Resmi raporlarda 'paralel devlet'

Etkinleştiği polis camiasını gerektiğinde TSK’nın karşısında kullanma şeklindedir.

Resmi raporlarda 'paralel devlet'
27 Aralık 2013 Cuma 05:57

fethullahcigladyo
Emniyet ve yargı başta olmak üzere devlet içinde yuvalanan ‘paralel devlet’ resmi raporlara da girdi. Aydınlık, yıllardır Fethullahçı Gladyo’nun suçlarını ifşa ediyor

AKP-Cemaat savaşıyla gündeme oturan ve “paralel devlet” olarak tanımlanan devlet içinde Fethullah Gülen’e bağlı örgütlenme, Aydınlık okurları tarafından çok iyi biliniyor. F Tipi yapılanma olarak bilinen örgütlenme, çok sayıda resmi raporda da yıkıcı yapı olarak dikkat çekiyor. Örgütlenmenin başında, 1999 yılında hakkında “CIA ajanıdır” şeklinde dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından iddianame hazırlanan Fethullah Gülen bulunurken, Cemaatin çok sayıda üyesinin devletin özellikle Emniyet ve Yargı içinde yuvalandıkları devlet raporlarına yansımıştı. Raporların ortak vurgusunda Fethullah Gülen grubunun laik, demokratik ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkarak yerine şeriat düzeni getirmek istediği vurgulanıyor. Genelkurmay, Jandarma ve Emniyet’in hazırladığı raporlarda, cemaatin hedefleri, bürokrasiye sızma girişimleri ve faaliyetleriyle ilgili çarpıcı bilgiler yer alıyor.
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nusret Senem’in hazırladığı ve resmi belgelerin yer aldığı “Devletin Fethullah Arşivi” adlı 6 ayrı kitaptan oluşan çalışmasında cemaatin faaliyetlerinin raporlandığı görülüyor.
“Fethullahçı Gladyo”, “F Tipi Yapılanma” ve son olarak da “Paralel Devlet” olarak gündeme gelen örgütlenme ile ilgili resmi raporlarda şu bilgiler yer alıyor:
* Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Tuncer Meriç’in, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderdiği “Bazı Emniyet Mensuplarının İllegal Faaliyetleri” başlıklı 10 Mart 1992 tarihli yazısından:
*  Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliklerini değiştirerek yerine şeriat düzenini getirmeyi amaçlayan, illegal ‘Fetullah Hoca’nın Talebeleri’ adlı örgütün, tüm Türkiye genelinde olduğu gibi, teşkilatımız içinde de örgütlendiği, özellikle hareket noktası olarak seçtiği Polis Kolejleri, Polis Akademisi ve Polis Okulları içindeki faaliyetlerini, Teftiş Kurulu’ndan gelen yazıya bağlı olarak askıya aldıkları, buna rağmen sempatizan kadroları ile bağlarını zayıflatmamak için toplantı ve çalışmalarını yoğun olarak sürdürdükleri ve illegaliteye son derece bağlı kaldıkları gözlenmiştir.
*  Örgütün yapılanmadaki temel stratejisine bağlı olarak, devlet dairelerinde önemli yerlere yerleşme planını, en tabandan uygulamaya koymaları teşkilatımızda da gözlenmektedir. Gelecekte Emniyet Teşkilatı’nın bürokratlarını oluşturacak Polis Koleji öğrencilerinin, (üzerinde) koleje seçiminden itibaren her aşamada sistematik bir çalışmanın yürütüldüğü görülmektedir.
n Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er’in Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği 13 Ekim 2000 tarihli yazından:
* Stratejisi: F. Gülen grubunun, gençlik kesimini hedef alan ağırlıklı kuruluşları, geniş kitlelere ulaşma hedefi doğrultusunda oluşturduğu medya yapılanması ve kamuoyunun dikkatini çeken propaganda amaçlı etkinliklerinin temelinde, grubun doğal lideri olan Said-i Nursi tarafından belirlenip formüle edilen “İman, Hayat ve İktidar” görüşü bulunmaktadır.
Grubun görüşlerine göre; Said Nursi, fikirleri ve eserleri ile imani manada dirilmeyi sağlamıştır. Hali hazırda safha, imanı hayata geçirmeye ve yaşamaya safhasıdır. Bu aşamada F. Gülen’in “İslam dini, hayata hayat olmalıdır” sözü esas alınarak “Altın nesil” yetiştirilecektir. Altın nesil ise iktidarı sağlayacaktır.
* Amacı: F. Gülen grubunun amacı, Türkiye’deki siyasal ve ekonomik güç dengesinde söz sahibi olmaktır. Ancak yeterince güçlü olmadığını anladığı süre zarfında, ülkedeki güç dengesini direkt temas etmekten veya açıkça siyasi tavır almaktan kaçınan bir hareket tarzı izlemektedir. Bunda, Said-i Nursi’nin, “Türkiye’de İslam’ın hakim olması için ülke nüfusunun yüzde 50-60’ının dindar olması gerektiği” yönündeki tespiti esas alınmaktadır.
(...) Bu amacın gerçekleştirilmesi için askeriye, mülkiye-hukuk ve eğitim branşları, cemaatin öncelikle kadrolaşmak istediği müesseseler olarak ortaya çıkmaktadır.

