Osmanlı yabancıya verdi, Cumhuriyet sahip çıktı!

Soma faciasından sonra madenlerin özelleştirilmesinin acı faturası da ortaya çıkmaya başladı. Çözüm için ilk işareti ise TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu Soma'dan yaptı ve "Madenler devletleştirilsin" dedi. Oysa Cumhuriyet...

Osmanlı yabancıya verdi, Cumhuriyet sahip çıktı!
19 Mayıs 2014 Pazartesi 09:05

osmanlimaden

Soma faciasından sonra madenlerin özelleştirilmesinin acı faturası da ortaya çıkmaya başladı. Çözüm için ilk işareti ise TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu Soma'dan yaptı ve "Madenler devletleştirilsin" dedi. Oysa Cumhuriyet Devrimimiz madenleri devletleştirmiş ve çalışanlara da büyük sosyal haklar getirmişti. Bugün geldiğimiz yer, Osmanlı döneminde maden ocaklarının Padişah'tan alınan imtiyazla yabancıların işlettiği dönem! 1881'den sonra borçlarını ödeyemeyince tamamen Duyun-u Umumiye'nin kontrolüne giren Osmanlı İmparatorluğu, dağılma sörüceyle yarı sömürge durumuna düştü. Kapitülasyonlar belini büktü. Yabancılara imtiyazlı durum yaratan Kapitülasyonlar, İmparatorluğun elini kolunu bağlayarak birşey yaptırmaz hale getirdi ve içten çürüterek dağılmasını hızlandırdı. İşte bu dönemde İmparatorluk, yabancılar için sadece hammadde tedarikçisi bir ülke durumundaydı. Kapitülasyonların adım adım gelişmesiyle, yerli üretim atölyeleri de kapanır hale geldi. Sanayileşmenin önü de tıkandı. Borçla yaşar duruma düşen İmparatorluk, gün geldi memuruna ve askerine aylarca maaş ödeyemez duruma geldi. 2. Cumhurbaşkanımız İsmet Paşa anılarında aylarca maaş alamadıklarından acı acı bahseder. Bugünün, o günden farkı; maaşların ödenir olmasıdır!

Demiryolunun geçtiği yerlerdeki madenler

İşte bu dönemde Padişahlar kendi malı gibi, yabancı firmalara maden ocağı işletme ruhsatı verirdi. En yaygın usuldü. Yabancı devletler yaptıkları anlaşmalarla demiryolu güzergâhlarındaki her türlü maden ve ekonomik yatırımlar için imtiyaz alırdı. Buna en tipik örnek Almanların yaptığı Berlin-Bağdat Demiryolu Projesi'ydi. Almanlar bu hattın geçtiği güzergâhdaki madenleri çıkarma ve işletme hakkını almıştı. Aynı durum başka ülkeler için de geçirliydi. Bu gidişe Lozan Antlaşması'yla son verdik. 9 ay süren görüşmeler bir ara kesintiye uğradı. Yabancılar, özellikle kapitülasyonların kaldırılmasını istemiyorlar ve büyük güçlükler çıkarıyorlardı. Atatürk'ün en büyük hedefi ise bunu kaldırmaktı. Bunun için İsmet Paşa'ya kesin talimat vermiş ve mali bağımsızlığa giden yolda taviz verilmemesi istenmişti. Çünkü Atatürk biliyordu ki, mali bağımsızlık elde edilmeden siyasi bağımsızlık da elde edilemezdi.

Cumhuriyet madenlere sahip çıktı

Cumhuriyet döneminde uygulanan ekonomi politikaları ise bağımsızlık esasına dayalı olarak; milli varlıklara sahip çıkmayı esas alıyordu. Mali iyileşmeyle de, Osmanlı döneminde verilen imziyazları kaldırmak ve yabancıların elinde bulunan büyük ekonomik kuruluş ve imtiyazları geri almaktı. Madenlerimiz de 49-99 yıllık sürelerle verildiği için, bunların da süreleri dolduğunda geri alındı. Bu alınma 1950'li yıllara kadar sürdü. Hatta bazıları beklenmeden satın alındı ve imtiyazlar iptal edildi. Cumhuriyet döneminde madenciliğe de ayrı bir önem verildi. Ülkenin sanayileşmesinde en önemli kaynak olarak görüldü ve buralara büyük yatırımlar yapıldı.

