'Sesimi duyan yok mu?

Prof. Dr. Türkan Saylan, Dr. Yıldırım Aktuna ve Prof. Dr. Hıfzı Özcan gibi saygın bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilen kokteylin ardından Prof. Dr. Coşkun Özdemir başkanlığında, kurucu üyesi olduğum "Türkiye...

'Sesimi duyan yok mu?
20 Ekim 2014 Pazartesi 08:51

kashastaliklari

Prof. Dr. Türkan Saylan, Dr. Yıldırım Aktuna ve Prof. Dr. Hıfzı Özcan gibi saygın bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilen kokteylin ardından Prof. Dr. Coşkun Özdemir başkanlığında, kurucu üyesi olduğum "Türkiye Kas Hastalıkları Derneği" 1978 yılında kurulmuş oldu.

Türkiye'de "Kas Hastalıkları" konusunda neredeyse herkesin tanıdığı bir isim olan Havva Arslan ile başından geçen talihsiz hastalık serüvenini, "Türkiye Kas Hastalıkları Dernegi"nin ortaya çıkması noktasında gösterdiği ve 40 yıldır kesintisiz olarak sürdürdüğü üstün çabayı ve hayatına dair bilinmeyen detayları konuştuk.

1972: İstanbul, Yeni bir başlangıç.

İnsan, bebekliğinde öksüz kalıp evlatlık olarak yetiştiğini öğrenince ayrı bir değer veriyor yeni sevdiklerine. Subay olan eşimin atama zamanı gelince, uzun yıllar görevli olarak bulunduğumuz Diyarbakır'dan İstanbul'a yeni bir hayata, bizim için herşeyin yeniden başlayacağı, yepyeni bir başlangıca doğru yol almaya başladık. Her şey çok güzel başlamıştı. Ama erken sevinmiştim.

'SESİM. SESİM YOK. AMAN ALLAHIM!'

Bakırköy'de güzel bir eve taşındık. Daha yerleşmeye çalıştığımız ilk günlerdi. Bir gece yorgunluktan uyuyakaldım. Sabah her zamanki gibi kaldığım yerden devam etmek istedim. Ama bir şey eksik. Çok büyük bir şey eksik. Sesim. Sesim yok. Aman allahım. Sesimi almışlar. Yutkunamıyorum. Oturup ağlamaya başladım. Ama bu seferde hıçkırıklarım yok. Oturup kendi halime acıdım, uzun uzun ağladım. Çığlıklarım vardı ama kimse duymuyordu. Bu duruma alışmam, bu gerçeği kabullenebilmem hiç kolay olmadı. Hastaydım. Yemek yiyemediğim, su içemediğim, yutkunamadığım ve tüm bu yaşananlara rağmen bir şekilde mucize eseri hayatta kaldığım bir zamandı. 40 kiloya düşmüştüm ve hala bana ne olduğunu bilmiyordum. Kimse ne olduğunu bilmiyordu. Her şeyin yetersiz ve eksik olduğu yıllardı.

'ORHAN GENCEBAY, SESİNE YENİDEN KAVUŞTU'

"Orhan Gencebay, sesine yeniden kavuştu"

Sessiz sedasız üç yıl geçti. Günler geçerken tesadüfen elime geçen bir gazete haberi beni çok heyecanlandırdı. Manşette; "Orhan Genceba, sesine yeniden kavuştu" yazıyordu. Nasıl? Hangi doktor? Haberin detaylarını öğrenmek için adeta kelimeleri gözlerimle yutuyordum. Ve içimde, küçükte olsa bir umut ışığının yandığını hissettim. Kendimi apar topar İstanbul Üniversitesi, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, Orhan Gencebay'a operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Reşat Ataner'in karşısında buldum. Umutsuzluğun umuda dönüşüne şahit oldum o gün. Reşat Bey, benim içinde bulunduğum durumun kendi tıbbi alanı içinde olmadığını üzülerek beyan etti. Ardından beni hayata bağlayacak kilit ismi söyledi. Amerika'dan henüz gelen bir Nörolog olan Prof. Dr. Coşkun Özdemir' sevk etti.

SOLUĞU RESTORANDA ALDIM

Profesör'ün odasına vardığımda içeride asistanlarıyla beni beklerken buldum. Reşat Bey, durumumla ilgili ön bilgileri Coşkun Bey ile paylaşmış. Hastalığımın tanısını tüm asistanları ile paylaştı. Artık ne olduğumu öğrendim. Ben bir "Myasthenia Gravis" adı verilen kas hastalığı hastasıydım. En azından bir tanı konulabilmesi, bir sonraki adım için çok önemliydi. Coşkun Bey asistanlarını bu konuda bilgilendirirken diğer yandan "Tensilon" adı verilen damar yoluyla vücuda enjekte edilen bir test uyguladı. Uygular uygulamaz bir anda ağzımdan kelimeler dökülmeye başladı. Üç sessiz yılın ardından yaşadığım bu mucize, kelimelere dökebileceğim türden değil. Coşkun Bey ilk olarak nasıl hissetiğimi sordu. Ağzımdan çıkan ilk kelime "Çok açım" oldu. Müsade isteyerek büyük bir hasretle soluğu restoranda aldım. Ve yıllar sonra boğazımdan geçen ilk yemeğin içimde yarattığı mutluluk tarif edilemez.

