Türkçe’nin özgür kırlardaki kardeşliği -(TAMAMI)

Konya’da Türkçe Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali

Türkçe’nin özgür kırlardaki kardeşliği -(TAMAMI)
21 Mayıs 2013 Salı 17:35

Seslerini duyurmayı en önce onlar hak ediyordu. Kulak verin lütfen, biz onları duyduğumuzda yüreğimiz kanadı. Aynı zamanda direnişin de simgeleriydiler

Konya Devlet Tiyatrosu’nun düzenlediği ve ev sahipliği yaptığı, 6. Bin Nefes Bir Ses, Türkçe konuşan coğrafyalardaki Türkçe yapılan tiyatroların katıldığı festivalde Türkmen Tiyatrosu dikkati çekiyordu. Öyle paradoksal biçimde dikkat çekmekti ki bu, belki de en sessiz, en içine kapanık, en hüzünlü grup olarak yer alıyorlardı.

Tertemiz yüklü delikanlılar, Türkmen mavisi bindallılar üzerinde lacivert, sırmalı cepkenleri, alınları sırma ay yıldızlı mavi hotozlu iki kadın oyuncularıyla festivaldeydiler.

Konya sokaklarındaki geleneksel festival yürüyüşü sırasında coşku dolu kortejler, örneğin Kazaklar kendilerine güven içinde halkı selamlayıp ara ara “Kazaklar” diye haykırırken birden onların da seslerinin yükseldiğini duyduk: “Kerkük Türktür, Türk kalacak!”

Çünkü onlar bütüncül bir var olma mücadelesi içindeydi. Toprakları ellerinden alınıyor, sürülüyor, baskı ve şiddete uğruyor, katlediliyorlardı. İşte onlar için tiyatro yapmak, Türkçe tiyatro yapmak, Türk dilinde ve tarihinde var olmanın en çetin direnme biçimiydi.

Seslerini duyurmayı en önce onlar hak ediyordu. Kulak veriniz lütfen, biz onları duyduğumuzda yüreğimiz kanadı. Ama aynı zamanda Türkçenin özgür kırlarındaki kardeşlik, umut, barış çiçeklerini de yine onlar gövertiyordu.

Genel Yönetmenleri Mehmet Kılıç ve Ali Songül ile sergiledikleri Cahit Atay’ın “Pusuda” oyununun öncesinde seslerine ses katmamız umuduyla kısa bir görüşme yaptık:

Bizler sürekli engelleniyoruz

-Irak’ta tiyatromuz 1920’de perdelerini açtı ve bugünlere geldik. Bugünlerde sizin de bildiğiniz gibi oradaki durumumuz çok iyi değil. Savaş var. Bizler orada sürekli engelleniyoruz ve biz bu engellemelere karşın tiyatro çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

- Engeli kim çıkartıyor, ne tür engeller bunlar?

- Engeli bizim hükümet ve siyasilerimiz çıkartıyor. Örneğin tiyatro oyunlarına izin verilmiyor. Aynı zamanda bizim orada parti bölünmeleri de olduğu için, işlerimizi sürdürmemiz çok zor oluyor. Bizim insanlarımız oyunlarımızı izlemeye gelemiyorlar çünkü korkuyorlar. Daha çok patlama olacağından kaygı duyuyorlar. Bu şekilde engellemeler olduğu için çok zorlanıyoruz.

- Salonunuz var mı, nerede oynuyorsunuz?

- Salonumuz yok, kiralıyoruz.

- Kaç kişilik bir salon?

- 4 yüz kişilik.

- Ne kadar izleyici geliyor ortalama olarak?

Savaştan önce doluyordu. Hatta kapıları kırıyorlardı. Öyle bir ilgi ve seyirci vardı tiyatromuza.

- Saddam zamanında mı?

- Evet, Saddam zamanında. Saddam’dan sonra savaş çıktı ve patlamalar sıklaştığı için tiyatromuza gelen izleyici çok azaldı.

- Saddam’dan sonra daha mı kötü oldu her şey?

Çok kötü oldu. Her gösteriye 12 kişi gelebilse bile onu yeterli buluyoruz. Sadece bizi izlemeye kendi yakınlarımız geliyor. Ben oyun öncesi oyuna gelmeleri için annemi ve çocukları arıyorum. Biz her ihtimale karşı, şartlar çok zor olsa da bu işi yürütmek istiyoruz. Türkmen sanatını ayakta tutmak istiyoruz. En önemlisi bizim bir salonumuz yok. Buna karşı Kürtlerin ve Arapların salonu var. Hatta 3-4 sahneleri var ama bizim yok.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.