POLİS İSYANI KAPIDA -(TAMAMI)

Polisler, kendilerini suça zorlayan amirlerine başkaldırdı

POLİS İSYANI KAPIDA -(TAMAMI)
13 Haziran 2013 Perşembe 18:25

Taksim’de yürürken polis memuru, barete el koyuyor. Basın mensubu olduğumuzu söyleyince baret geri geliyor. Peşinden de bir dizi soru. Bu esnada bir dizi memur da etrafımıza toplanıyor.

Barikatın öte yakasındaki havayı yoklamak için birebir fırsat.

İlk dikkati çeken, merak. Polisler hemen etrafımıza toplanıyor ve bir soru yağmuru başlıyor. Tekrar tekrar soruyorlar: Parktakiler ne istiyor? Sadece ağaç meselesi mi? Tonları iğneleyici değil, saldırgan değil. Meraklı. Olayın “ağaç boyutunu” çoktan aştığının farkındalar.

Bazı sorular endişe yansıtıyor. Bir memur, çekingen bir sesle soruyor: “Oraya girsek, halk ayaklanması çıkar mı?” 15 dakika sonra sorusunu tekrarlıyor.

Aralarında tartışmalar

Hükümetin tutumu, Erdoğan’ın güç gösterisi denemesi de bir konu. Bir polis, ‚en başından geri çekilmemeliydik’ diyor. Bazı arkadaşları onaylamıyor.

‘Kan gövdeyi götürürdü’ uyarısı geliyor. Çadırların yıkılmasından sonra karşılarına büyük bir halk kitlesi dikildiği için geri çekilme emrinin geldiğini söylüyorlar. Aralarında da olayları tartışıyorlar anlaşılan.

Bazıları müdahaleyi savunuyor. Karşı tarafın hoşgörüsüz olduğunu, taş ve molotof kokteyli attığını vurguluyor. Maddi zarar, onlara göre 2 milyar. “Keşke olay sadece ağaç meselesi olsa” diyorlar.

Bir nokta da meydandaki Öcalan pankartı. Öfkeliler. BDP çadırı ile diğer grupları ayırıyorlar. Bir memur, “Masumlar çekilsin, biz orayı temizleriz” diyor. Tartışma büyüyor. Başka bir memur, Nevroz’da Kazlıçeşme’deki sahneleri hatırlatıyor. Arkadan bir ses, “30 yıldır savaş, biraz da barış olsun” diyor, ama itibar eden yok. Açılımı soruyoruz. Poster bunun yanında devede kulak kalır. Sözün bittiği yer, yanıt yok. Amerika’nın tutumunu merak ediyorlar. CNN’nin Salı günkü çatışmayı bir hükümet tezgahı olarak vermesi... Yine suskunluk.

Gazeteciyiz ya, hükümeti de soruyorlar. Şaşırıyorum, benim bildiğim polis bu kadar siyaset konuşmaz. Gerginlik yaratmamak için, “karizması çizildi, artık o kadar kudretli değil” diyorum. Yine suskunluk.

Konu köprüye, köprüden Yavuz Sultan Selim’e, Alevilere geçiyor. Konuştuklarımız konunun uzmanı gibi. Osmanlı, Osmanlı’da Türkçe, Frigyalılar, Hititler, tarihe dalıyor konuşma. Burada uzatmayalım.

‘Sadece insanlar dinlenir’

Genel havaları yorgunluk. Bir memur, bazı arkadaşlarının 66 saat kesintisiz görev yaptığını söylüyor. ‘Bitsin bu iş artık’ tepkisi yaygın.

Birden emir geliyor, bütün polisler yola dökülüyor. Şubeye gidiyorlarmış. “Dinlenmeye mi?”, diye soruyoruz, yanıt öfke dolu: “Sadece insanlar dinlenir.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.