Madenlerin işletilmesi için de demiryolu ağı genişletildi. Zonguldak madenciliği de daha çok Cumhuriyet döneminde gelişti ve sanayiye en önemli hammadde merkezi olarak görüldü. Bunun için de 1935 yılında Etibank kuruldu. Aynı yıl Maden Tetkik Arama kurumu kuruldu. 1936 yılında Ergani Bakır TAŞ satın alındı. 1937 yılında da Zonguldak Ereğli İşletmesi Fransızlardan satın alındı. Atatürk 1 Kasım 1937 günü TBMM'de yaptığı açış konuşmasında devlet madenciliğinin, "Milli kalkınma hareketleriyle yakından alakalı mühim mevzulardan biri"nin olduğunu söyledi. Aynı yıl Kozlu Madenleri de satın alınarak Etibank'a devredildi. 15 Ekim 1940 günü çıkan yasayla da bütün madenler devletleştirildi ve bu sırada Eğreğli Havzası Kömür Madenleri de yabancılardan alındı. (Hikmet Sami Türk, Madenlerin Devletleştirilmesi)

Madenler devletleştiriliyor

Kömürün merkezi Zonguldak havasında madenler yabancıların elindeydi. Cumhuriyet döneminde bunların devletleştirilmesi için bölge ileri gelenleri de mücadele etti. Bunlardan birisi de gazeteci Tahir Karauğuz'du. Karauğuz'un çıkardığı Kömür Gazetesi'nin 31 Aralık 1940 tarihli sayısında madenlerin devletleştirilmesi, "Havza'nın bütün ocakları Devlet İşletmesi'ne geçti" başlığıyla şu şekilde verildi: "Kömür havzasında, 3851 Nolu Kanun'la ve Vekiller Heyeti'nin 2/1289 Nolu kararnamesi ile, Devlet İşletmesi teessüs edilmiştir. Kararnamenin tatbikine geçilerek Kasım ayında bütün kömür ocaklarının tesisat ve envanteri tesbit edilmiştir. Devlet İşletmesi ile bütün ocaklar birleştirilmiş ve Etibank tarafından kurulan 'Ereğli Kömür İşletmesi'nin eline geçerek, aybaşına kadar bu müessese adına devir ve teslim işleri bitirilmiştir. Ereğli Kömürleri İşletmesi, 6 Aralık 1940 tarihinden itibaren ocakları işletmeye başlamıştır." (Doğu Karauğuz, Kuvayı Milliye Ruhuyla bir Ömür, Truva Yayınları, İstanbul, Mayıs 2011, s.195)

İlk girişim İttihatçılardan

Zonguldak bölgesindeki yerli kömür üretimi ve ocakların millileştirilmesi konusunda ilk girişim İttihatçılar döneminde olur. Hüseyin Fehmi İmer Bey bunlardan birisidir. Orman Mühendisi İmer, İttihat ve Terakki Hükümeti tarafından 1909 yılında, Havza-i Fahmiye Müdür-i Umumiyesi (Kömür Havzası Genel Müdürü) olarak geniş yetkilerle Zonguldak'a atanır. İlk iş Abdülhamid'e bağlı kadroları dağıtır ve halkçı bir çalışmaya girişir. 1925 yılında Zonguldak Belediye Başkanlığı da yapan İmer, gazeteci Tahir Karauğuz'la birlikte madenlerin yabancılardan alınarak millileştirilmesine çalışır. Hükümette bu konuda ciddi adım atılması ve kanunlar çıkarılması için önerilerde bulunur. Gazete çıkararak da halkı bu konuda aydınlatır.

