Sincian’ın gülen yüzleri -(TAMAMI)

Fotoğraf sanatçısı Tahir Ün’ün Çin’in Sincian Uygur Özerk Bölgesi’nde yaptığı çalışmalardan oluşan ‘Xinjiang: Atayurdu’ adlı fotoğraf sergisi İstanbul Beyoğlu Sanat Galerisi’nde açıldı...

Sincian’ın gülen yüzleri -(TAMAMI)
25 Mayıs 2013 Cumartesi 18:12

Sanatçı, Türk-Çin Dostluk Vakfı’nın desteği ve Çin Uluslararası Radyosu’nun çağrısıyla, 20 gün süren yoğun ve tempolu bir çalışma sonucunda sergiyi oluşturan fotoğrafları çekmiş. Sergi 3 Haziran’a kadar açık.

Tahir Ün, fotoğrafları nasıl çektiğini şöyle açıklıyor:

“Yaklaşık 20 gün süren yoğun tempolu ve programlı çalışmada, başta Uygur, Han, Kazak, Hui, Xibo ve Moğol olmak üzere çok sayıda etnik nüfusun bir arada yaşadığı Uygur Özerk Bölgesi’nin kuzeyinde, Urumçi-Ili-Bortala-Altay-Changji Özerk Yönetimleri altında yaşayan insanlarla sohbet ederek fotoğraflama olanağı buldum. Bölgede gözlemlenebilen pozitif ayrımcılık laik din anlayışı, Uygurca ve Çince olarak çift dilli eğitim, üniversite sınavında sağlanan ek avantajlar, eğitim dili Uygurca olan üniversiteler, kamuda çift dilli yürütme, etnik kültürlerin ve kaybolmakta olan dillerin yaşatılması için sağlanan olanaklar, müze, yayın olanağı sağlama gibi uygulamalarla desteklendiğini gördüm.”

Sanatçı, Çin’in etnik azınlıklar açısından en renkli bölgesinde 47 grubun yaşadığını belirtiyor. “Budizm, Nasturilik, Manicilik, ve İslamiyet bölgede yaşayan dinler. Müslümanlar, nüfusun yarısını oluşturuyor. Nüfusu 19 milyon 250 bini bulan ve merkezi Urumçi olan Xinjiang, ‘şarkı ve dans memleketi’, ‘meyve diyarı’, ‘altın ve yeşim taşlarının memleketi’ olarak biliniyor.”

“Coğrafyaya tamamen otantik ve folklorik” gözle bakmamış Tahir Ün. “Özellikle siyah beyaz kontras fotoğraflarla sosyolojik bir açıdan yaklaşmayı ve böylesi olağanüstü etnik bir zenginlik içerisinde insana dokunmayı denedim.”

Fotoğraflar renkli olsaydı

Tahir Ün, sergiyi folklorik bakış açısıyla düzenlemediğini söylüyor. Fotoğraflara bakarken ne demek istediğini daha iyi anlıyoruz: Yaşayan insanların psikolojisi yansıyor karelerden.

Yeni doğan bir bebeğin yaşamının ilk aylarda siyah-beyaz gördüğünü biliyor muydunuz? Renk algılamaları bu aylardan sonra başlıyor.

Resimde desen neyse fotoğrafta da siyah beyaz odur. Sergiyi gezerken takılıyor aklımıza. Kuşkusuz sanatçı, siyah beyaz fotoğrafın temel özellilkleri olan leke, hareket ve çarpıcılık unsurlarını ustaca kullanmış. Acaba fotoğraflar renkli olsaydı, “insanların psikolojisini”, hayatı ve doğanın güzelliğini daha çarpıçı görebilir miydik?

Bu düşüncemize katılmıyor Tahir Ün:

“Bugüne kadar bölgede çalışan fotoğrafçılar genellikle renkli fotoğraflarla halkın folklorik yaşam tarzını yansıtmaya çalıştılar. Seyri hoş olabilir, ilgi çekebilir ve etnografik araştırmalara katkı sağlayabilir. Ama belgesel fotoğrafta bu tarz çalışmaların bir ironi yaratmadan öteye gidemediklerini düşünmekteyim.