MELİKA DEMİRAĞ, TURGUT DEMİRAĞ VE MUZAFFER TEMA

Coşkun Bey hastalıkla ilgili beni bilgilendirdikten sonra tedavi için gerekli ilaçların Türkiye'de olmadığının altını çizdi. Yurtdışından getirtilecek ilaçların, eski yaşantıma dönmemi sağlayacağını söyledi. Şanslı bir kadın olduğuma o gün kendimi inandırdım. Büyük bir tesadüfle, bir yakınım sayesinde Melike Demirağ'ın babası Turgut Demirağ, durumumdan haberdar olup beni bir kızı gibi benimseyerek, ilaçlarımın yurtdışından getirtilmesini sağladı.O dönemde yurtdışında bulunan sinema oyuncusu Muzaffer Tema ile iletişime geçerek, kullanmam gereken ilaçları temin ettirmiş ve ben hızlı bir şekilde, bir yıl içinde tam olarak sağlığıma kavuştum. Kara bulutlar dağılmış, güzel günler yaşamak ve yaşatmak için artık kendime söz vermiştim.

MELEK GİBİ BİR GÖNÜLLÜ

Zor zamanlardan geçen biri olarak hayatımın geri kalanını insanları bilgilendirme ve hatta çözüm bulmalarına yardımcı olmaya adadım. Tedavi sürecimin tamamlanmasından sonra (1976), tedavimi gerçekleştiren Coşkun Bey'in yanında hastanede tam zamanlı gönüllülük esasıyla hastalara yardımcı olmaya başladım. Ama bunun yetmeyeceği belliydi. Bir şeyler daha yapılmalıydı. Yetersizliklerimiz ve eksikliklerimiz tamamlanmalıydı. Kendine ne olduğunu bilmeyen çaresiz insanlar aydınlatılmalı, bütün Türkiye "Kas Hastalıkları" denen olgu ile tanışmalıydı.

KAS HASTALIKLARI DERNEĞİ KURULDU

İlk olarak dönemin popüler lise çaylarından birine basın mensuplarını davet ederek "Kas Hastalıkları ve Nedenleri" hakkında basın yoluyla mini bir farkındalık yaratmak istedim. Ama bunlar küçük adımlardı. Bizim daha büyük adımlara ihtiyacımız vardı. Bir çatı altında olmamız gerekliliği, büyük bir farkındalık yaratmamız gerçeği gün gibi aşinaydı. Bu fikri hayata geçirebilmek, resmi bir kuruluş kimliğine bürünebilmemiz için kuvvetli bir destek grubuna ihtiyacımız vardı. Bunu sağlamak içinde nezih bir ortamda, saygın profesyonellerin katılacağı bir tanıtım ve açılış kokteyli düzenleme fikrini hayata geçirdim. Konunun hassasiyeti ve benim bu işe olan inancımı karşı tarafa aktarmadaki doğal davranışım kapıların kolay açılmasını sağladı. Ve Taksim'de (1978), ünlü bir otelin Opera salonu'nda nezih davetliler ve Prof. Dr. Türkan Saylan, Dr. Yıldırım Aktuna ve Prof. Dr. Hıfzı Özcan gibi saygın bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilen kokteylin ardından Prof. Dr. Coşkun Özdemir başkanlığında daha kuvvetli, etkin resmi kimliğe kavuştuk. Artık Türkiye'nin umut dağıtan bir "Kas Hastalıkları Derneği" var. Yaşadığım mucize için yüce yaratıcıya teşekkür etme fırsatını sonunda bulmuştum.

1984: Bakırköy Belediyesi "Yılın Annesi" ödülü

Sonraki yıllar içimdeki enerjiyi tüketene kadar insanlara yardım etmekle geçti. 1984 yılında kas hastalıkları konusundaki çalışmalarım nedeniyle Bakırköy Belediyesi, "Yılın Annesi" ödülüne layık gördü. Böyle bir ödül almak sorumluluklarınızı hafifletmiyor, buna emin olabilirsiniz. Hastalık konusunda insanları bilgilendirmek ve yönlendirebilmek için pek çok defa görsel, işitsel ve yazılı ulusal medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaşma şansımız oldu. 1990 yılında tamamı tarafımdan finanse edilen Türkiye'nin ilk "Alo Sağlık" hattı projesini bireysel olarak hayata geçirdim. Sponsor bulamadığım için sadece 5 yıl finanse edebildiğim proje süresince, insanları mutlu olacakları pek çok sonuca ulaştırdık. Ve artık 70 yaşında genç bir kadın olsam da, umarım son nefesime kadar birilerine yardımcı olmanın huzuruyla ayrılacağım bu dünyadan. Yüzlerce insan hikayesi gördü gözlerim. Yüzlerce hayata şahit oldum. Yüzlerce, yüzlerde ki gülümsemeyi gördüm. Yüzlerce...

HAVVA ARSLAN KİMDİR?

1944 yılında Eskişehir'de dünyaya geldi. Daha yaşını doldurmadan anne ve babasını kaybeden Havva Arslan evlatlık olarak verildiği ailenin yanında yetiştirildi. 15 yaşında Hava Bando Subayı Abdülkadir Arslan ile evlendi. 27 yaşında yakalandığı kas hastalığı nedeniyle 4 yıl hiç konuşamadı. Sonrasında uygulanan tedavi ile normal yaşantısına döndü. Bu olaydan sonra hayatını kas hastalarının bilinçlenmesi konusunda yaptığı girişimlere adadı. Türkiye Kas Hastalıkları Derneği'nin kurucu üyelerinden biridir. Ayrıca Türkiye'de ilk kez Alo Sağlık Hattı'nın kurulmasını sağlamıştır. Bugün 70 yaşında olan Havva Arslan halen tüm enerjisi ile yardıma muhtaç insanlara yardım etmektedir.

Turgay Oğuz


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.