Hedef kurum ve kuruluşlar
* Genelkurmay Başkanlığı’nın Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başlsavcılığı’na gönderdiği, “Bir Nur talebesinin anlatımıyla Fethullahçılık” adlı belgeden:
(Fethullah Gülen) Cemiyet bireylerinin büyük çoğunluğunun gözünde “Mehdi” yani son kurtarıcıdır. Yanlış yapacağını tahmin etmezler. Çünkü duyumları “öte taraftan” almaktadır.
Cemaatin Görevleri,
Nihai Hedefi:
Unutulmamalı ki F. Gülen’in nihai hedefi ve rüyası, Fethullahçıların son gayesi, Türkiye liderliğinde İslam birliği ve Tanrı’nın sözünün içtimai hayata egemen olmasıdır. Cemaatin tüm çabası Türkiye’deki “Siyasal ve ekonomik güç dengesinde” söz sahibi olmak ve “ranta” ortaklıktır.
F. Gülen’e göre Askeriye, Mülkiye-Hukuk ve Eğitim teşkilatlanılması gereken ilk üç kurumdur. Üst düzey bürokratlarla sıkı ilişkiler kurmak, içişlerinde ve polis örgütünde teşkilatlanmak cemaatin vizyonu içindedir. Spor dünyasını bile ihmal etmeyen cemaat özellikle Galatasaray Kulübü’ndeki aktiviteleri ile biliniyor. Boğaziçi, ODTÜ ve Bilkent gibi üniversitelerde örgütün fakülte düzeyinde yapılanması kuvvetli değildir. Fakat bu üniversitelerde asistan düzeyinde veya doktora çalışması yapan cemaat mensupları mevcuttur. Şu anda devletin parasıyla ileride devlet üniversitelerinde pozisyon verilmek üzere Amerika, İngiltere, Fransa başta olmak üzere okuyan yüzlerce örgüt elemanı var.
* Jandarma Genel Komutanlığı’nın 2000 yılında, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği, “Fethullah Gülen kimdir” başlıklı rapordan:
Fethullah Gülen’in amacı; devletin tüm sistemlerinde İslam hükümlerini egemen kılarak teokratik bir İslam diktatörlüğü kurmaktır.
Fethullah Gülen’in; laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni sona erdirip, yerine şer’i yasaların hakim olduğu İslam Devleti’ni kurmak amacını gerçekleştirmek için okullarında beyinlerini yıkadığı gençlik ile oluşturacağı toplumu kullanmayı planladığı tespit edilmiştir.
Fethullah Gülen’in amacına ulaşmak üzere uyguladığı yöntemi en basit şekliyle “akıllı hareket etmek, sabırlı olmak, adım adım ilerlemek, güçlenmek, yeterince güçlenmeden hesaplaşmaya girmemek” olarak özetlemek mümkündür.
Fethullah Gülen’in özellikle önem verdiği ve mevcut sistem içinde kuvvetlenmenin gerçekleştirildiği tebliğ ve irşat safhası için müritlerine talimatı, cemaatin insan kazanma ve maddi kaynak sağlamak konusundaki başarısını nasıl elde ettiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Stratejisi
* Fethullah Gülen sürekli olarak ılımlı bir modern İslamcılık temasını işlemekte ve bu otoritenin kurucusu görünümünü kazanmaya çalışmaktadır. Oysa bu görüş daha önce başta Nakşibendiler olmak üzere birçok grup ve şahıs tarafından kullanılmıştır. Ayrıca Gülen her ne kadar ılımlı modern, ilme ve fenne sıcak bakan ve insancıl görünse de esas amacı şeriat rejimini hakim kılmaktır.
* Görünen yüzü ise takiyye kendi deyimiyle “tedbir”dir. Müslüman Kardeşler örgütünün kurucusu olan ve siyasi İslamı, şeriat düzeni yerleştirmek için şiddeti öngören Hasan El-Benna ve benzerlerinin Gülen’in sevdiği ve “Cihangir” olarak gördüğü şahıslar arasında bulunması, görünüşteki ılımlılığın arkasındaki esas niyeti ortaya koymaktadır.
* Cumhuriyet düzenine “kefere düzen” diyen bu şahıs bugün bu düzeni ister görünerek, bazı kesimleri bu davranışına inandırabilmektedir.
* F. Gülen “Türkçe bir dünya dili olmalıdır” dese de, onun kastettiği dil Osmanlıca’dır. Çok ağdalı bir Osmanlıca kullanır. Cemaatinden Öz-Türkçe kelime kullanan ise azarlanmaktadır.
Yurtiçi Faaliyetleri:
(...) Fethullah Gülen’in TSK’ya karşı uyguladığı politika ise: TSK’ya karşı bazı politikacılardan alınmış tavizlerle polisi güçlendirme ve böylece bir denge sağlama;
Etkinleştiği polis camiasını gerektiğinde TSK’nın karşısında kullanma şeklindedir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.