TÜRKİYE SOSYALİST HAREKETİ HANGİ KÖKTEN GELİŞTİ

Solun tarihi üzerine büyük tartışma

TÜRKİYE SOSYALİST HAREKETİ HANGİ KÖKTEN GELİŞTİ
30 Eylül 2013 Pazartesi 18:00


Solun tarihi üzerine büyük tartışma! Türkiye sosyalist hareketi hangi kökten gelişti? Arslan Kılıç sordu, Türkiye sosyalist hareketinin tanınmış isimleri yanıtladı. Yazı dizimiz Kılıç’ın sunumuyla başlıyor

Türkiye Komünist Partisi (TKP), 1960’lı yılların başına kadar Türkiye sosyalist hareketinin tek örgütü konumundaydı. 1970’lere kadar ise, sosyalist sol içinde, TKP’nin kuruluş tarihi ve örgütsel kökü konusunda genel ve ortak bir kabul vardı. Bu kabule göre, TKP’nin kuruluş tarihini ve kurucularını kimse, Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın (TİÇSF) kuruluş tarihinden ve kurucularından ayrı düşünmezdi.

TİÇSF’nin karşısına Mustafa Suphi’yi dikmenin nedeni

Bu kabulde Mustafa Suphi’nin yeri, hareketin ilk şehidi olarak gönüllerde ve kalplerdeydi. Çok kısa ömürlü ve kalıcı bir iz bırakmayan devrimci yaşamına ve partisine saygı duyulur, ama bunlara teşkilat ve teşkilatçılık adına bir rol yüklenmezdi.

1960’larda TKP bir başkalaşım geçirerek “mülteciler partisi”ne dönüştü. Örgütsel olarak yaşanan başkalaşım, partinin tarihine de başkalaştırmayı getirdi. Daha doğrusu partinin yeni konumuna uygun bir tarih uydurmayı gündeme getirdi. “Mülteci TKP”, Mustafa Suphi ve partisinin zorunlu ve geçici konumunda, kendi sürekli mültecilik konumuna bir dayanak bularak, M. Suphi ve yurt dışındaki partisini TKP’nin örgütsel kökü olarak ilan etti. Partinin gerçek ve yurt içindeki kökünü silmeye yöneldi. Hatta öyle ki, TİÇSF ve Şefik Hüsnü’yü atlayıp, Mustafa Suphi (1920) ile mülteci yönetim (1963) arasındaki 43 yılı, 43 yılın TKP’sini de silmeye yeltendi. “Mülteci TKP”nin as elamanlarından İsmail Bilen 1978’de bu konuda şöyle diyordu: “Şefik Hüsnü hiçbir zaman Marksist-Leninist olmamıştır. Bölücüydü. Oportünistti. (...) TKP’ye Vedat Nedim’leri, Mihri Belli’leri, Hasan Ali Ediz’leri, Hikmet Kıvılcımlı’ları getiren odur. Hepsi provokatör. Hepsi dönek.”(İ. Bilen, Çetin Savaş, Konuk Yayınları,2. Baskı, Eylül 1978, İstanbul, s.26-27).

Görüldüğü gibi İ. Bilen, Vedat Nedim’ler üzerinden Şefik Hüsnü ve kadrosu (Hikmet Kıvılcımlı, Reşat Fuat, Mihri Belli vb) tarafından yönetilmiş olan TKP’yi, yani 1919’dan 1963’e kadarki partiyi, “mülteci TKP”nin tarihi olarak kabul etmiyordu.

1970’lerde yaygınlaşan yanlış

Mülteci ekibin TKP tarihini Mustafa Suphi ile başlatıp oradan kendine atlayan görüşü 1970’lerde solda yaygınlık kazandı. Bunda, “mülteci TKP”nin ve SB’nin gücüne dayanarak “sosyalizm getirme” anlayışının o yıllarda Türkiye solu içinde belli bir yaygınlık kazanmasının olduğu kadar, İbrahim Kaypakkkaya’nın TKP(M-L)TİKKO lideri olarak Şefik Hüsnü ve onun yönettiği TKP’yi revizyonist ilan eden görüşlerinin de etkisi oldu.

Benim yakın arkadaşım Kaypakkaya, bu konuda TKP(ML) TİKKO adına açıkladığı görüşünde daha da ileri giderek, Mustafa Suphi ve kısacık dönemi dışındaki TKP’yi ve kadrolarını, en başta Şefik Hüsnü’yü, yani hareketin sosyalizmi kendisine de taşımış 70 yıllık geçmişini reddediyordu.

