Nazım da Silivri'de yargılandı

Nazım Hikmet, tıpkı Ergenekon'da olduğu gibi 1938'de 'imzasız bir ihbar' sonucu 'hükümeti yıkma' iddiasıyla tutuklandı. 35 yıla mahkûm edildi. 'Askeri isyana teşvik' suçlamasıyla Silivri'de yargılandı Adları...

Nazım da Silivri'de yargılandı
15 Ocak 2014 Çarşamba 14:35

nazim2

Nazım Hikmet, tıpkı Ergenekon'da olduğu gibi 1938'de 'imzasız bir ihbar' sonucu 'hükümeti yıkma' iddiasıyla tutuklandı. 35 yıla mahkûm edildi. 'Askeri isyana teşvik' suçlamasıyla Silivri'de yargılandı

Adları Abdülkadir, Ömer, Orhan, Naci, Şadi, Necati'ydi. Harp Okulu'nda okuyorlardı. Çoğu yoksul halk çocuğuydu. Haçlıklarından biriktirdikleri paralarla Balzac, Gorki, Zola, Dostoyevski, Tolstoy, Nazım Hikmet ve Sabahattin Ali'yi okuyorlardı... Avrupa'da ve dünyada Hitler faşizminin rüzgârları esiyordu... Doğu'da ise bunun karşısında sosyalist Sovyetler Birliği vardı... Bunların etkisi ülkemizde de gözleniyordu. Harp Okulu öğrencileri içinde bile gizli bir saf tutma vardı. İşte bu saflaşma kurban arıyordu. Buldu da... Nazım Hikmet ve askeri öğrenciler!

Harp Okulu'nda operasyon

Bir gün ders sırasında sınıflar basılır ve öğrencilerin üstü başı, çantaları ve dolapları didik didik aranır. Öğrencilerden Şadi gür sesle "ne oluyoruz yahu! Abdülhamit devrinde miyiz? Ne diye hiçbir şey söylemeden üstümüzü başımızı arayıp götürüyorsunuz?"der. 'İmzasız bir ihbar sonucu' Ankara Harp Okulu'nda 21 kişi gözaltına alınır. Günlerce süren ağır sorgudan geçirilirler. 19-20 yaşındaki gençler neye uğradıklarını şaşırır. Bir anda kendilerini askeri savcıların karşısında bulurlar. Öğrencilerden Aydınlı Ömer Deniz'in üzerinden 22 maddelik "İyi bir hayat tarzının tanzimi" başlıklı tüzük bulunmuştur. (Tüzükte sabahları erken kalkılacak, aç karna birer bardak su içilecek gibi 'sudan' şeyler vardır. Ömer gırgırına yazmıştır) Tüzüğün altında Ömer'le birlikte 5 arkadaşının da imzası vardır.

'Ada'yla konuştum'

İşte en büyük belge (!) bu olur. Bir önemli delil ise Ömer'in üzerinde bulunan mektuptur. Mektupta "Ada'ya gittim, konuştum, tatmin oldum" yazmaktadır. Ömer'e "kim bu Ada?" diye sorarlar. Sıkıştırma sonrası Ömer itiraf eder. 'Ada' Nazım Hikmet'tir! Ömer hayranı olduğu Nazım Hikmet'e bir İstanbul kaçamağında uğramış; Nazım ise 'polisin adamı' diye pek yüz vermemiştir. Bu da dosyaya girer.

'Anama nasıl bağlıysam'

Öğrencilerden Şadi'de ise "Anama nasıl bağlıysam, Hikmet'e de öyle bağlıyım" ifadeli telgraf nüshası bulunur. Şadi, bunu İstanbul'daki halasına göndermiştir. Onu da Nazım Hikmet bağlantısından dolayı sıkıştırırlar. Konuşmak istemez ama sonunda itiraf eder: "Hikmet benim karımdır. Son zamanlarda anamla arası açılmıştı. İkisinin de gönlünü almak için halama çekmiştim bu telgrafı. İki de çocuğum var" der. Askeri öğrencinin evlenmesi yasaktır. Bundan da ayrıca başı yanar...

