Türkiye’den Mısır’a İhvan ekseni -(TAMAMI)

ABD’nin güncellenmiş Ortadoğu formülü devrede

Türkiye’den Mısır’a İhvan ekseni -(TAMAMI)
04 Nisan 2013 Perşembe 17:33

Irak’tan askerlerini çektikten sonra Ortadoğu’da siyasi inisiyatifi kaybeden ABD, Filistin-İsrail çatışmasını yeniden atağa geçmenin manivelası haline getiriyor. ABD’nin yeni atağının hedefinde, Ürdün’de Kral Abdullah’ı tasfiye ederek Hamas’ın hakimiyetinde Ürdün-Filistin federasyonu kurmak ve Türkiye’den Mısır’a uzanan Müslüman Kardeşler (İhvan) ekseni oluşturmak. Suriye ve Lübnan’da terörü tırmandırmak da bu ekseni kurmanın parçası.

Plan çerçevesinde Ürdün’ü de yakın gelecekte istikrarsızlaştırma bekliyor. Bunun işaretini, Lübnanlı siyaset bilimci Dr. Muhammed Nureddin’in de dikkat çektiği gibi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “özür” dilemesinden sonra Ürdün Kralı Abdullah’ı aramaması verdi. Salı günü Aydınlık’ta yayımladığımız Dr. Nureddin’in makalesinin şu bölümü önem taşıyor:

Abdullah aranmadı

“İsrail’e Suriye kuşatmasını tamamlama ve Kürt yerleşimcilerin blokajını engelleme görevi düşüyor. Dolayısıyla ABD’nin stratejik ortakları olan İsrail ve Türkiye’ye, geçmişin üzerine yeni bir sayfa açmakla yanıt bulan baskısının amacı, bölgenin yeni haritasını ABD-NATO ortaklığının çıkarlarına göre resmetmektir.

“Dolayısıyla, Lübnan Başbakanı Necip Mikati’yi bölgesel ve uluslararası bu bağlamdan ayrı tutmamak gerek. Mikati, Tayyip Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun da dediği gibi, Türkiye ve İsrail arasındaki uzlaşmaya mutabık kalmayı kabul etmeleri için özellikle aradığı bölgesel liderlerden biriydi. Erdoğan’ın Mikati’yi arayıp Ürdün Kralı 2. Abdullah’ı aramaması, bölgedeki güçlerin rolleri konusunda (Kral Abdullah’ın Mustafa Kemal Atatürk anıtına çelenk bırakırken ağlamasından sonra) bazı soruları akıllara getirmektedir.

“Bu güçlerden biri Türkiye’nin faaliyet gösterdiği eksende yer alan Lübnan. Bazıları Ürdün Kralı Abdullah’ın ağlamasını, İslamcıların düşmanı olan Atatürk’e bir saygı gösterisi olarak değerlendirdi. Bir noktayı not etmek gerekir; Türkiye’nin müttefiki olan Müslüman Kardeşler örgütü Ürdün’de rejimi değiştirmek istiyor. Ürdün kralı da bu konuda Amerikan dergisi Atlantik’e verdiği demeçte, Mısır ve Türkiye’yi, bölgeyi kontrolü altına almak isteyen ‘İhvan Hilaline’ taraf olmakla itham etmişti.”

‘Serbest Ticaret Bölgesi’

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Dr. Nureddin’in sözünü ettiği “İhvan Hilali”ni kurma planı, AKP iktidarının ilk yıllarına kadar gidiyor. AKP, bu planı Türkiye’den Ürdün’e uzanan “Serbest Ticaret Bölgesi” adı altında gündeme getirdi.

Suriye ile yakın ilişki kurulduğu dönemde, Şam’ın planı kabul etmesi için büyük çaba harcandı. Planın Suriye ayağının üç önemli unsuru vardı: 1. Müslüman Kardeşler’i 6 bakanlık vererek hükümete almak; 2. İran ve Lübnan Hizbullahı ile ittifaka son vermek ve İsrail’e direren Filistin örgütlerinden desteği çekmek; 3. İsrail ile görüşme masasına oturmak.