İkinci TİP, TSİP, Kurtuluş, Emeğin Birliği (TKEP) gibi gruplar “mülteci TKP”den etkilenirken, Halkın Kurtuluşu, Halkın Yolu, Halkın Birliği, Partizan gibi gruplar da İbrahim’in görüşlerinden etkilendiler. Sonuçta, geniş bir sol çevrenin gözünde, Türkiye sosyalist hareketinin kökü olarak elde kala kala sadece, Mustafa Suphi ve toplam ömrü 4 ayı geçmeyen küçücük örgütünün Sovyetler Rusya’sındaki faaliyeti kaldı.

Mustafa Suphi’nin şehitlikle biten ve hata yapmaya fırsat olmayacak kadar kısa süren devrimci yaşamı, şehitli ve “tertemiz” geçmiş arama idealizmindeki bu gruplar için, devrimci kök olarak benimsenecek tek geçmiş oldu.

Emperyalist enternasyonalizmin propagandası

Sol’da 1970’lerde yaygınlaşan bu çarpık anlayış, 1990’lı yıllarda bu kez, vatanı ve milli kimliği reddeden Küreselleşmenin “enternasyonalizmi” tarafından beslendi. Bu emperyalist enternasyonalizm, milli olan her şeyi olduğu gibi, hür ülke sosyalizminin, bir vatana ve millete ait olma anlamında bir milli örgütü, programı ve pratiği olacağı gerçeğini sosyalistlerin bilincinden silmeyi öngörüyordu.

Bu propagandaya 1990’larda, sol’un, 12 Eylül yenilgi ve acılarına ortak arama psikolojisi ve kadrolarının çoğunun Avrupa’da mülteci durumuna düşmüş olma durumu da eklendi. Bu koşullarda, M. Suphi’nin zorunlu “dış” konumu ve bir başarı içermeyen pratiği, hatta ilk çarpışmada yok olmayla sonuçlanan ağır ve acı yenilgisi, sol için ideal geçmiş ve kök oldu.

40 yıllık çarpıklığı düzeltmenin zamanı

Ama artık, hem tarihsel gerçeklik adına, hem de “mülteci sosyalistliği” ni yüceltmeye bir son verme adına, bu çarpıklığı düzeltmek gerekiyor. Bu tartışmanın amacı budur. Üstelik bugün bu düzeltmeyi yapmak için yeterli bilgi birikimi de vardır. Başta TÜSTAV’ınkiler olmak üzere, Türkiye sosyalizminin tarihini aydınlatan ve tanıklık (anı), belge, araştırma niteliğindeki çok sayıda yayına sahibiz.

Tartışmada, Türkiye sosyalist hareketinin en az son 50 yılını içinde yaşamış, önemli bir deneyim birikimine sahip, hep sosyalist kalmış ve şu veya bu cephesinde olmak üzere hala mücadelenin içinde olan katılımcılara, üç soru yönelttik. Bu soruları, yazılı iletip yazılı yanıt aldığımız tartışmacıların görüşlerini yayımlarken vereceğiz.

Bu tartışmanın en önemli katılımcıları Rasih Nuri İleri ve Sevim Belli’dir. Türkiye sosyalizminin bu çınarları ile canlı söyleşiler yaptık. Onların bu söyleşilerde açıkladıkları her konudaki görüşleri, büyük bir deneyim birikimine ve canlı tanıklığa dayanıyordu. Kendilerinin, tartışmanın konusu ile ilgili görüşleri kadar, Türkiye sosyalizminin gündemindeki diğer konularla ilgili görüşleri de önemliydi ve okuyucuya bunları da duyurmayı görev bildik.

Günlük bir gazetede bize ayrılan sayfaların sınırlılığı nedeniyle, başta Rasih abi ve Sevim Belli ablanınkiler olmak üzere, bazı tartışmacıların görüşlerini özetlemek zorunda kaldık.

Bu yazı dizisi ile başlayan tartışmaya, eleştiri, uyarı ve farklı görüşleri ile katkıda bulunacak herkese sayfalarımız açık olacaktır. Gerekirse bunları, görüşlerini özetlediğimiz arkadaşların yazılarının tamamının da yer alacağı bir yayına dönüştüreceğiz.

ARSLAN KILIÇ


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.