O bir tiyatro işçisiydi

Büyük tiyatro adamı Muhsin Ertuğrul’un 122. doğum yıldönümü

O bir tiyatro işçisiydi
29 Nisan 2014 Salı 09:34

Muhsin Ertuğrul, bu ülkenin tiyatro yaşamının her alanında öncü oldu. Düşünür, eğitmen, oyuncu, yönetmen, yazar, organizatör, tasarımcı, çevirmen, idareci, kurucu ve tiyatro işçisiydi

Bir toplumun öncüsü, uyarıcısı ve kültür savaşçısı olan her sanatçı, önce kişiliğiyle varolur. Böyle bir kişilik, kendinden önce, yaptığı işi, ürettiği sanatı düşünen; küçük hesaplarla uğraşmayan; kendi çıkarını değil, toplumun gelişmesine katkıda bulunmayı düşünen;haksızlık karşısında eğilmeyen; bedeli ne olursa olsun düşündüğünü söyleyen ve söylediğini eyleme sokan niteliklerle donanmıştır. Sanatçı, yaptığı işten ödün vermediği ölçüde büyür ve topluma yararlı olur.

29 Nisan 1979 yılında İzmir’de yitirdiğimiz Muhsin Ertuğrul işte böyle kişiliği olan bir sanatçıydı. Gerçek bir tiyatro adamıydı. Ütopik değil, idealistti; oportunist değil, özveriliydi. Kendi için değil, tiyatro için kavgacıydı. Öfkeli değil, ciddiydi. Tersine, çekingen ve alçak gönüllüğü kişiliği, onu birçok kişinin yanlış anlamasına neden olmuştur. Onu içine kapanık, soğuk bulanlar olduğu kadar, saldırgan ve öfkeli sananlar da çıkmıştır. Oysa onun öfkesi, yalnızca tiyatro sanatını bilmeyenlere, tiyatroya duyarsız kalanlara ve ona haksız yere hakarette bulunanlara karşı alevlenmiştir. O, en sert yazılarını, kişisel düşmanlıklara dayanan haksız ve seviyesiz eleştirilere karşı yazmıştır.

Örnek yol gösterici

Sanat yaşamı içinde o, ne her dönem başka türlü esen yellere boyun eğmiş, ne de onu ezmek isteyenlere kendini ezdirmiştir; sanat yaşamı süresince bilgisini, görgüsünü, inancını büyük engellere karşın yürütmüş ve Türk tiyatrosunun oluşumuna yol açmıştır. Hiçbir zaman ve hiçbir yerde günlük politikanın baskısı önünde eğilmemiş, gerektiğinde bulunduğu makamı duraksamadan, şapkasını alıp terketmiştir. Böylece, yitirdiği yalnızca koltuklar olmuş, ama buna karşılık örnek sanatçı kişiliğini ölümüne dek dimdik ayakta tutmuştur. Yaptığı işe olan inancı ve çalışması, onunla birlikte başka bir yerde yeniden yeşermiştir. Onun için de, yetmiş yıllık sanat yaşamı içinde, kendini ve sanatını sürekli yenileyen, hep önceki kendine karşı çıkarak, sonraki kendini bulan Muhsin Ertuğrul, günümüze değin örnek bir yol gösterici olarak aramızda yaşamaktadır. Onun bu eskimeyen ve duraksız gelişim gösteren sanatçı özelliği, sanatçı niteliğini yalnızca kartvizit olarak para cüzdanlarında taşıyan kimselerden çok ayrıdır.

Yansılamakla başarı olur

Bugün, biz, tiyatrocuların varoluş nedeni bu büyük tiyatro adamıdır; çünkü bugünün tiyatrocuları olan bizler onun bu uzun, zor sanat yıllarının birer uzantısıyız. Ve şu çok iyi bilinmelidir ki, daha önce böyle bir ustadan yoksun olsaydık, bizler de olamazdık, bizden sonrakiler de... Onun sanat anlayışının karşısına çıkacak bir antitezde bile yine onun kendi kişiliği ve yaptıkları vardır. Sanatçının kendi döneminin güç koşulları içinde büyüttüğü ve bizlere emanet ettiği tiyatro, bugün artık çeşitli noktalarda yeterli değilse, çağdaş Türk tiyatrosunun gelişmesi açısından onu yadsımakla değil, onu yansılamakla başarıya ulaşabiliriz. Gelecek kuşaklara devredeceğimiz çağdaş Türk tiyatrosunu yaratmak istiyorsak onun ağırlığında ve değerinde tiyatro adamlarına gereksinimimiz olduğunu hatırdan çıkarmayalım.

