Milli hükümet sadece Meclis’ten çıkmaz -(TAMAMI)

CHP Sözcüsü Koç, iktidar seçeneğini için görevi saptadı: Türkiye’nin yaralarının sarılması için çoğulcu temsiliyetli bir parlemento aritmatiğini gerçekleştirmek zorundayız AKP...

Milli hükümet sadece Meclis’ten çıkmaz -(TAMAMI)
17 Ağustos 2013 Cumartesi 18:35

CHP Sözcüsü Koç, iktidar seçeneğini için görevi saptadı: Türkiye’nin yaralarının sarılması için çoğulcu temsiliyetli bir parlemento aritmatiğini gerçekleştirmek zorundayız

AKP genel seçimle geldi, yerel seçimle gitmelidir diyen Meclis Eski Başkanı Cindoruk, “Her zaman halka güveniyor ve örnek olarak da Gezi olaylarını gösteriyorum” diyor

Prof. Dr. Haluk Koç, üç dönemdir Samsun milletvekili. Bugün CHP Genel Başkan Yardımcısı ve partisinin sözcüsü. Siyaseti kararlı ve dengeli bir yörüngede sürdüren bir akademisyen. Mustafa Kemal’in Samsun’da başlattığı Kurtuluş Savaşı ve devrimlerinin savunucusu bir yurtsever. Samsun’un Cumhuriyet tarihinin başlangıç noktası olmasının bu kente taşıdığı ayrıcalığın farkında, bu sorumluluğu taşıdığına inanıyor ve milletvekilliğinin siyasi sorumluluğunu bu yönde şekillendiriyor.

Koç’la CHP genel merkezindeki ofisinde buluşuyoruz. Her yurtsever gibi ülkesi için ciddi kaygılar taşıyor. “Cumhuriyet’in tüketilen değerlerini AKP iktidarı ile yaşanan erozyonları nasıl onaracağız?” soruma ‘’Mutlaka onarılacaktır. Başkası düşünülemez’’ diyor ve bu olgunun Milli bir hükümetle olup olmayacağı sorusuyla ilgili şunları söylüyor:

Erdoğan ‘deliğe süpürülecek’ noktaya gelmiştir

Bugün içinde yaşadığımız süreç tek kişinin ihtirası ve siyasi beklentileri ile çekildiğimiz bir kaos ortamını gösteriyor. Başbakan 11 yıllık iktidarı sonunda mutlak tek güç olarak tüm demokratik kuralları ilga etmiş, tüm demokratik kurumların içini boşaltarak işlevsiz kılmıştır. Dış politika konusunda tedavi edilmesi mümkün görülmeyen bu kimlik yapısı, Türkiye’yi içinden çıkılması zor, farklı maceralara sürüklemiştir. Uluslar arası konjöktör dünyada finans dengesizliğine bağlı oluşan yeni kriz dönemi de Başbakanın önümüzdeki üç yıl için yaptığı hesapları zora sokmuştur. Yani yeni dünya düzeninin şu ana kadar siyasi mimarisini hazırlayarak desteklediği Tayyip Erdoğan olgusu artık deliğe süpürülecek noktaya gelmiştir.

Öncelikli hedef yerel seçimler

Son yaşadığımız olaylar çevre duyarlılığı tepkisini aşmış, dinamik, üretken genç nüfusun ağırlıklı olduğu topluma uygulanan baskı taşarak lidersiz kontrolsüz geniş sokak gösterilerine dönüşmüştür. Teslimiyetçi ulusal duyarlılıklardan uzak diktatoryal eğilimlerini yönetime yansıtan, milli iradeyi bir tek kendisine oy verenlerin iradesi olarak algılayan siyaset tarzına isyan noktasına gelinmiştir. AKP yapısının önümüzdeki yerel seçimlerde mutlaka geriletilmesi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de görevden düşürülmesi bu topraklarda yaşayan düşünceleri farkı olsa da tüm duyarlı yurttaşlar için öncelikle hedef olmalıdır.

Birlik olarak amacımızı gerçekleştirmeliyiz

Milli Hükümet arayışı 326 AKP milletvekili olan bir meclis aritmetiğinden çıkmaz. İlk genel seçimle beraber her alanda kanatılan Türkiye’nin yaralarının sarılması için çoğulcu değil ama çoğulcu temsiliyeti barındıracak bir parlemento aritmatiğini hep beraber gerçekleştirmek zorundayız. Akıl bilim ve sağ duyu rehberliğinde bu duyarlılıklarımızı birleştirerek gerçekten demokrasi gerçekten özgürlükler bağlamında bu hedefi yakalamak zorundayız. Çare; demokrasi mücadelemiz ısmarlama, taşeron siyaset uygulamaları yerine küresel emperyalizmin raflarında duran Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-dinci dosyalarının tuzağına düşmeden bir ve birlikte olarak bu amacı gerçekleştirmek olmalıdır.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

12 Eylül sonrası Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde Sayın Cindoruk bir dönemeç. Yasaklı siyasetin ilmeklerini ustaca çözen bir siyasetçi, yıl 1985. Cindoruk, Doğru Yol Partisi’nin başında ve siyasi yasakların kaldırılması mücadelesini dişe diş sürdürüyor. Bu mücadele kazanılırsa partisinin yasaklı lideri Demirel’e yerini hemen verecek. Özal, kendisine ‘emanetçi’ diyor. Yanıt net: “Evet emanetçiyim ve gasp ettiğiniz ne varsa sizden alacak, sahiplerine teslim edeceğim.”