Nazım yargılanıyor

Nazım Hikmet, 17 Ocak 1938 gecesi akrabası olan Celâleddin Ezine'nin evinde otururken polisler gelir ve tutuklar. Bir çuval da kitap götürür. Bir süre İstanbul Tevkifhanesi'nde bekletildikten sonra, Ankara'ya Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne gönderilir.

11 Mart 1938'de başlayan davada askeri öğrenciler dışında memurlar, lise ve ortaokul öğrencileri de vardır. Askeri öğrencilerin bazıları öyle yoksuldurlar ki ailelerine bile haber verip avukat tutmalarını isteyemezler. Diğer avukatlar onların da davasını üstlenir.

Yoksul halk çocuklarıydı

Nazım Hikmet verdiği ifadede, "Komünistliğini' kabul eder ancak öğrencilere asla propaganda yapmadığını söyler. Bir de ilave eder: "Yazık bu çocuklara, çok yazık! Yakmayın bunları, hiçbir suçu yok bunların. Ben de suçsuzum. Aleyhimde bir komplodur bu benim." Yalancı tanıklara karşılık öğrenciler okul öğretmenlerini tanık gösterirler. Ama bir türlü suçsuzluklarını kabul ettiremezler. Mahkeme 6 kişiyi suçlu bulur: Nazım Hikmet'e 15 yıl, Ömer'e 7,5, Mustafa Ergun'a 6, Necati'ye 6, Abdülkadir ile Orhan'a ise 5'er yıl ceza verilir. Davadan sonra salonda Nazım Hikmet'in "rezalet bu rezalet! Temyiz edeceğiz, temyiz!" sesleri çınlar... Beraat eden öğrenciler ise okulla ilişkileri kesilir... Yoksul halk çocukları sefalete itilir.

'Komedinin içindeydik'

Öğrencilerden Abdülkadir Meriçboyu yıllar sonra yazdığı anılarında davayı şöyle anlatır: "Bir komedinin mi içindeydik, bir dramın mı? Bunu kestirmek kolay değildi. Bir büyük haksızlığa karşı karşıyaydık. Belki bir disiplinsizlik yapmıştık, okul idaresinin çizdiği yoldan sapmıştık, ama kanunsuz hiçbir şey yapmamıştık. Bu vatanı çok seviyorduk hepimiz, kanunlara büyük saygımız vardı. Hiç birimizde, bu canım memleketin, bu güzel Türkiye'nin şu kadarcık fenalığını isteyecek bir tıynet yoktu. Pırıl pırıl birer yürek taşıyorduk." (s.66- 67)

Nazım Silivri'de de yargılandı

1938'in Haziran ayı sonlarına doğru, Donanma Komutanlığı'ndan gelen görevliler eski bahriye subayı Nazım'ı kelepçeli olarak Adalar açığında bekleyen Erkin gemisine götürürler. Önce bir ayakyoluna, sonra sintine ambarına kapatılır. Silivri açıklarında bekletilen gemide bu kez de Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde yargılanacaktır.

10 Ağustos 1938 günü başlayan davada, on dokuz gün sonra, 29 Ağustos 1938'de, "askeri isyana teşvik"ten, 20 yıl ağır hapse mahkûm olur. Aralarında Hikmet Kıvılcımlı, Kemal Tahir ve askeri kişilerin de olduğu 15 kişiye ise 3 ila 18 yıl arasında değişik cezalar verirler. İki cezası birleştirilince 35 yıl tutuyordur. Mahkeme bunu çeşitli gerekçelerle 28 yıl 4 aya indirerek karara bağlar. 29 Aralık 1938'de, Askeri Yargıtay'dan gelen onay, son umutları da boşa çıkarır.

KAYNAKLAR:

A. Kadir,1938 Harp Okulu Olayı ve Nazım Hikmet, İstanbul Matbaası, 2'nci Baskı, İstanbul, 1967

A.Faik Bercavi, Nâzım'la 1933- 1938, Cem Yayınevi, İstanbul 1992.

Orhan Kemal, Nâzım Hikmet'le Üç Buçuk Yıl, Sosyal Yayınları, İstanbul, yty.

(http://www.nazimhikmetran.com/dava_38_donanma.html)

Ercan Dolapçı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.