Varolan karşıtlıklar

Bir oluşumu ve gelişimi vareden karşıtlıklardır. Varolan bir tezi yok saymak, savunması yapılmaya çalışılan karşıt tezi de yok saymak anlamına gelir. Bunun için, gelecek kuşakların oluşturacakları tiyatro, ancak daha öncesinin bilinciyle ortaya çıkacak bir düşünce sistemi içinde varolabilir. Yazınımızda ve sanatımızda yakın geçmişimizin değerleri üzerinde çok az duruluyor. Bir zamanlar fırtınalar yaratmış, kendi alanlarında etkin olup dönüşümler yaratmış sanat adamlarını unutmak, karalamak reddetmek gibi, çeşitli komplekslerin rol oynadığı hastalıklar sanatımızın diyalektik sürekliliğini tehdit etmektedir. Onun için de giderek belleksiz bir toplum durumuna girme tehlikesiyle karşı karşıyayız.

İşte Muhsin Ertuğrul da tiyatromuz açısından reddedilmesi olanaksız bir fenomendir. O, 1910 yılının 30 Temmuz günü profesyonel sahneye adımını ilk attığında oyun yazarı yoktu, sanatçı azdı, seyirci yok denecek durumdaydı.

En önemlisi sanatçı kişiliği

Tiyatrodan para kazanmak ise o dönem için inanılması güç bir masaldı. Kısacası, bugünkü gibi, tiyatro sanatçısını yüreklendirecek bir ortam yoktu. Üstüne üstlük, tiyatro aşağılık bir şeymiş gibi kabul ediliyor, Türk kadının sahneye çıkması günah sayılıyordu. Tiyatro bilgisi, estetiği, tekniği alanında hemen hiçbir olanak hazırlanmamıştı. Tüm bu yoksunluklar içinde başladı Muhsin Ertuğrul mesleğine...

Ama o bu yoksunluklara aldırmadan çağdaş türk Tiyatrosunun temel taşlarını yerleştirdi. Bu ülkenin tiyatro yaşamının her alanında öncü oldu. Düşünür, eğitmen, oyuncu, yönetmen, yazar, organizatör, tasarımcı, çevirmen, idareci, kurucu ve tiyatro işçisiydi. Türk kültür yaşamının az bulunur bir tiyatro kişiliğiydi. Çağdaş Türk tiyatrosunun her alanında ilk taşı koyan odur. O, başladığı anıtları bitirene değin, gece gündüz demeden, sabırla çalışan bir sanatçı, bir işçiydi. Yaratıcı ve değişken yaşamı içinde, yetmiş yıl boyunca Türk tiyatrosunu yönlendiren, kararlılığı ile hiç yılmadan her engeli aşabilen bir tiyatro adamı idi. O, çevresindeki yokluklara ve eksiklere aldırmadan, kafasına koyduklarını gerçekleştirmiş ve dinamik, genç, ileriye dönük bir Türk tiyatrosunu varetmiştir.

Onu, ellili yılların sonundan itibaren tanımak mutluluğuna eren biri olarak diyorum ki, genç kuşaklar Muhsin Ertuğrul’u çok iyi anlamalılar. Onu şaşkınlıkla, hayranlıkla karşılıyabilirler, ona gıpta edebilirler, onun yaptıklarına saygı duyabilirler, ama en önemlisi onun sanatçı kişiliğidir. Çünkü sanatçıyı sanatçı yapan kişiliktir ve bu da ne eğitimle ne bilgiyle elde edilebilir.

Heyecandan konuşamadı

Türk tiyatrosunun kurucusu, öncüsü, yaratıcısı Muhsin Ertuğrul, 29 Nisan 1979 sabahı, saat beşe doğru, seksenyedi yaşında İzmir’de yaşama veda etti. Ölümünden beş gün önce adına büyük bir tören düzenlenmişti: İzmir Güzel Sanatlar Fakültesi’nin önerisi ve üniversite senatosunun oybirliği ile aldığı kararla ona “Onursal Doktor” sanı verilmişti. O, başında zafer çelengi, yüreğinde binlerce kişinin sevgisini taşıyarak son kez çıktığı sahneden inmişti. İnmeden önce, heyecanından söyleyecek fazla söz bulamamış, kısa bir konuşmayla herkese teşekkür etmişti.

Tarihimizde hep anılacak

Muhsin Ertuğrul doğru sözlülüğü, eğilmeyişi, rüzgar horozu gibi dönmeyişi ile tiyatro tarihimiz içinde her zaman anılacak örnek bir kişiliktir. Ama bu toplum ona ne verdi diye araştıracak olursak düş kırıklığına uğrarız. Onu tanıyanlar ve sevenler dışında, toplum bu büyük sanatçıya çok az şey vermiştir. Yetkililer ona ne manevi huzur vermiş, ne de maddi rahatlık sağlamıştır. Türk tiyatro tarihi içinde, tüm varettiklerine karşın, Muhsin Ertuğrul’un yazgısı da, tiyatronun diğer özverili ilk sanatçıları gibi, dramatiktir. Biz bugün onun 121. doğum yılını kutlayan insanlar olarak şunu biliyoruz: herşeye karşın, zaman aşımına yenik düşmeyen bu üstün insanın her çabası ve emeği bu ülkenin tiyatrosu adına olmuştur. Daha nice yıllara ustam!

Özdemir Nutku


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.