‘Suçumdan onur duyuyorum’ -(TAMAMI)

‘Suçlarımı haberlerimde arayın’ diyen Hikmet Çiçek savunma yaptı

‘Suçumdan onur duyuyorum’ -(TAMAMI)
08 Mayıs 2013 Çarşamba 10:37

‘İddianamenin altında Gladyo’nun imzası var’

Son savunmasını yapan Çiçek ‘O yazıları bugün de savunmaktan onur duyuyorum. Çünkü ben Aydınlıkçıyım’ dedi. Çiçek, KCK tutuklularının AKP ile PKK arasında yapılan görüşmelerin ardından serbest bırakıldığını dile getirdi

Gazetemiz Yazarı Hikmet Çiçek, tutuklu bulunduğu Ergenekon davasında esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmasını tamamladı. Çiçek, yaptığı haberlerden dolayı suçlandığının altını çizerek “Benim suçlarımı haberlerimde arayınız. O yazıları bugün de savunmaktan onur duyuyorum. Çünkü ben Aydınlıkçıyım” ifadesini kullandı.

‘Nasıl savunma yapalım?’

Silivri Cezaevi’nde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen Ergenekon davasının dünkü duruşmasında Gazetemiz Yazarı Hikmet Çiçek, son savunmasını yaptı. Ergenekon davasının siyasi bir dava olduğunu belirterek sözlerine başlayan Çiçek, “Bizlerden savcının iddialarına sadece hukuki bir çerçeve içinde cevap vermemizi beklemeyiniz. Türkiye Cumhuriyeti hukukunun uygulanmadığı koşullarda nasıl hukuki bir savunma yapabiliriz?” diye sordu.

‘Silivri’de Öcalan yok!’

Çiçek, KCK tutuklularının AKP ile PKK arasında yapılan görüşmelerin ardından serbest bırakıldığını ifade etti ve “Ama Silivri’de pazarlık edilecek silahlı bir örgüt yoktur. Silivri’de Abdullah Öcalan yoktur. Silivri’de Öcalan’ı sorgulayan Hasan Atilla Uğur yıllardır tutsaktır. Burada vatanımızın bağımsızlığını, birliğini, bütünlüğünü pazarlık masasına yatıracağınız bir kişi bile bulamazsınız. Silivri tutsaklarıyla gizli görüşmeler yapamazlar.

Bütün bunlara rağmen buradan başımız dik çıkacağız. Fakat pazarlıkla değil! 13 Aralık’ta, 8 Nisan’da her türlü eziyete katlanarak Silivri kapılarına dayanan Türkiye halkının iradesiyle. İstiklal Mahkemeleri geri gelir mi bilmem ama Türkiye’de İstiklal Mahkemelerine önümüzdeki dönemlerde büyük ölçüde ihtiyaç duyulacağına inanıyorum” dedi.

Türkiye Aydınlık’tan öğrendi

Çiçek, 25 yıllık gazeteci meslektaşı Soner Yalçın’la beraber yaptıkları Binbaşı Cem Ersever röportajının Ergenekon dava dosyasına girmesini eleştirdi. “Aydınlık Gazetesi adına yapılan bu söyleşinin, 20 yıl sonra ‘suç delili’ olacağını asla düşünemezdim” diyen Çiçek sözlerine şöyle devam etti: “Peki Ersever’e neleri sorduk, neleri konuştuk? Faili meçhul cinayetleri sorduk. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Muammer Aksoy suikastlarını, Musa Anter cinayetini, HEP Diyarbakır il başkanı Vedat Aydın cinayetini ve Aydın’ın cenaze töreninde yaşananları, JİTEM’i, Gladyo’yu, Hizbullah’ı ve arkasındaki karanlık odakları; 1992’deki Alan, Aktütün, Derecik karakol baskınlarını, Çekiç Güç’ü, PKK itirafçılarını, Kürt sorununda ABD’nin rolünü sorduk. Eşref Bitlis’in uçağının esrarengiz bir biçimde düşmesini, Yeşil’i, Barzani ve Talabani’yi sorduk. Bu kaset çözümü, Aydınlıkçılar’ın bundan tam 20 yıl önce de Gladyo ile nasıl mücadele ettiklerini kanıtlamaktadır. Türkiye halkı, Gladyo’nun ne olduğunu Aydınlık’tan öğrenmiştir. Hayatları boyunca Gladyo ile mücadele eden, Türkiye kamuoyuna bu karanlık örgüt hakkında en ayrıntılı bilgileri açıklayan İşçi Partililer şimdi bu davada sanık yapılmış ve genel başkanı ve bazı yöneticileri hakkında ağırlaştırılmış müebbet istenmektedir.

