'Milli İktisat'ın öncüsü: Mithat Paşa

Osmanlı Devleti'nin parçalanmaya doğru hızla gittiği süreçte bazı reformlar sayesinde yıkılışa dur denmeye çalışılmıştı. Osmanlı'nın Batı karşısında geriliş sebebine Tanzimat aydınının bulduğu yanıt devlet düzeninin...

'Milli İktisat'ın öncüsü: Mithat Paşa
09 Mayıs 2014 Cuma 08:32

mithatpasa

Osmanlı Devleti'nin parçalanmaya doğru hızla gittiği süreçte bazı reformlar sayesinde yıkılışa dur denmeye çalışılmıştı. Osmanlı'nın Batı karşısında geriliş sebebine Tanzimat aydınının bulduğu yanıt devlet düzeninin bozulmasıydı. Bu teşhisten hareketle hayata geçirilmek istenen reformların esas hedefi mevcut yapıyı başta askeri hususlar olmak üzere Batı'daki yeni teknikleri uygulayarak iyileştirmek olmuştu. Mithat Paşa'ya kadar devletin yönetim şekli ve egemen üretim biçimini tartışmak mümkün olamamıştı.

Altyapı hizmetleri

Niş, Tuna, Bağdat, Selanik, Suriye, İzmir valiliklerinde bulunan Mithat Paşa, üretim biçimindeki değişimin toplumsal alana yayılarak genişleyeceğinin farkındaydı. Bu sebeple kendi halef ve seleflerinden farklı olarak önceliği ekonomik gelişmelere vermişti. Bulunduğu yerlerde sanayi mektepleri, köylüyü tefeciden kurtarmak ve yatırımlar için gerekli sermayeyi oluşturmak için emniyet ve menafi sandıkları kurmuş, nehirlerde vapur taşımacılığını başlatmış, demiryolları tesis etmiş, hastaneler açmıştı. Bağdat Valiliği esnasında petrolleri ilk işleten de Mithat Paşa olmuştu.

Memleket sandıkları

Mithat Paşa, Niş Valiliği'nde bulunduğu dönemde,1863'te çiftçilerin oluşturduğu kaynakla kurulan ve imece ulusüne dayanan "Memleket Sandıkları" milli bankacılığın ilk örneği olarak tarihe geçmiştir. 1867'de "Memleket Sandıkları Nizamnamesi"nin yürürlüğe girmesiyle Osmanlı Devleti'nin her yanında sandıklar faaliyete başlamış ve uzun yıllar hizmet vermişti.15 Ağustos 1888'de kurulan Ziraat Bankası'nın atası Mithat Paşa'nın hizmete soktuğu Memleket Sandıkları ve ardından Menafi Sandıklarıdır.

Devrimcilerin esin kaynağı

Mithat Paşa görev yaptığı süre boyunca önceliği alt yapı yatırımlarına vermiş ve bu yolla yenileşmeyi toplumsal bir değişim süreci haline sokmak istemişti. Bu yolda attığı somut adımlar halkın yeniliğe direncini kırmış ve değişime sempati duyulmasını sağlamıştı. Bu anlamda Cumhuriyet'in ilanından sonra atılacak adımlara yol gösterici olmuştu. Mithat Paşa, sadece kâğıt üzerinde yapılacak yasal değişikliklerin toplumun çağdaşlaşması için yeterli olmayacağının farkındaydı. Toplumsal değişim için ekonomik gelişimin zorunluluğunu tek fark eden elbette Mithat Paşa değildi. Ancak ilk fark eden aydınlardan olması bakımından kendinden sonraki devrimcilere esin kaynağı olmuştu. 1908 devriminden sonra İttihatçılar devletin asıl sorununun askeri değil ekonomik olduğunu teşhis etmiş ve yerli bir burjuvazi sınıfı oluşturmak ve ulusal bir ekonomi inşa etmek için "Milli İktisat" teorisini geliştirmişlerdi. Yine Mustafa Kemal'in öncülüğünde cumhuriyetin ilanından bile önce yapılan ilk iş, İzmir'de İktisat Kongresi toplamak olmuştu.

Suriye'de 'sürgün' bir devlet adamı

Osmanlı Devleti'nin gerileme sürecinde bir yandan merkezi ve mahalli yönetim bozulurken diğer taraftan da Avrupa devletleri "Şark meselesi" içinde gördükleri Arap sorununa gittikçe artan bir ilgiyle müdahale etmişlerdi. Bu ortamda, 1876 Anayasası'nı hazırlayan herkesi İstanbul'dan "uzaklaştırmış" olan Abdülhamit, asıl "suçlu"nun payitahtta hayalet gibi dolaşmasından rahatsız olmuş ve sürgün gibi bir atama yaparak Mithat Paşa'yı, dönemin adliye nazırı olan Cevdet Paşa'dan sonra Suriye Valiliğinde görevlendirmişti.

Paşa, iki yıllık valiliği sırasında gerek Suriye ve gerekse Lübnan'daki kötü gidişe dur demek için alınması gereken tedbirler üzerine kaleme aldığı lahiyayı İstanbul'a göndermişti. Mithat Paşa devletin bölgede bir an önce gerçekçi bir program uygulaması gerektiğine inanmış ve bu programın gecikmesi halinde devletin gerek Arap coğrafyasında gerekse Anadolu'da çok geçmeden parçalanacağını öngörmüştü. Emperyalistlerin müdahaleleriyle Suriye özelinde farklı etnik gruplara mensup gruplar arasında vergi-askerlik gibi konularda uçurumların olması Arap halkını bıktırmış, zaman zaman ayaklanmalar baş göstermişti. Paşa'nın ıslahat programının hayata geçirilmesi isteğine İstanbul bir türlü yanıt vermemiş, üstelik Paşa'yı ayrılıkçı hareketlere yardım etmekle suçlamıştı.

Buna rağmen Mithat Paşa Suriye'deki iki yıllık sadrazamlığı süresince bayındırlık, emniyet ve eğitim alanında önemli adımlar atarak Suriye halkının takdirini kazanmıştı.

Hatta, El-Cenne adlı gazetede Paşa'ya atfen bir teşekkür mektubu yayınlandı. Ancak Mithat Paşa, Suriye'de daha önce Tuna ve Bağdat valiliklerindeki yetkileri elde edememişti. Şam ve Lübnan sokaklarında asılan Türk karşıtı afişlere izin verdiği özellikle de Suriye'de kendi hakimiyetini kurmaya çalıştığı gerekçesiyle suçlanması Mithat Paşa'nın valilik görevinden alınmasına yol açtı.

Cansu Yiğit


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.