Kömür Bayramı Günü

Cumhuriyet döneminde Zonguldak'ta ilk kömürü bulan Uzun Mehmet ve kömürün tarihi çalışmaları da yapılır. Yapılan araştırmaya göre; 2. Mahmut döneminde kömür bulunması için ferman çıkarılır. Bahriye Eri Uzun Mehmet Ereğli Kestaneci Köyü'ndendir. Terhis olup memleketine döndüğünde 'yanan taşları' araştırır. Ereğli'nin Köseağzı denilen yerde değirmende sıra beklerken Niren Deresi kenarında kömürü bulur ve denemek için eve geterir ve ocağa atar. Taşlar yanınca da sevinci artar. 'Buldum' dediğinde tarih 1929 sonbaharını göstermektedir. Mehmet taşları çuvala koyarak İstanbul'un yolunu tutar ve Saray'a teslim ederek 5 bin kuruşluk mükafatı alır. Bir de ayda 600 kuruş aylık bağlanır. Bu tarih 1932 yılında Zonguldak Halkevi Araştırma Komisyonu'nun yaptığı araştırmayla 8 Kasım 1829 olarak saptanır. Bu gün her yıl 'Kömür Bayramı ve Uzun Mehmet'i Anma Günü' olarak kutlanır. 1835 yılında da Ereğli'de ilk kömür üretimi yapılmaya başlar. Kömür ocaklarının açılması ise 1848'den sonra olur. Halkevi tarafından Uzun Mehmet'in ailesi de araştırılır ve bulunur. Aileye de Halkevi tarafından 453 lira yardımda bulunulur. Adına öykü yarışmaları düzenlenir. 8 Kasım 1936 yılı törenlerine Başbakan İsmet İnönü ve İktisat Vekili Celâl Bayar da katılır.

Atatürk'ün Zonguldak ziyareti

Atatürk de Zonguldak ve bölgedeki madencilikle yakından ilgilenir. İktisat Vekili Celâl Bayar'a Havza-i Fahmiye Amele Kanunu'nun çıkarılması konusunda Bakanlar Kurulu'na yardımcı olmasını ister. Kanun çıktıktan sonra bölgeye müfettişler göndererek ocakların sık sık denetlenmesini ve iş güvenliği ile işçi sağlığına önem verilmesini ister. Atatürk 26 Ağustos 1931 günü de ani bir kararla Zonguldak'ı ziyaret ederek bölgenin sorunlarını dinler. Zonguldak ve Ereğli'ye büyük bir liman yapılmasını ister. Atatürk kömür ocaklarını da gezer. Burada "Zonguldak'ın derin toprakları altındaki servet-i madeniye ne kadar kıymetli ise, bizim nazarımızda Zonguldak da o kadar çok kıymetli bir vilayettir" der. (Karauğuz, s.161-162)

'18 yaşından küçükler çalıştırılamaz'

Cumhuriyet döneminde sanayileşmeyle birlikte gelişen işçi sınıfının, sosyal ve hukuki haklarını düzenlemek için en kapsamlı İş Yasası 1936 yılında çıkarıldı. Çıkarılan bu ilk iş yasasında, ağır iş kollarında ve özellikle maden ocaklarında 18 yaşından küçük işçi çalıştırılması yasaklandı. Osmanlı döneminde maden ocaklarında işçiler köle gibi çalıştırılırdı. Bunun önüne geçilmek için çıkarılan yasa bugünlere kadar titizlikle uygulandı. Ancak Soma'daki maden ocağı faciasında 15 yaşında bir çocuğun çalıştırılması 'vahşi kapitalist döneme mi döndük?' sorusunu sordurdu.

70'li yılların sloganı: 'Madenler devletleştirilsin!'

