REYHANLI SALDIRISININ ŞİFRELERİ -(TAMAMI)

Al Hayat gazetesine göre, ABD’nin son Şam Büyükelçisi Roberd Ford, önceki hafta Suriye’nin kuzeyine geçip muhalif milis liderleriyle buluşuyor. Onları, ABD ve Rusya’nın anlaştığı Cenevre Konferansı’na ikna etmeye çalışıyor....

REYHANLI SALDIRISININ ŞİFRELERİ -(TAMAMI)
13 Mayıs 2013 Pazartesi 18:21

Al Hayat gazetesine göre, ABD’nin son Şam Büyükelçisi Roberd Ford, önceki hafta Suriye’nin kuzeyine geçip muhalif milis liderleriyle buluşuyor. Onları, ABD ve Rusya’nın anlaştığı Cenevre Konferansı’na ikna etmeye çalışıyor. Fakat red cevabı alıyor

İsrail’in Suriye’yi arka arkaya vurması, Başbakan Erdoğan’ın, ABD’nin Suriye’de ‘kara harekatı’nı ya da ‘uçuşa yasak bölgesi’ni destekleriz demesi ve Reyhanlı bombaları Cenevre Konferansı’nı önlemeye dönük hamleler olarak niteleniyor

15-20 gün kadar önceydi. İslamcı cenahta iyi bilinen bir isimle istişare ediyoruz. Stratejik aklı temsil ettiği yaygın kabul gören bir isim.

Öyle şeyler anlattı ki, takılmadan edemedim:”Hiç bu kadar benzere düşüncelere sahip olmamıştık. Ya sen yanlış yola girdin, ya da ben!”

Özellikle “Ergenekon süreci”nde ciddi tartışmalarımız olmuştu. Hatta kırgınlıklar.. küslükler..

Bölge ve dünya için çizdiği saflaşma tablosu, İslamcı cenahtaki resmî şablonunun tam tersiydi.

“Suriye krizi geniş bir paketin parçası” dedi önce.

Ardından iki cepheye ayırdı dünyayı.

“Savaş cephesi: Bir tarafta ABD’de, Obama dışındaki bir kanat. İsrail’de Likud ve diğer aşırılar, Katar, Suudilerin bir kısmı ve Türkiye’den Erdoğan-Davutoğlu.”

Dikkat ediniz. AKP’nin tamamı demedi.

Diğer cephe de malûmdu ona göre.

“ABD’da Obama, Rusya, Çin, İran... “

Ne var bunda diyeceksiniz. Aydınlık ve Ulusal Kanal’da neredeyse tekerleme halinde her gün tekrarlanıyor bu tablo. (ABD-Rusya anlaşmasında İran’ın da bulunduğuna bir ‘mim’ koyun. Yeni bir olgu.)

***

Devam edelim.

İlla itiraz edeceğim ya: “Bunu görmek marifet değil.”

“Dur” dedi, “gerisi önemli. ABD, Rusya, İran anlaştılar. Suriye’de Esad’lı bir geçiş için. En azından 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimine kadar Esad kalacak.”

Aydınlık okurları bunu da az çok biliyordu zaten.

“Sorun şu” dedi, “savaş lobisi beka meselesiyle yüzyüze. Esad kalırsa, onlar gider. Bunun farkındalar.”

Yani İsrail’de Netahyahu, Türkiye’de Erdoğan/Davutoğlu ekibi, Katar ve Suudilerde bir kanat gidebilir.

Aydınlık okurları için bunlar da pek yeni değildi.

***

Asıl kritik saptama sonunda geldi.

“Savaş lobisi barışçı geçişi önlemek için her türlü çılgınlığı yapabilir. Bölgeyi savaşa sürükleyebilir. Türkiye de bu savaşa çekilir. En büyük korkumuz bu.”

Bir de ek yaptı:

“Suriye’ye binlerce genç sevkedildi.” Radikal İslamcı milisleri kastediyordu.

“Anlaşma olursa ne yapar bunlar? Samimi hislerle savaşmaya gelmişler. Dönüp derler ki, ‘bizi sahaya siz sürdünüz. Öyle kendinizi geriye çekemezsiniz’. Hepsi genç. Kanları kaynıyor. Önünü sonunu düşünmezler. Ellerindeki silahı başkalarına çevirirler.”

***

Doğrusu, tahlilleri bir yana, uyarıları üzerinde pek durmadım. Ancak bu konuşmadan sonra olaylar birden hızlandı.

