‘Suriye’ye moral verdi’ -(TAMAMI)

Jeopolitika Uzmanı Nazemroaya Aydınlık’a Gezi direnişini yorumladı

‘Suriye’ye moral verdi’ -(TAMAMI)
28 Haziran 2013 Cuma 17:52

Erdoğan’ı yavaşlattı Esad’a moral verdi

El kaide Esad’a karşı Lübnan’da Sünni-Şii çatışması kışkırtıyor

Amerikalı Jeopolitika Uzmanı Mahdi Darius Nazemroaya, Türkiye’de başlayan halk hareketinin AKP’nin Suriye politikası üzerindeki etkilerini ve bu süreçte CIA-El Kaide ikilisinin, Esad’ı zayıflatmak amacıyla Hizbullah’ı Lübnan’da uğraştıracak bir Şii-Sünni çatışması kışkırtmaya çalıştığını Aydınlık’a anlattı. İşte sorularımız ve yanıtlar:

- Türkiye’de başlayan halk hareketinin Erdoğan ve ABD’nin Suriye politikası üzerinde bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Türkiye genelinde yapılan protestoların, ABD’nin Suriye stratejisi ve AKP hükümetinin Suriye politikası üzerinde etkisi oldu. AKP hükümeti Suriye’ye karşı çalışmalarına devam etmekte, ancak çok daha az yoğunlaşabilmektedir. Diğer taraftan, ABD ve İsrail’in, Türkiye’de Mısır’dakine benzer bir bölünmüşlük ve kaos isteyebileceğini düşünmüyorum. Bu Amerika’nın müttefiklerininin güçlü ve bağımsız olmasının önünde engeldir. Bunun yanında, ABD her zaman bölünmüş ülkelerde mualif tarafları destekleme seçeneğine sahiptir. ABD Mısır’da Müslüman Kardeşler ile Mısır ordusunu birbirine karşı kullandı. Türkiye’de de aynısını AKP ve muhalefet üzerinden benzer bir siyasi hamle yapıyor olabilir.

- Peki, Taksim direnişinin Esad’ın elini güçlendirdiğini düşünüyor musunuz?

Protestolar Suriye hükümetinin kesinlikle moralini yükseltmiştir. AKP ve Türkiye’nin polisi, güvenlik güçleri, istihbaratı ve ordu kuvvetlerinin bir kısmı, muhtemelen Suriye’ye odaklanan güçlerinin bir bölümünü protestoculara yöneltmek durumunda kalmıştır.

Tüm bunlar Beşar Esad’ı rahatlatmıştır. Ama buna rağmen, Türkiye’deki protestolardan dolayı Suriye hükümetinin elinin doğrudan güçlendiğini söyleyemeyeceğim. Suriye hükümeti asıl olarak, Esad karşıtı kuvvetlere karşı içeride kazandığı zaferler ve Rusya ile İran müttefiklerinin istikrarlı desteğinden dolayı güçlenmiştir.

Bunun dışında Suriye, Türkiye’nin bölünmüşlük, istikrarsızlık, ya da herhangi bir iç savaş içinde olmasını kesinlikle istemiyor. Suriye bu durumun, hem kendisi, hem de bölge için doğrudan güvenlik sorunu teşkil edeceğini bildiği için çok korkuyor.

‘El kaide’nin Hizbullah’a gücü yetmez, ama iç savaş kışkırtabilir’

- Global Research adlı haber sitesinde çıkan son makalenizde, CIA ve El Kaide’nin Suriye-Lübnan sınırında Esad’a karşı yeni bir cephe açma faaliyetleri içinde olduğunu belirttiniz. Sizce El Kaide’nin Lübnan’da cephe açma kudreti var mı?

Suriye Ordusu, Lübnan içinde Esad karşıtı kuvvetlere yönelik operasyonlar yaptı, ardından Lübnan ordusu da aynı Esad karşıtı kuvvetlerle savaştı. Suriye’deki hükümet karşıtı milisler, Lübnan’da da saldırılar düzenledi ve siyasi olarak Hizbullah’ı destekleyen bölgelere füze saldırıları yaptı. Suriye’de çarpışan her iki cephe içinde de binlerce eli silahlı Lübnanlı savaşmaktadır. Bu çerçeveden bakılırsa, Lübnan’da bir cephe açılmış sayılabilir zaten. Ancak Lübnan cephesi şu anda topyekün savaş olan bir cephe değil. Başka bir deyişle burası yumuşak bir cephe sayılır. Lübnan’da bilgi sahibi insanların söylediği gibi, “ne barış, ne de tam savaş” statüsü var şu an.

