makamlarını işgal edenler, bundan sonra da toplum tarafından hoş karşılanmayacaktır” açıklamasını yaptı.

“Biz hukukçu olarak ne yapıyoruz? Neyin hukukunu yapıyoruz?” diye soran Pekşen, “Bugünkü hukuk sisteminde sokaktaki garibanı yargılayıp içeriye tıkmaktan, halkın üzerine baskı unsuru oluşturmaktan başka işe yarar bir düzen yok. Bunun adı hukuk düzeni olamaz. Bu düzenin adı başka bir düzendir. Burada da hukukçuyum diye hiçbirimizin gezmeye hakkı yok. Bu ülkenin hukukçularına bu dönem büyük bir kara leke olarak yansıyacaktır. Hiç kimse bu sorumluluktan kendini kurtaramaz” ifadelerini kullandı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.