Sorun mevzuatta değil devlet denetiminde

İş güvenliği uzmanlarının kurbanlık koyun gibi hukuk sisteminin ortasına atılma riski taşıdığından endişeli olduğunu ifade eden Doç.Dr. Gürcanlı, “İSG Yasası, iş güvenliği uzmanına kendi işverenini denetleme sorumluluğu veriyor,...

Sorun mevzuatta değil devlet denetiminde
13 Eylül 2014 Cumartesi 15:41

insaatrop

Son yıllarda artan ölümlü iş kazaları, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin yetersiz olduğuna ilişkin tartışma yarattı. Konu üzerine görüştüğümüz Doç.Dr. Emre Gürcanlı, özellikle inşaat sektöründe yaşanan kazaların önlenmesi için atılması gereken adımları anlattı

Türkiye, 13 Mayıs’ta Soma’da yaşanan ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından İstanbul Mecidiyeköy’de Torunlar Center’da yaşanan iş cinayetiyle birlikte bir kez daha sarsıldı. Son yıllarda yaşanan ölümlü iş kazalarındaki artış gözleri 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na çevirdi. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar yaşanan iş kazalarında 3 bine yakın işçi hayatını kaybetti. Özellikle son yıllarda inşaat işkolunda yaşanan ölümlü iş kazalarındaki artış dikkat çekti. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 2000-2011 yılları arasında yılda ortalama 344 işçi inşaat şantiyelerinde yaşamını yitirirken 2014 yılının ilk 8 ayında ise en az 272 inşaat işçisi iş kazaları sonucu can verdi. Son dönemde yapılan yasal düzenlemeler iş kazalarına neden engel olamadı? Ölümlü iş kazalarının büyük çoğunluğu neden inşaat işkolunda yaşandı, atılması gereken adımlar nelerdir? İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Gürkan Emre Gürcanlı bu soruların yanıtlarını Aydınlık’a anlattı.

TAŞERON SİSTEMİNDE ÖLÜME DAVETİYE

Doç.Dr. Emre Gürcanlı, inşaat sektörünün yaşanan iş kazaları bakımından en üst sırada yer almasına değindi. Doç.Dr. Gürcanlı, inşaat sektöründe projelerin aşırı hızlı bir şekilde tamamlanmaya çalışılması, taşeron sisteminin getirdiği dağınık ve koordinasyonsuz üretim şekli ve benzeri pekçok hususun, işyerlerinde tam bir karmaşa yarattığını belirterek, “Bu karmaşa da ölüm ve yaralanmalara yol açmaktadır. Kamu İhalelerinde işin neredeyse tamamının taşerona verilmesi de bu yaşananları katmerli hale getirmektedir” dedi.
İnşaat sektöründe kurumsal olmayan sadece bir dönem sermaye birikimi sağlamak için sektöre giren pekçok işletmenin olduğuna dikkat çeken Doç.Dr. Gürcanlı, “Kurumsal firmalar dahi işlerinin büyük bir kısmını taşeronlara, taşeronlar da küçük iş ekiplerine vermektedir. Tüm bu hususlar, proje bazlı üretimin yapısı da düşünüldüğünde, riskli çalışma ortamları yaratmakta, proje yönetimi ve koordinasyon çok önem kazanmaktadır” ifadelerini kullandı.

YENİ BİR PAZAR VE KÂR ALANI

Doç.Dr. Emre Gürcanlı, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu’nun çıkarılmasındaki iki hususa dikkat çekerek, sorunun mevzuatta değil uygulama ve devlet denetiminde olduğunu belirterek şunları söyledi:
“İSG Yasası'nın çıkarılmasının ardında iki husus var. İlki, iş güvenliği uzmanı tanımını netleştirmek, bir kaza durumunda hemen haklarında dava açılacak kişileri yasal süreçlerin önüne atmak ve bu uzmanların alacakları sertifika konusunda özel kuruluşları görevlendirmek ve bu alanı özelleştirmek. Bu alanın yeni bir pazar, kâr alanı haline geldiğini görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bu iki temel saikle ortaya çıktığını düşünüyoruz. Kamuoyuna lanse edilen çoğu husus zaten eskiden de vardı, yanılsamalara karşı uyanık olmak gerekiyor. Dolayısıyla sorun mevzuat değil, uygulama ve devlet denetimi.”