Liberal politikalarla, tekrar özel sektörün de maden işletmesine imkân verilmesiyle, millici ve sol kesimde 'madenler devletleştirilsin' sesleri yükseldi. 1960'lı ve 70'li yıllarda sıkça dillendirilen bu istek, Deniz Baykal'ın 3. Ecevit Hükümeti döneminde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptığı sırada TBMM'ye geldi. 4 Ekim 1978 günü çıkan kanunla, başta bor madenleri olmak üzere madenlerimizin devletleştirildi. Bundan rahatsız olan kesimler şiddetli tepki gösterdi. Baykal hararetle kanunu savundu. 1980 sonrası Turgut Özal dönemiyle madenler adım adım 'özelleştirme' adı altında yandaşlara peşkeş çekildi ve Cumhuriyet'le sahip çıkılan ocaklar 'kâr' hırsıyla tekrar özel ellere verildi ve maden kazalarında artış oldu. Soma'da kamunun işletmesinde olduğu 1984-2005 arasında ciddi bir kazanın olmaması buna en güzel örnek!

Cumhuriyet devriminin sanayileşme hamlesi!

Büyük sanayi hamlesi

Oysa 1929 dünya krizini Türkiye sanayileşme hamlesiyle atlatmış krizi büyük atılıma dönüştürmüştü. O dönem şunlara sahip olduk: bin km demiryolu, limanlar, Şeker Fabrikaları (1926-30), Türkiye İktisat Kongresi kararlarına uygun olarak bir sanayi bankası kurulması, 19 Nisan 1925 tarih ve 633 Sayılı Yasayla gerçekleşti, Bir kamu sınai ve madencilik bankası olan bu bankanın adı Türkiye Sınai ve Maadin Bankası olarak belirlendi. Bakırköy Bez Fabrikası, Keçiborlu Kükürt Fabrikası 1934, Kayseri Bez Fabrikası, Paşabahçe Cam Fabrikası, Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası 1935, İzmit Kağıt Fabrikası, Çubuk Barajı 1936, Nazilli Basma Fabrikası, Kayseri Sümerbank Dokuma Fabrikası, Ereğli Demir Çelik Fabrikası 1937, Gemlik Suni İplik Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası ve Divriği Demir Madeni İşletmesi 1938. Diğer kurum ve işletmeler: Tekel, PTT, THY, Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü, MTA, EİEİ, DDY, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, TMO, Etibank (Ereğli Kömür İşletmeleri de bu kuruluşa devredildi.), Sümerbank, İş Bankası... O yıllarda yurt dışına uçak yapıp sattığımızı da hatırlatırsak tablo daha iyi anlaşılır. (Özer Özçelik, Güner Tuncer, Atatürk Dönemi Ekonomi Politikaları, Sosyal Bilimler Dergisi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi)

Rakamlarla Türkiye:

Türkiye'de yıllık nüfus artışı ortalama % 11 olmasına karşın, 1927-35 arası işsizlik oranı % 39'dan % 25'e düşürüldü. 1927 yılında işletme başına düşen çalışan sayısı 3.9 iken, 1932 yılından sonra % 40'ın altına düşmemiştir. 1929 yılında cari fiyatlarla milli hasılatın % 9.9'unu oluşturan sanayi kesiminin payı 1939'da % 18.3'e çıktı. Ülke nüfusunun 1932-38 yılları arası ortalama % 12 artmasına karşın sanayileşme döneminde çalışan sayısının ortalama artışını % 13 olarak görmekteyiz. 1932 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO)'ne üye olundu. Ekonomik kriz döneminde de alınan tedbirlerle Türk halkı sıkıntıdan az etkilendi. Denk bütçe uygulamasına titizlikle uygulandı. 1921 yılında müesese sayısı 33 bin iken, işçi sayısı 76 bin idi. 1927 yılında müesese sayısı 65 bin iken işçi sayısı 257 bine yükseldi. Türkiye'nin 1927 yılında nüfusu 13, 1935 yılında da 16 milyon idi. Nüfusun % 80'i köylerde oturuyordu. Kalkınma Planı'nda konan yatırımların gerçekleştirilmesi için ayrılan toplam 44 milyon liranın % 49,9'unun dokumacılığa, %26,9'unun da madenciliğe ayrılması kararlaştırıldı. (Önder Deniz, Atatürk Dönemi Çalışma Hayatı ve 3008 Sayılı İş Kanunu, Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2005)

Ercan Dolapçı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.