‘TSK mensupları kumpası bildiği halde suskun’

Ordu’ya kumpas kurulduğu itirafının ardından gözlerin çevrildiği Silivri Cezaevi’ndeki 3 amiralden yanıt geldi. Amiraller ‘Eylemsizlik tertipçilere güç verdi’ diye konuştu Balyoz davasından haklarında ağır hapis...

‘TSK mensupları kumpası bildiği halde suskun’
02 Ocak 2014 Perşembe 15:07

kumpastsk

Ordu’ya kumpas kurulduğu itirafının ardından gözlerin çevrildiği Silivri Cezaevi’ndeki 3 amiralden yanıt geldi. Amiraller ‘Eylemsizlik tertipçilere güç verdi’ diye konuştu

Balyoz davasından haklarında ağır hapis cezaları verilen amiraller Can Erenoğlu, Cem Gürdeniz ve Soner Polat, “rüşvet ve yolsuzluk” soruşturmasının ardından ortaya çıkan “Ordu’ya kumpas” sözlerini Aydınlık’a değerlendirdi. Başbakan’ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın “Ordu’ya kumpas kuruldu” sözlerini Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, MGK toplantısında gündeme getirmişti. Tutuklu amiraller de “Bu kumpas çıkar ortaklığına dayalı olarak Cemaat-Hükümet işbirliği içinde yapılmıştır” dedi.

İşte Silivri Cezaevi’nden amirallerin gönderdiği “kumpas” mektupları:

‘Genelkurmay gölge etmesin yeter’

Emekli Koramiral Can Erenoğlu: Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın beyanları; bize atılan iftiraların ve işlenen insanlık suçunun itirafıdır. Bu kumpas çıkar ortaklığına dayalı olarak Cemaat-Hükümet işbirliği içinde yapılmıştır. Aksi takdirde yapılamazdı.

Cumhuriyetin değerlerini yok etmek için engel görülen ve ortak hedef olarak seçilen başta Türk Deniz Kuvvetleri olmak üzere Türk ordusunun yurtsever, akıl ve bilimi esas alan, aydın ve yürekli subaylarının etkisiz hale getirildiğinin kanıtıdır. Aslında bu kumpas Türk ordusuna değil Türkiye Cumhuriyeti’ne kurulmuş ve Türkiye’nin geleceği açısından telafisi çok zor zararlarlara yol açmıştır.

Özel Yetkili Mahkemeler, Yargıtay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hukuksuzluğun abidesi olmuştur. Özetle yargı siyasi bir örgüte dönüşmüştür. Hukuku hiçe sayan birçok hakim hakkında yaptığımız çok sayıdaki suç duyurusuna “hakim ve savcıların takdir yetkisi dahilinde olduğu” gerekçesiyle işlem yapmayan HSYK bugün hukuksuzluk yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istemektedir. Duruşmalardan 2 gün önce mahkeme başkanı değiştiren; haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliklere karşı çıkan hakim ve savcıları anında tayin eden; söylem ve eylemleri tutarsız olan HSYK saygınlığını ve güvenilirliğini kaybetmiştir.

Başbakan, evinde ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar nakit para bulunan bir banka müdürü için kamuoyuna “dürüstlüğünden şüphem yok” derken; bizleri 13, 14 yaşımızdan beri tanıyan Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları “Arkadaşlarımızın suçsuzluğuna inanıyoruz” bile diyemediler. Onlar gölge etmesinler başka ihsan istemem.

‘Psikolojik savaş dış kaynaklı Batı ağırlıklı’

Emekli Tümamiral Soner Polat: TSK’ya komployu kuranlar yüzlerce açık nokta bırakmışlardır. Bu açıklama, her kim veya kimler yaptı ise, TSK’ya yönelik bir kumpas kurulduğunun T.C Hükümeti tarafından da bildiğinin açık, seçik ve net bir şekilde itirafıdır. Çünkü açıklamayı yapan kişi, hem Başbakan, hemde Başbakan’ın Başdanışmanı hem de AKP politikalarının teorisyendir. Bu nedenle elinde güvenilir bilgiler olmadan böyle bir açıklama yapması beklenemez.

Konunun üst kademeler tarafından da bilindiğini düşünüyorum. Ama şimdiye kadar sessiz kalan ve kendisine “hukuk süreci söylemi” çerçevesinde manevra alanı yaratan TSK’nın, ordu dışındaki başka dinamikler devreye girmediği sürece, aynı tutumunu istikrarlı bir şekilde sürdüreceğini değerlendiriyorum. Kaldı ki basın yayın organlarında yapılan çeşitli yorumlarda, TSK içinde özel bir örgütlenme olduğu yönünde görüşler ileri sürmektedir. Eğer böyle örgütlenme varsa ne kadar güçlü ve etkili olduğunu bilemiyoruz.