KAZALARIN NEDENİ MALİYET YAKLAŞIMI

Doç.Dr. Grücanlı, mevzuatta değişikliğe gidilerek 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın çıkarılmasındaki temel yaklaşımın, iş nedeniyle problem doğması halinde oluşan işgünü kaybını önlemeyi öncelikli kılmasından kaynaklandığını belirterek şöyle konuştu:

“Devlet hastaneleri yerine işverenin anlaştığı özel hastanelerde gerçekleşen tedavi, sürecin kaydının tutulmasını güçleştirdiği gibi, işçi açısından bedensel ve hukuksal sorunlara da neden olmaktadır. Yasa, bu alanı piyasalaştırmayı ve dışarıdan alınabilir bir hizmet olmasının yasal temelini oluşturmayı hedeflemektedir. Çeşitli danışmanlık şirketleri ile risk hesaplanması yoluyla önlenebileceğine inanılan riskler, aynı zamanda bir maliyet unsurudur. Bu açıdan devlet yaptırımlarının etkili olamadığı süreçlerde, iş verilen bir başka şirketin yaptırımının ne kadar olacağı sorusu cevaplanamaz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini bir maliyet yaklaşımı ile ele alan bu düzenleme ve zihniyet iş kazalarının temel nedenidir. Yapılması gereken sermayeden ve siyasi erkten bağımsız ancak yaptırım gücü yüksek bir denetim organının, şu anki haliyle iş müfettişliğinin, daha iyi yapılandırılması ve korunması ile iş müfettişlerinin sayısının arttırılmasıdır.”

UZMANLAR KURBANLIK KOYUN GİBİ
İş güvenliği uzmanlarının kurbanlık koyun gibi hukuk sisteminin ortasına atılma riski taşıdığından endişeli olduğunu ifade eden Doç.Dr. Gürcanlı, “İSG Yasası, iş güvenliği uzmanına kendi işverenini denetleme sorumluluğu veriyor, uyarmadığı ve uyarıya karşın güvensiz çalışma ortamı devam ettiği sürece de git şikayet et diyor. Hem işvereninize karşı sorumlusunuz, hem gerekli durumda onu Bakanlığın yetkili birimine şikayet edeceksiniz, tüm bunları yapmazsanız da meslekten men ediliyorsunuz! Ben maalesef meslektaşlarımızın ve İSG uzmanlarının kurbanlık koyun gibi, hukuk sisteminin ortasına atılma riski olduğundan endişeliyim” şeklinde konuştu.

BAĞIMSIZ İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI KURUMU KURULMALI

Doç.Dr. Emre Gürcanlı, inşaat işkolunda yaşanan kazaların önlenmesi için atılması gereken adımları şöyle sıraladı:

1- Yürütülmekte olan inşaat projelerinin hepsinde, devletin, meslek odalarının, üniversitelerin de katılımıyla etkin bir İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) uygulaması için merkezi planlama yapılması,.

2- Alt işverenlik ve taşeronluk adı altında, işin neredeyse tamamının küçük, eğitimsiz, denetimsiz taşeronlara/iş ekiplerine yaptırılmasının önüne geçilmesi,.

3- Devlet denetiminin ivedilikle artırılması, inşaat mühendisi iş müfettişi sayısının artırılarak, habersiz denetimlerin başlatılması,

4- Kamu İhale Kanunu kapsamında yaptırılan inşaatlarda, idarelerin sözleşmelere özel hükümler koyması ve işçi sağlığı ve iş güvenliğine aykırı hususlarda sözleşmeyi feshedebileceğini ve cezai yaptırım uygulayabileceğini yüklenici inşaat firmalarına dayatması,

5- En küçük mahalle arası inşaatlarda bile İSİG önlemlerinin alınmaması durumunda, belediyelerin Yapı Ruhsatları'nı iptal edeceğini açıklaması ve bunu uygulaması,

6- Yapılan kaza analizlerinin gösterdiği, en ölümlü kaza tiplerine göre etkin denetim, standardizasyon ve imalat yöntemleri geliştirilmesi,

7- İSG Kanunu'nda işveren adına çalışan ama aynı zamanda onu denetlemek zorunda olan iş güvenliği uzmanlığının bu statüsünün değiştirilmesi, etkin, bağımsız bir İş Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği Kurumu'nun yerleştirilmesi gerekmektedir.

Tarık Tekgözli


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.