Serena Shim’in ölümü: Acil soruşturma şaibeyi yok eder

Şafak Terzi

Serena Shim’in ölümü: Acil soruşturma şaibeyi yok eder
22 Ekim 2014 Çarşamba 01:05

presstvserena
Serena’nın ölümüyle ilgili Türk yetkililerden tüm olguları ortaya koyan bir açıklama yapılmalı. Yoksa bu konuyla ilgili teorilerin arkası kesilmez. Ailesi ve çalışma arkadaşları kazanın aydınlatılmasını istiyor
Press TV’nin eski İstanbul muhabiri Serena Shim’in ölümü birçok soru işaretini de beraberinde getirdi. Ukrayna’daki görevi sırasında Ayn el Arap’taki gelişmeler üzerine Press TV tarafından Urfa’nın Suruç ilçesine gönderilen Serena Shim, pazar gecesi haberden geri dönerken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Daha ölümünden 2 gün önce 17 Ekim cuma günü Press TV’ye yaptığı canlı bağlantıda MİT’ten olduklarını söyleyen bir ekip tarafından tehdit edildiğini ve kendisine “sen burada gazetecilik değil, ajanlık yapıyorsun, Türkiye’deki muhalefetle görüşüyorsun” dediklerini anlatıyordu ve “Türkiye’nin dünyadaki en büyük gazeteci hapishanesi olduğunu unutmayalım. Ben de açıkçası çekiniyorum ve MİT’e gidip ‘sadece gazetecilik faaliyeti’ yaptığımı söylemek istiyorum” demişti.  Shim Lübnan asıllı bir ABD vatandaşı ancak ABD Amerikalı bir gazetecinin ölümü ile ilgili ilk sefer hiçbir açıklama yapmadı. Daha önceden İstanbul’da kaybolan ve sonrasında ölü bulunan Sarai Sierra adlı ‘sıradan’ Amerika vatandaşı için ABD’nin gösterdiği çaba hatırlanacaktır. Bu çerçevede özellikle Press TV, Serena’nın ölümü ile ilgili Türkiye’ye işaret etti ve hatta ABD bağlantısı olabileceğini öne sürdü.
Sosyal medyada ise her zamanki gibi Türkiye’ye yönelik bir saldırı kampanyası başlatıldı. Serena Shim’in ölümünü bir nebze olsun aydınlatabilmek ve ayrıntıları öğrenebilmek amacıyla Press TV’nin şimdiki İstanbul muhabiri Nadir Fikri ile görüştük.
- Serena’nın ölüm tehditleri alıyordu, sizce bu bir cinayet mi?  
Serena birkaç gündür, Türkiye’nin Suriye sınırından IŞİD’le ilgili haberler hazırlıyordu. Orada bulunduğu sırada uluslararası insani yardım ve gıda TIR’ları içinde -terörist olduğunu düşündüğü- uzun sakallı, baştan aşağı siyah giyinmiş insanlar gördüğünü ve bunu fotoğrafladığını söyledi. Ve bu TIR’ların üstünde ‘dünya gıda örgütü’ ve ‘sağlık örgütü’ benzeri ifadelerin yazılı olduğunu belirtti. Türk hükümeti bunu reddetti. Ardından Serena’nın ifadesine göre iki gün kadar bir süre içerisinde güvenlik yetkilileri tarafından kendisiyle temasa geçirdiğini ve bu şahısların MİT’e bağlı olduğunu düşündüğünü ve bu şahısların kendisine durması gerektiğini, ayrıca bir ajan olduğunu söylediklerini belirtti. Ardından canlı yayına bağlanmayı başardı ve ajan olmadığını söyledi, sonra da herhangi bir şey olması durumunda kendisini savunması için bir avukat bulabildi. Korkmuyordu ama başına gelebileceklerden dolayı endişe duyuyordu. Hemen ardından pazar günü bu kötü kaza haberi geldi.
ABD DEVREYE GİRMEDİ
- Türk makamlarından da henüz herhangi bir açıklama yapılmadı...
Şu an 24 saatten fazla süre geçti ve jandarmadan herhangi bir rapor gelmedi. Aynı şekilde hastane yetkilileri ve yerel emniyetten de herhangi bir açıklama yapılmadı. Şanlıurfa valiliği, ya da Suruç kaymakamlığından da herhangi bir beyanat gelmedi. Hiçbir Türk makamı açıklama yapmadı. Serena bir ABD vatandaşıydı ve ABD’nin konsolosluk yetkililerinin herhangi bir şekilde iletişime geçmediğini ve devreye girmediğini ve kendi vatandaşlarının ölümüyle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadıklarını biliyoruz.
- Press TV yönetimini ve İran bu konuda nasıl bir yaklaşım sergiliyor?
Çok hızlı, sıkı ve kapsamlı bir soruşturma yapılmalı. Mümkün olduğunca kısa bir süre içinde, mümkün olduğunca açık ve esaslı bir şekilde incelenmeli bu mesele. Tabii ki bu bir kaza olabilir. Sonuçta Türkiye’de her yıl 10 bin kişinin trafik kazalarından öldüğünü biliyoruz. Yani her saat başı Türk kara yollarında bir kişi ölüyor. Ki bu kendi içinde zaten bir skandaldır. Ancak Serena’nın söylediklerini ve yaptığı haberleri dikkate alarak, Türk yetkililerden hızlı olmalarını ve konuyu kamuoyuna mümkün olduğunca şeffaf olmalarını rica ediyoruz. Unutmayalım ki gazeteci olmanın yanında bir anneydi Serena, iki küçük çocuğu vardı, bir eşi vardı. Ayrıca Lübnan’daki ailesi bu olayın bir kaza olduğu konusunda da ikna olmuş değiller. Dolayısıyla Türk yetkilileri, bunun bir kaza olduğunu tüm olgularıyla birlikte ortaya koyup, ailesini, Press TV’deki ve İstanbul’daki çalışma arkadaşlarını, gazetecileri aydınlatması gerekir. Elimizde şu an herhangi bir olgu yok.
Şafak Terzi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.