“Renk anlatıma özellikle bir katkıda bulunmayacaksa, belgesel fotoğrafta siyah-beyaz ve gri tonların anlatımı güçlü kıldığı kanısındayım. Bu nedenle, sergilenen çalışmalarım siyah-beyaz çekilmişlerdir. Yani, sonradan renkliden siyah-beyaz’a dönüştürülmemişlerdir.

“Aslında, bölgede yaptığım çalışmalarda çok sayıda alt proje gelişti ve neredeyse, bunların herbiri ayrı sergiler olarak değerlendirilebilirler. Kuşkusuz, renkli çalışmalarım da var arasında.”

Bütün yüzler gülüyor

Fotoğraflardaki bütün yüzler gülüyor. Özellikle gülen ve mutlu insanları mı çekti Tahir Ün?

“Bu soru çok kez soruldu bana” diye yanıtlıyor. “Özellikle gülen yüzleri aramadım. Zaten kimseyi hem zorla hem de içtenlikle de güldüremezsiniz. Ben fotoğrafçı olarak sizlere tanıklığımı göstermekle yükümlüyüm. Uzaktan, uzun odaklı lenslerle çektiğim ve sergide yer almayan portrelerimde de gülen ve mutlu yüzler hayli çoğunlukta.

“Bunda son dönemde bölgeye yapılan ciddi yatırımlarla gelir dağılımının adil bölüştürülme çabalarının, farklı yardım organizasyonlarıyla sağlanan konut yardımlarının etkili olduğunu düşünüyorum. Elbette, bölge halkının konuksever yaklaşımını göz ardı etmemek gerek.”

O Mao ki, devrim öncesindeki “Büyük Han Şovenizmi”nin izlerini silmek ve azınlıklara haklarını korumak için büyük çaba harcamış. Günümüzde nüfusun yüzde 92’sini oluşturan Han milliyeti, toprakların yüzde 34’ünde yaşıyor. Toprakların yüzde 66’sını 55 milliyet paylaşıyor. Azınlık milliyetler, kültürlerini geliştirmeleri ve korumaları konusunda teşvik ediliyor. Ekonomik açıdan, bir Han Çinlisi’ne göre daha çok destekleniyorlar. 1981’den beri “tek çocuk” politikasının son derece sıkı uygulandığı Çin’de, azınlıklar bu uygulamanın dışında. Aynı şekilde üniversite giriş sınavlarında azınlık milliyetlerden öğrenciler, puanlama açısından ciddi avantajlara sahiptirler.

“ Urumçi Büyük Pazar” ve “Turfan” isimli fotoğraflarında Urumçi halkının Mao Zedung sevgisini yansıttığını söylüyoruz. Şöyle diyor Tahir Ün:

“Evet, sergi ya da katalogda yer alan bazı fotoğraflarda görüldüğü gibi, Mao Zedung’a, Bozkurt’a ikonik göndermeler var. Bu durum, halkın tarihsel olarak sahiplenerek koruduğu değerlerin sempatik bir yansıması olarak kabul edilebilir. Toplumumuzda Kaşgarlı Mahmud’a, Ergenekon Destanı’na, Fatih Sultan Mehmet’e ve Atatürk’e hayranlıkla sahip çıkılmasından farklı değildir. Üstelik, Kuzey’de İli Vilayeti’nde karşılaştığım mükemmel korunmuş bir Lenin Heykeli (büstü) beni hem şaşırtmış, hem de bu kanaatimi güçlendirmişti.”

Mao aşığı Uygur kızı

Sergideki en çarpıcı fotoğraflardan biri, Urumçili bir genç kızın Mao Zedung hayranlığını anlatan “Turfan” oluyor. İster istemez 2009 yılında Sincian’da ABD’nin kışkırttığı olayları hatırlıyoruz. Fotoğraf sergisinde, o zaman sürdürülen Amerikan propagandasının tersine, Uygur halkının son derece düzenli ve hayatlarından memnun yaşam tarzına tanık oluyoruz. Huzurlu ve mutlu yaşam fotoğrafların iki boyutunu aşarak canlanıyor. Uygurlar kadirşinas; bu huzurun ve mutluluğun kurucusu büyük önder Mao Zedung’a ve fikirlerine sevgi duyuyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.