Prof. Dr. Metin Feyzioğlu: Bu işi çözeceğiz

Türkiye Barolar Birliği’nin görevi hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumaktır. Bu çerçevede, elimizde cayır cayır yanan sorun şudur: Temmuz 2012’de özel görevli mahkemelerin kaldırılmasına karar verilirken, aynı anda dünya...

Prof. Dr. Metin Feyzioğlu: Bu işi çözeceğiz
07 Ocak 2014 Salı 09:17

feyzioglusilivri

Silivri’de temaslarda bulunan Feyzioğlu, cezaevinde görüştüğü isimlerin ‘Yolsuzluk soruşturması sonuna kadar devam etsin. Ancak yolsuzluk soruşturması yapılıyor diye birileri bizi burada unutmaya veya takasa kalkmasın’ dediğini vurguladı

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Silivri Cezaevi’nde eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Orgeneral Bilgin Balanlı ve Gazeteci Tuncay Özkan ile görüştü. Görüşmenin ardından cezaevi önünde bir basın açıklaması yapan Feyzioğlu, cezaevinde görüştüğü kişilerin “Yolsuzluk soruşturması sonuna kadar devam etsin. Ancak yolsuzluk soruşturması yapılıyor diye birileri bizi burada unutmaya veya takasa kalkmasın” dediğini vurguladı.
Açıklama sonrası Aydınlık’a konuşan Feyzioğlu, “Yolsuzluk soruşturması gölgelenmesin diye TSK’ya, siyasetçilere ve aydınlara kurulan kumpası göz ardı edemeyiz” dedi.
‘Yeniden yargılama yolu açık’
Feyzioğlu, özetle şunları söylediGeçici 2. maddenin kaldırılması suretiyle özel görevli mahkemeler tamamen kapatılacaktır. Şuan özel görevli mahkemelerce verilmiş ve Yargıtay’da görülmekte olan, henüz kesinleşmemiş davaların bir kanun hükmüyle bozulması ve yeniden yargılanması bu şekilde sağlanacaktır. Temmuz 2012’den sonra verilmiş ve kesinleşmiş olan davalarla da, bu hükümlerin TBMM tarafından anti demokratik olduğu sabit görülmüş mahkemeler tarafından verildiği için yeniden yargılanmanın yolu açılmaktadır. Bugün gazetelerde bir başka çözümden söz ediliyor.
‘Silivri, Kanadoğlu’nun formülüne sıcak bakmıyor’
Sayın Kanadoğlu ‘310’uncu madde varken niçin böyle dolambaçlı yollara gidiliyor’ diyor. İyi niyetinden şüphem yok. Ama biraz önce İlker Başbuğ ile görüştüm, Bilgin Balanlı ile görüştüm, Doğu Perinçek’le görüştüm, Tuncay Özkan’la görüştüm. Söyledikleri şu: Bu formülün yani ‘310. madde çerçevesinde Yargıtay Başsavcısı itiraz etsin, Yargıtay yeniden baksın, bozarsa da yine özel görevli mahkemelere gitsin’ formülünü, ‘Bizi cellatımızın insafına mı terk etmek istiyorlar’ diye cevapladılar.
Biz gerçekçiyiz, ayaklarımız yere basıyor. Dünyayı gerçeği gören gözlüklere görmekten başka çare yoktur. Özel görevli mahkemeleri kapatmadığımız, Türkiye’de çift başlı yargıyı sonlandırmadığımız ve Yargıtay’a ve mahkemelere ‘Bu davalara yeniden bakacaksın’ şeklinde mutlak bir kanun hükmüyle yasama emri getirmediğimiz, yasa tarafından bunların yeniden görülmelerini zorunlu kılmadığmız takdirde, çözüm olmayacaktır; mahkumiyet kararlarının üzerine birer çivi daha çakılmış olacaktır. O sebeple biz çift başlı yargıyı sona erdirmek zorundayız. Suçsuz oluduğunu haykıran insanlar, af değil, adil yargılanma ve adil yargılama sonucunda beraat istemektedir. Öte yandan siyasal iktidar defalarca bir affın söz konusu olmayacağını ifade etmiş durumda. Af bir seçenek olmaktan çıktığında, geriye bu işi yargı yoluyla temizlemekten başka bir çözüm kalmıyor.
En yetkili ağızlardan ‘paralel devlet yapılanması vardır’ diye hedef gösterilmiş olan ve bizim de yıllardır ama yıllardır bu devletin içinde çift başlı bir ceza yargısı olmamalıdır diye kaldırılmasını talep ettiğimiz özel görevli mahkemeleri ve yanı sıra terörle mücadele mahkemelerini kaldırmaktan başka çaremiz yoktur.
Başbuğ ve konuştuğum diğer dostlar şunu söylüyorlar: Biz bu hükümlerin zaten hukuka aykırı olduğunu, zaten masum olduğumuzu biliyoruz. Millet de biliyor. Ama en yukarıdan, en yetkili ağızlardan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu anılan davalarla kumpas kurulduğu artık ifade edildiğine göre, hükümlerin şekli meşruiyeti dahi kalmamıştır diyorlar. Gerçekten şu an bu andığımız davalarda, acaba ne oluyor, hakikaten bir yargılama yapılıyor mu diye düşünen yurttaşlarımız dahi, ülkenin en yetkili kişileri bu iddaları dile getirdikten sonra yeniden yargılama yapılabilir yargısına kanaatimce gelmiştir.
