Para bu festivalde geçmiyor

'İşçi Filmleri Festivali her yıl 1 Mayıs'ta dört ilde eş zamanlı olarak buşlıyor ve direnişin öykülerini binlerce insana taşıyor. Dolayısıyla bizim için öteden beri zaten Her Yer Festival Her Yer Direniş!' Her yıl...

Para bu festivalde geçmiyor
05 Mayıs 2014 Pazartesi 10:54

iscifilmleri

'İşçi Filmleri Festivali her yıl 1 Mayıs'ta dört ilde eş zamanlı olarak buşlıyor ve direnişin öykülerini binlerce insana taşıyor. Dolayısıyla bizim için öteden beri zaten Her Yer Festival Her Yer Direniş!'

Her yıl uluslararası alanda gerçekleştirilen ve bu yıl Türkiye'de 9.su düzenlenen Uluslararası İşçi Filmleri Festivali; İstanbul, Ankara, Diyarbakır ve İzmir'de eş zamanlı olarak izleyicilerle buluşmaya devam ederken festivalin düzenleyicilerinden Özgür Balcı ile bu yılki festival programına dair kısa bir sohbet gerçekleştirdik

Festivali dünü ve bugünüyle biraz anlatır mısınız?

Festivali ilk kez 2006 yılında gerçekleştirdik. Dünyada 1994 yılında başlayan ve pek çok ülkede birbiri ile ilişkili olarak gerçekleştirilen İşçi filmleri festivalleri, Türkiye'den bir grup sendikacı arkadaşımızın Güney Kore'deki festivale tanık olmalarının ardından Türkiye'ye de taşınmış oldu. Bu yıl da dokuzuncusuyla izleyicisinin karşına çıkıyor.

Tüm gösterimlerin ücretsiz olması bir kaynak sıkıntısı yaşamanıza sebep oldu mu?

Ben sıkıntılardan çok en temel üç ilkemizden bahsetmenin daha anlamlı olacağını düşünüyorum.

1-Sponsorsuz festival

2-Yarışmasız festival

3-Paranın geçmediği, ücretsiz festival

Bu festivali diğerlerinden ayıran pek çok özelliği var. Ama özellikle bu üç ilke bu boyuttaki başka hiç bir festivalde göremeyeceğiniz özellikler.

Bizim hayata ve sanata baktığımız yer, sokağa ve eyleme baktığımız yer, insana ve doğaya baktığımız yer; festivalin hem muhteviyatını hem de uygulanışını doğrudan etkiliyor. "Biz başka bir dünya isteriz" diyen, doğal olarak "direniş" diyen, "güvencesizliğe seyirci kalma" diyen, "neoliberalizme karşı direniş öyküleri" diyen, "emeği gören kamera, sokağa çıkan sinema" diyen insanlar biraraya geldiğinde, omuz omuza verdiğinde; dayanışmayı ve gönüllü emeği örmeye başladığında paranın ve onun düzeninin bize dayattığı bütün kavramları, duyguları ve pratikleri reddederek, bütün sıkıntıları aşacak gücü bulmak işten bile olmuyor. Şüphesiz ki maddi açıdan bir takım sınırlılıklar karşımıza çıkıyor fakat bunları aşmak için sendikalarımızla gösterdiğimiz dayanışma, festivali var edebilmemizde büyük önem arz ediyor.

Festival'in bu yılki teması nedir?

Bu yılki temamız "Her Yer Festival Her Yer Direniş". 31 Mayıs'ta başlayan ve ülke tarihinin en önemli direnişlerinden biri olan gezi direnişi, direnişin festivali olarak kendini adlandıran bizler için kaçınılmaz bir temaydı. Gezi'nin yarattığı önemli sloganlardan olan "Her Yer Taksim Her Yer Direniş" sloganından ödünç alarak yarattık bu yılki temamızı. Festival her yıl 1 Mayıs'ta dört ilde eş zamanlı olarak başladıktan sonra yaklaşık yirmi kenti gezmeye başlıyor, direnişin öykülerini binlerce insana taşıyor. Dolayısıyla bizim için öteden beri zaten her yer festival her yer direniş.