3 ve 5 Mayıs: İsrail, Suriye’deki hedefleri iki kez vurdu. İsrail, Suriye’ye cevap vermeye zorluyor diye yorumladı. Amaç: ABD’yi müdahaleye zorlamak.

7 Mayıs: ABD ve Rus Dışişleri Bakanları, Suriye barış konferansı için mubatakata vardıklarını açıkladılar. Suriye muhalefeti, özellikle de askeri unsurlar karşı çıktı. Bir diğer karşı çıkış, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan geldi.

9 Mayıs: Başbakan Tayyip Erdoğan, Amerikan NBC televizyonuna açıkladı: “ABD’nin kara harekatını destekleriz”. Düzeltmek zorunda kaldı sonra: “Uçuşa yasak bölgeyi destekleriz dedim.”

11 Mayıs: Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde öğle saatlerinde peş peşe iki bombalı araç patlatıldı. 50 kadar can kaybı, 100 kadar yaralı.

***

Reyhanlı patlamalarında AKP hükümetinden gelen açıklamalar, olaydan çok hükümetteki şaşkınlığı ve dağınıklığı sergiledi.

Önce “provokasyon” dediler, yani hedef şaşırtma.

Sonra, ağırlıklı olarak Şam yönetimi hedefe oturtuldu.

Erdoğan’ın 12 Mayıs konuşması, hükümetteki tereddütleri yansıttı. “Bizi Suriye bataklığına çekmek istiyorlar.”

Türkiye’yi avaşa çekme talebinin muhalefetten geldiğini bilmeyen var mı? Hiç saklamadılar, her platformda dillendirdiler zaten.

Esad’a gelince. Kritik bir savaş yürüten hangi devlet ister düşman çoğaltmayı?

***

Bütün bu tabloyu tamamlayan gelişme ise dikkatimizden kaçmış. Reyhanlı’da bombaların patladığı gündü. Suriyeli bir Kürtle konuştum. Gelişmeleri içeriden izleyen biri. Muhtemel fail olarak iki adresten söz etti.

Biri “kadrolu şüpheli” Suriye muhaberatı. Diğeri ise “Ford’a kızan muhalifler”.

Muhaberat tamam, özellikle bizim medyanı olağan şüphelisi. Ford kimdi, hiç duymamıştım.

“ABD Dışişlerinden bir görevli” dedi.

İtiraf edeyim, “Ford” ismi üzerinde durmadım fazla. Ta ki, Pazar günü Al Hayat kaynaklı şu haberi okuyuncaya kadar. Özetle aktarıyorum.

“ABD’nin son Şam Büyükelçisi Robert Ford, geçen hafta Suriye’nin kuzeyine giderek sahadaki muhalif liderlerle görüştü. Onları, ABD-Rusya mutabakatına göre toplanacak Cenevre Konferansı için ikna etmeye çalıştı. Fakat muhalif milis temsilcileri itiraz etti.”

Hemen Suriyeli Türkmen kaynakları aradım. Haberi onlar da doğruladı.

Robert Ford hakkında iki cümlelik bilgi tablomuzu tamamlasın: Seçkin bir özel savaş uzmanı büyükelçi. El Salvador’da ölüm mangalarının kurucusu.

Bir de iddia: Suriyeli muhaliflerin milis örgütü ÖSO’yu perde arkasında yöneten isim.

Özet: ABD, kendi yarattığı milislere söz geçirmekte zorlanıyor.

Reyhanlı bombalarının şifresi, bu tablo içinde anlam kazanmıyor mu?

***

Son 24 saatin gelişmeleriyle tablomuzu tamamlayalım.

Rusya’dan Duma’nın Dışi İlişkiler Komisyonu Başkanı Aleksey Puşkov: “Bazı kesimler barışçıl konferansı engellemek ve silahlı müdahalenin önünü açmak istiyor.”

Rus kaynakları uzun menzilli S-300 füzelerinin Suriye’ye verileceğini söyledi. İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, engellemk için Rusya’ya gidiyor.

Kudsu’l Arabi gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdulbari Atvan: ABD ve Rusya, Suriye’de çarpışan İslamcı El Nusra Cephesi’ni tasfiye için anlaşmış olabilir.

Suriye Muhalefet Koalisyonu eski başkanı Muaz el-Hatib, Koalisyon’un Suriyelilerin lehine olmayan kararların alındığı bir yere dönüştüğünü söyledi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Ordusu’nun Komutanı General Kasım Süleymani, Direniş’in (Hizbullah) füze menzilin


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.