Suudi hanedanı rahatsız

Müslüman Kardeşler’in Filistin kolu olan Hamas’ın başında buluncağı Ürdün-Filistin federasyonu kurulması için Katar hararetle çaba harcarken, Körfez’in ABD müttefiki büyük ülkesi Suudi Arabistan rahatsız.

Suudiler rahatsızlıklarını açıktan dile getirmiyor. Ancak ABD tarafından Katar’da kurdurulan Muaz El Hatip’in başında bulunduğu SUKO’ya mesafeli davranıyor. Bunun başlıca nedeni SUKO’nun içinde Müslüman Kardeşler’in büyük ağırlık oluşturması. Son Arap Birliği toplantısında Suriye’nin koltuğuna SUKO’nun oturtulmasına Riyad onay vermedi. Açıktan karşı da çıkmadı, ama desteklemedi.

Vahabi Suudiler ile “Ilımlı İslam” İhvan arasındaki ihtilaf ideolojik nedenlere dayandığı gibi, Suudi hanedanı İhvan tehdidini ensesinde hissediyor. Suudiler, Ürdün’de Haşimi hanedanın tasfiyesinden sonra sıranın kendilerine geleceğini düşünüyor.

Suriye yönetimi Türkiye ile ilişkileri derinleştirmeye sınırları bile kaldırmaya varacak kadar önem vermesine karşın, bu üç maddeyi kabul etmemekte direndi. Bu da Şam’ı, terörün azgın boyutta kullanıldığı örtülü savaşla yüzyüze getirdi.

Hamas’ı hazırlama

“İhvan Hilali” planının önemli bir unsuru da Hamas’ın “yumuşatılması” oldu.

Hamas’ın “yumuşatılması”nda en önemli aşama, örgütün siyasi bürosunun bu plana karşı çıkan Şam’dan çıkarılması oldu. Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal önce bu yöndeki baskılara direnir gibi olunca, hemen altı boşaltıldı. Meşal, başkanlıktan çekileceğini açıklayınca, örgütün Siyasi Bürosu Katar’ın başkenti Doha’ya taşındı.

Arkasından Katar Emiri El Tani, İsrail’in izniyle Gazze’ye giderek, Hamas’ın Başbakanı İsmail Haniye ile medyaya görüntü verdi, Hamas’a büyük mali destek vaadetti. Çocukluğundan beri Filistin dışında yaşayan Halid Meşal’in Gazze’ye dönüşünün yolu açıldı. Meşal hafta başında yeniden Hamas Siyasi Büro Başkanlığına seçildi.

Bir yandan da Hamas’ın askeri kanadı budandı. İsrail, geçen 14 Kasım’da Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Ahmet Cabiri’yi hava saldırısıyla öldürdü. Hamas’ın bu saldırıya karşılık vermesi üzerine 8 gün süren bir savaş yaşandı. İsrail, başta Mısır olmak üzere Arap dünyasının sessiz bakışları arasında, Hamas’ın askeri gücünü önemli ölçüde tahrip etti. Böylece Ürdün-Filistin federasyonunun başına düşünülen Hamas “hizaya sokuldu”.

Görüşmeler Ankara’da

Erdoğan, 23 Mart’ta yaptığı açıklamada, Nisan ayı içiresinde Gazze’ye ve Batı Şeria’ya gideceğini belirtti. Bu ziyretle aynı dönemde, Ankara’da İsrail-Filistin görüşmeleri de başlayacak. Mossad yakın web sitesi Debka, İsrail Devlet Radyosu’na dayanarak, Filistin ve İsrail yetkililerinin 11 Mayıs’ta Türkiye’de görüşme masasına oturacağını duyurdu. Habere göre, Türkiye’ye gelecek olan ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin yapacağı görüşmelerin gündem maddelerinden biri de Filistin-İsrail görüşmeleri olacak.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.