Aslında bu cephe 2011 başlarından itibaren açılmaya başladı. Suudiler tarafından desteklenen Hariri ailesi Suriye’ye silah gönderiyordu ve çetelere mali destek sağlıyordu. Hariri’ye sadık olan Tuğgeneral Vissam El-Hassan, büyük bir ihtimalle Suriye’de çetelere sağlanan silahlardaki kilit rolünden dolayı, Ekim 2012 tarihinde öldürüldü. Hizbullah, Suriye’deki çatışmalara savaşçı olarak dahil olma kararını vermeden önce, savaşçılarını Suriye’ye sokup, Lübnan-Suriye sınırında yapılan saldırıları engelleme talimatı vermişti. Ben bu meselenin yalnızca ABD’nin etkisi, ya da gücüyle ilgili olmasından ziyade, Lübnan’ı birbirine muhalif iki eksene bölmüş olan iç siyasetinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Lübnan’daki Hizbullah ve siyasi müttefikleri, Suriye hükümeti, İran, Irak, Rusya ve Çin ile ittifak halindeler. Buna karşı Hariri’nin denetimindeki ‘14 Mart İttifakı’, ABD, İngiltere, Fransa, Katar, Ürdün, Suudi Arabistan, Türkiye ve İsrail ile ittifak halinde.

- Hizbullah’ın Esad’a destek olmak için Suriye’ye yaptığı müdahaleyi El Kaide engelleme gücüne sahip midir?

Hizbullah’ın askeri kanadı, ‘El Kaide’ diye andığımız gruplardan çok daha disiplinli ve organize bir güce sahiptir. Yılların savaş deneyimine sahip ve çevre araziyi çok iyi biliyor. Suriye’deki Esad karşıtı kuvvetler, bunlara Suriye’deki El Kaide olarak adlandırılan gruplar da dahildir, şu ana kadar Hizbullah’ı Suriye’de yenmek için zorlayamadılar bile. Bu gerçeği Kusseyr’de ve Suriye-Lübnan sırını boyunca diğer yerlerde gördük. Aynı durum Lübnan’daki Fatah El-İslam ve Ahmed El-Assir gibi El Kaide olarak tanımlayabileceğimiz gruplarda da gördük; bu gruplar Hizbullah’ı altedecek kadar büyük değiller.

Ancak bu gruplar, yeterli derecede bir iç kargaşa çıkarabilir ve Şiilerle Sünniler arasındaki kutuplaşmayı, Hizbullah’ın Suriye seferini zayıflatabilecek seviyeye çıkarabilirler. Hizbullah düşmanlarının, El Kaide bağlantılı grupları Hizbullah’a karşı kullanacağı ihtimaline şüpheyle bakıyorum, bundan ziyade bu grupların Lübnan’da Şiilerle Sünnileri karşı karşıya getirecek bir iç savaşı kışkırtmaya yönelik kullanılacağını düşünüyorum.

- CIA ile El Kaide arasındaki bağlantıyı genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

El Kaide’nin “her kılıfa uyan” bir kavram olduğunu ve birçok değişik grubu tanımlamak için kullanıldığını unutmamamız lazım. Klasik El Kaide CIA’ya bağlı bir örgütlenmeydi ve Osama bin Ladin CIA’ya ait ‘değerli bir varlık’ idi. El Kaide’nin ABD adına uyuşturucu rotalarını kararlılıkla koruduğu özellikle Afganistan’da herkesin malumu. El Kaide adındaki günümüzün birçok grubu CIA ile de bağlantı halinde. Örneğin, ‘Phœnix’li cihatçı’ lakabı takılan Amerikalı bir askerin Suriye’de El Nusra’ya yardım ettiğini biliyoruz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.