Sansür ve oto-sansürün giderek yaygınlaştığı günümüz medyası festivalin tanıtımını nasıl etkiledi?

Sansür ve oto-sansür başka türlü bir dünya isteyen insanlar için her daim büyük bir engel olarak karşımızdaydı. Bizler artık kendi medyalarımızı, alternatiflerimizi yaratmak konusunda belli bir noktaya geldik diye düşünüyorum. Zaten devrim televizyonlardan yayınlanmayacak.

Parklarda gösterimler düzenlemeyi planlıyorsunuz, sanırım. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Biz her zaman fabrikalarda, mahallelerde, parklarda açık hava gösterimleri yapıyorduk. Ama bu yıl Gezi'den sonra ortaya çıkan ve Gezi'nin en büyük miraslarından biri olan park forumları bizim bu gösterimlerimiz için ana kucağı gibi oldu.

Kaç yıldır Festival ekibinin içindesiniz. Ekibe nasıl dahil oldunuz?

Fikir ilk ortaya çıktığında tanısmıstım festivalle ve 9 yıldır elimden ne geliyorsa ben de sunmaya çalışıyorum.

'Onurumuzla başımız dik devam edeceğiz'

Bu yılki şiarını "Her yer festival, her yer direniş" olarak belirleyen 9. İşçi Filmleri Festivali, 2 Mayıs akşamı gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı.

Program Gezi'de yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla başlayan gecede Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan ve Mehmet Ayvalıtaş'ın babası Ali Ayvalıtaş sahneye davet edildi. "Zor bir süreç yaşadık. Onurumuzla, başımız dik bu sürece devam edeceğiz" diyen Sami Elvan'a kitle "Berkin Elvan ölümsüzdür" sloganıyla destek verdi.

Ali Ayvalıtaş, Mehmet ve Fadime Ayvalıtaş'ı kaybettikten sonra, ayakta kalabilmesini gösterilen dayanışmayla sağladığını belirtti. Ayvalıtaş, "Umarım bu ülkeye güneş bir an evvel doğar" dedi.

İzmir, 9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali de dün şenlik havasında başladı.

Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş ve CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel'in de yer aldığı ve Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde düzenlenen festival yürüyüşüne binlerce İzmirli katıldı. Yürüyüş sırasında, "Her Yer Festival Her Yer Direniş' sloganları atılırken, müzik grupları da, eşlik etti.

Dünyadan direniş filmleri

Bu yılın filmlerinden biraz bahseder misiniz? Sizin de favorileriniz vardır.

Bu yıl 15 tane gezi filmi gösterilecek. Her biri yaşadıklarımızı bu topraklarda geçen Haziran'da ve sonrasında yaşananları sinemacıların gözünden izlememizi sağlayacak. Afrika sinemasının önemli filmlerinden "Moolaade", Yunanistan'daki göçmen işçilerin hayatlarından kesit sunan "Her Şey Kuzeyi Gösteriyor", Paris Komünü'nü anlamaya soyunan 360 dakikalık Fransız filmi "Komün", İtalya'daki 30 yıllık işgal konutlarını ve mücadeleyi hiç bırakmayan Passeggio'nun hikayesini anlatan "Megafonlu Adam", hava-iş, kazova gibi son yılların önemli işçi direnişlerini konu edinen "Yer Gök Direniş" ve "Kazova Direnişi", son yılların öne çıkan kurmaca filmlerinden "Kelebeğin Rüyası", "Araf","Zerre" gibi filmler bu yıl dikkat edilmesi gereken filmler benim için.

Yabancı katılımcıların eserlerinden Gezi ile ilgili olanlar bize geçen Haziran'da yaşadıklarımıza dışarıdan bakma imkanı sunuyor.

Çek Cumhuriyeti'nden "Ağaçlarla Başladı: Gezi Parkı'nda İsyan", İtalyan yönetmen Michelangelo Severgnini'nin iki yönetmeninden biri olduğu "Gezinin Ritmi", Gezi'ye dışardan bir bakış görebileceğimiz filmlerden.

Çiğdem Aygün


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.