TSK içinde üniforma giyen, şimdiye kadar konuştuğum istisnasız herkes, kapalı kapılar ardında, TSK’ya bir komplo kurulduğunu dürüstçe dile getirmektedir. Ancak bu düşüncelerini, özgürce başka hiçbir ortamda gündeme getirmemişlerdir. Sessiz çığlık gibi masum eylemlere gözünü kapayan, eş ve yakınlarını bile göndermekten çekinen silah arkadaşlarımızın, böylesine ciddi ve önemli bir açıklama sonrasında bile, mevcut tavırlarını değiştireceğini düşünmenin fazla gerçekçi olmayacağını düşünüyorum.

Ulusal bayramlarda ve 10 Kasım’larda meydanlara sığmayan yurtseverler hiç endişe etmesinler! Bizler bu ülke için hapis yatmayı da, kurşun yemeyide biliriz! Burada kaldığımız hergün Türkiye’nin düşmanlarını biraz daha yıpratıyoruz.

Operasyonlar sonunda ne oldu; açılım politikaları ile Güneydoğu’da ucu açık yapılanmanın yolu açıldı. T.C’nin kaldırılması, Türk milliyetçiliğinin ayaklar altında ezilmesi gibi ön girişimlerle, Anayasamızın değiştirilmesi bile teklif edilemez maddelerine karşı topyekün bir saldırı başlatıldı. Ulusal çıkarlarımız (Kıbrıs, Akdeniz, Ege vb.) her yerde darbe almaya başladı.

Bu nedenle, şöyle bir sonuca varmak sanırım fazla yanıltıcı olmaz. Asimetrik Psikolojik Savaş, Türkiye’nin hayati menfaatlerini hedef alındığından dış kaynaklıdır. Emareleri alt alta sıraladığımızda da Batı ağırlığı öne çıkmaktadır. Dış güçler, içerdeki piyonları ile birlikte Türkiye’deki somut çıkarlarına ulaşmak için harekete geçmiştir.

‘Genelkurmay’ın eylemsizliği tertipçilere güç verdi’

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: Yalçın Akdoğan, malumu ilan etmiştir. Bir bakıma, bu güzel ülkede sadece ekonomik anlamda yolsuzluk olmadığını; başta Ergenekon ve Balyoz davaları olmak üzere isimli tertip davalar üzerinden çalınan özgürlükler, katledilen masumiyetler ve yok edilen parlak kariyerler ile emniyet ve adalet sisteminin de yolsuzluğa bulaştığının işaret fişeğini ateşlemiştir.

Bu yolsuzluk, havada uçuşan dolarlar değil, bir ülkenin en değerli koruyucu varlığı, askerlerinin hayatlarıdır.

Ayrıca, kasasından en gizli savaş planları ile kadrolarından en parlak amiral, general ve subayları çalınan Genelkurmay Başkanlığı’nın “hukuka saygılıyız” eylemsizliği de bu tertiplere güç ve enerji vermiştir. Bu eylemsizlik çetenin gafillerini daha da azdırmış, hedef büyütmesine neden olmuştur. Genelkurmay Başkanlığı değil bu davaların haksızlık ve hukuksuzluklarını sorgulamak, mahkemelere verdiği cevap yazılarında bile adil davranmamıştır.

Adalet yolsuzluğunda para makinesi veya para kasaları yer almıyor. Onun yerine sahte deliller, iftira dolu imzasız mektuplar ve yalancı şahitler var.

Başta Balyoz davası olmak üzere, bu kirli kumpaslarda yer alan kişi ve kurumlar bilinmektedir. Hakimler, savcılar, polisler ve hatta TÜBİTAK görevlileri ile ilgili, yüzlerce şikayet dilekçesi verilmiştir. Ancak bugüne kadar hiçbirine soruşturma açılmamıştır.

16-20 Ocak 2013 tarihleri arasında bir zamanlar AKP milletvekili İhsan Arslan’ın yanında çalışan Orhan Aykut’un Aydınlık Gazetesi ile yaptığı röportajın suç duyurusu niteliği kazanması ve Balyoz’u kurgulayanların üzerine gidilmesi gerekirken yakınlarımızın dava açma girişimi savcılığın itirazı ile karşılaşmıştır.

Yalçın Akdoğan, eğer kumpasın ortaya çıkarılmasını arzu ediyorsa, Orhan Aykut’un ifadelerinin üzerine gitsin. Tek başına bu suçlamalar bile kumpası açığa çıkarır.

Sezim Özadalı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nadide - 5 yıl önce
madem kumpasi biliyordu neden engellemedi ??