Sadece bu söyleşi bile, savcıların iddia ettiği ‘PKK’ya, Hizbulah’a ve DHKP-C’ye talimat veren Ergenekon örgütü’ iddiasının akıl ve mantık dışılığını kanıtlamaktadır. Gladyo’nun imzasını bu davanın iddianamesinde ve mütalaasının altında arayın.”

Savcıların aklı

Çiçek, telefon rehberinde İşçi Partili sanıkların isimlerinin yazılı olmasının örgüt hiyerarşisi şeklinde ifade edilmesine ise şu yanıtı verdi: “Savcılar kanıtlayamadıkları bir örgütün hiyerarşisi yerine İşçi Partisi yöneticiliği ve üyeliğini ikame etmeye çalıştılar.

İşçi Partisi’nin örgütsel disiplini ve hiyerarşisi, bu sözde örgütün hiyerarşisi gibi gösterildi. Bir partinin üyeleri arasındaki ya da aynı gazetede çalıştığım arkadaşlarım arasındaki irtibat, nasıl ‘Ergenekon irtibatı’ olabilir. Mütalaa, bunun cevabını vermiyor. İşçi Partisi’nde yönetici veya üyeysen o zaman bu sözde Ergenekon örgütünün de yöneticisi veya üyesisin! Savcıların aklı böyle işliyor.”

“Mütalaada özellikle askerlerle ilgili konuları ele alıp haklarındaki iddiaları çürütmeye çalıştığım ifade edilmektedir” diyen Çiçek, “Savcının mantığına bakar mısınız? Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik bir yalana, kara propagandaya bir televizyon programında cevap vermeyi bile suçun delili olarak gösterebilmektedir” dedi.

Gazetecilik dersi verdi

Çiçek konuşmasına şöyle devam etti: “Arşivi olmayan gazeteci olmaz. Arşivi iyi olan iyi gazetecidir. Bir gazetecinin arşivinde haber ve bilgi notları bulunması, bu davada ‘suç delili’ olarak kabul edilmektedir. Bir gazetecinin arşivinde devletin resmi belgesi de olur, gayri resmi belge de. İmzalı imzasız mektuplar olur, tehditler de olur övgüler de. Doğrulanmamış iddialar da olur. Halkı yanlış bilgilendiren, yanlış yönlendiren sahte belgeler de olur.

Ben neyin arşivini yapacağımı savcılara mı soracağım? Mütalaada, Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan’ın çıkarmayı düşündükleri Strateji dergisi hakkında benimle görüşmelerini, ‘Hikmet Çiçek’e başvurularak fikir ve tecrübesinden istifade edildiği’ şeklinde yorumlanmaktadır. Ne var bunda? Suç nerede? Türk basınında Aydınlık’ın hem gazete hem de haftalık dergi olarak özel bir yeri vardır. Türkiye’de haftalık bir dergi çıkarmak isteyenin ilk başvuracağı yerdir Aydınlık. Benim ‘suçlarımı’ Aydınlık’taki haberlerimde arayınız. Ben o yazıları bugün de savunmaktan onur duyuyorum. Çünkü ben Aydınlıkçıyım.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.