‘Yargı kararıyla tahliye’
Bir kere kanunla bir tutukluluğa son vermek gibi bir açık düzenlemenin yapılması pek mümkün görülmüyor. Dolayısıyla yine yargı kararıyla tahliyeyi sağlamak lazım. Bugün dahi tutuklulukta azami süre uzundur. Yasama organı tutuklulukla azami süreyi örneğin 2 yılla sınırlayan bir düzenleme yaptığı anda, zaten yargının yargının bunu tespit edip tahliye kararı vermesi kaçınılmaz olacak. Bu kesinleşmemiş olanlar için.
Yeniden yargılanmaya başlananlar zaten artık hükümlü sıfatları ortadan kalkıp yargılanan kişilere dönüşecekleri için yine aynı şekilde mahkemelerin derhal tahliye kararı vermesi mümkündür. Bugünkü mevzuatta da zaten buna izin vardır. Yeter ki yeniden yargılamayı biz açabilelim. Bu çerçevede yine haksız tutuklulara sadece bu andığımız davalar sebebiyle Türkiye’de nefes alan, yaşayan bu sorunla içiçe yaşayan herkes için önerimiz şudur; adeta uygulamada zorunlu bir tutuklama olarak anlaşılan, CMK’daki katalog suçların da kaldırılmasını öneriyoruz. Bu katalog suçlar maddesi kaldırıldığında, her somut olayda tutuklamanın şartı var mıdır, yok mudur diye uzun uzun incelenmesi gerekecektir.
‘Koşulsuz destek aldım’
Yine Türkiye Barolar Birliği’nin en önemli önerilerinden birisi, gerekçesiz tutuklama ve gerekçesiz mahkumiyet kararları sebebiyle AİHM veya Anayasa Mahkemesince verilen tazminat kararlarının, bu keyfiliği yapan hakimlere rücuen tahsili için dönülmesidir. Bu yapılıdğı takdirde göreceksiniz, Türkiye Cumhuriyeti’nde bütün hakimler insan haklarına saygılı davranmak için birbirleriyle yarış edecektir.
Önerilere koşulsuz destek aldım. Tabi ki bu çok kısa sürede olacak ama yasamanın önünü açmasıyla, yargının temizlemesi lazım bunu. Eğer çıkarılacak kanun hükmünde tutuklulukta azami süreyi makule indirebilirsek ve gerekçe gösterme zorunluluğunu da tazminatla bekleyebilirsek ve katalog suçları da kaldırabilirsek ki bunların hepsi Türkiye’de yayaşan bütün yurttaşlar içindir, çok hızlı çözülür.
Bozdağ ve Çiçek’le görüşecek
Feyzioğlu, yasal düzenleme için yarın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile görüşeceklerini, Perşembe günü ise Meclis Başkanı Cemil Çiçek’le biraraya geleceklerini belirtti. Feyzioğlu, “Elbirliğiyle bu işi hep birlikte çözeriz diye düşünüyorum” dedi.
Feyzioğlu muhalefet partileriyle bir araya gelecek
TBB Başkanı Metin Feyzioğlu bu hafta içinde muhalefet partileri ile bir araya gelecek.  9 Ocak Perşembe günü  saat 15.00’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşecek olan Feyzioğlu saat 17.30’da da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşecek. Görüşmede Ergenekon, Balyoz gibi davalarda yeniden yargılama yapılması için önerilen yasal düzenlemeler ela alınacak.
‘Kumpas’ı görmezden gelemeyiz’
Feyzioğlu görüşmenin ardından cezaevi önünde yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu ülkenin Başbakanı, İçişleri Bakanı ve danışmanları, en yetkili ağızlar, ‘Yargının içerisinde bir paralel devlet oluşumu var’ demişse ve ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Ergenekon ve Balyoz davalarıyla kumpas kuruldu’ diye yine en yetkili ağızdan cümleler sarfedilmişse, bizim bunu duymazdan gelmemiz, görmezden gelmemiz mümkün değildir.
Türkiye Barolar Birliği’nin görevi hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumaktır. Bu çerçevede, elimizde cayır cayır yanan sorun şudur: Temmuz 2012’de özel görevli mahkemelerin kaldırılmasına karar verilirken, aynı anda dünya hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir büyük yanlışlık yapıldı ve bu mahkemelerin ellerindeki işleri bitirinceye kadar çalışmalarına karar verildi. Fevkalade yanlış oldu. Bahsettiğimiz değişiklik, geçici 2. madde değişikliğidir. Bu geçici 2. madde ile bugün Türkiye’de hukuk trajedisi yaşanmaktadır. İşte biz geçici 2. madde olmasaydı noktasından yola çıkarak bir yasama çözümü ve ardından da yargının kendi onurunu temizleyeceği bir formül ileri sürüyoruz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.