Yıl 1987... Yıl 2013

26 yıl sonra Cindoruk ileri yaşına rağmen, bugün yeniden mücadelenin içinde. Bu kez esir alınan Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyet’in temel ilkelerini AKP’den geri alma mücadelesi için vurdu yollara...

Milli Merkez ülkeyi yeniden Kuvayı Milliye günlerine taşımanın bilinciyle yurtseverlerin, ‘ülkemiz bölünmesin’ diyenlerin öncü kuruluşu... Milli Merkez’in seçilmiş başkanı Sayın Hüsamettin Cindoruk’la, iktidar seçeneği nasıl yaratılır sorusuna verilecek cevapları konuşuyoruz;

‘Barış süreci’ çözülme sürecine varmıştır

“Milli Anayasa forumu kurulduğu günden bu yana aynı şeyi söylüyor. Bu iktidar döneminde Türkiye çok ciddi bir bölünme tehdidi yaşıyor. Son günlerin olayları bu tespitleri haklı çıkarmakta. Barış süreci giderek çözülme sürecine varmıştır.

İmralı-Kandil-Diyarbakır üçgeni milli devletimizi önemli ölçüde değiştirmeye çalışıyor. İktidar bu çözülmenin ya farkında değil ya da bilinçli bir takipçisi. Buna karşın Kürt kökenli vatandaşların Cumhuriyetimizle demokrasiye, Batılı ve çağdaş uygarlığa bağlı olduklarına inanıyoruz. O zaman bizim, ‘Atatürk’te birleşelim’ hedefimiz ve inancımız etrafında bir siyasi toparlanmaya gitmemiz gerekiyor.

Merdiven altı demokrasisi

Bugünkü iktidarların yöneticileri siyasi Kürtçülüğün bir ayrılıkçı niteliğe kavuşmasına destek verdiler. Sayın Başbakan çeşitli konuşmalarında Cumhuriyetimizin ‘kendilerine zenci muamelesi’ yaptığını Dışişleri Bakanı da ‘Cumhuriyetin bir fetret devri olduğunu’ söyleyip geliyor.

Bu iktidar Cumhuriyet’in başta Kürtler ve etnik kümeler olmak üzere Müslüman dindarları ezdiğini söyleyip durdular. Böylece Cumhuriyet ve Atatürk karşıtlığında doğal bir ittifak olduğunu ifade ederek, üzerine bugünkü rejimi inşa ettiler. Bu ‘ileri demokrasi’ değil ‘merdiven altı demokrasisi’dir. Bunun kanıtlarını ve sonuçlarını sormaya gerek görmüyorum.

Şimdi soru şu: Bölünmek üzere olan bir devletin sadık vatandaşları inançlı ve laik cumhuriyetler ne yapmalı?

‘Gezi olayları halk itirazıdır’

Son Gezi olayları önemli bir kitlesel halk itirazıdır. Bileşkesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün ışıkları, renkleri saklı. Bize hem örnek hem güç veriyorlar. Sayın başbakan bu itirazın içeriğini fak etmiş olduğunun polisleriyle yaptığı iftarın konuşmasında ipuçlarını verdi. Ve açıkça halkla polis arasındaki makası açarak faşizan bir davranış sergiledi. Bunu nafile buluyorum. Çünkü Türk polisi bir militan kadro değil halkın çocuklarıdır. Onlar da belli bir süreçte kendi özlerine döneceklerdir. Önemli olan Başbakanın siyasi manevralarını önlemektir.

‘Ortak merkez kaçınılmazdır’

Sayın Cindoruk, tarifsiz kederler içinde ülkesi için kaygılarda. Ve bu kaygılarını nasıl ülke gündeminden çıkarılacağını, karanlık gidişin nasıl önleneceğini düşünüyor. Çabası burada yoğunlaşıyor. Diyor ki “AKP bugün İmralı-Kandil ve BDP ile ittifak yapmıştır.

Buna karşı bizim siyasi kadrolarımızın tek başına sonuç alabileceklerine inanmıyorum. O nedenle Gezi Parkı eylemlerini örnekledim. Bu büyük tehlike karşısında ortak bir merkez oluşturmak kaçınılmaz hale gelmektedir. Atatürkümüz’ün dediği gibi ‘Hattı değil sathı müdafaa’ etmemiz gerekiyor. Bu satıh Milli Misak sınırlarımızdır. Laik demokratik cumhuriyetimizdir. İstiklal marşımızdır. Atatürk’tür, bayrağımızdır, 23 Nisan 1920 Meclisimizdir.’’

Sayın Cindoruk’un tespitleri bunlar. Bu nedenle Milli Merkez fikrinin içinde coşkuyla yer almış. Burada yurtseverlerin oluşturduğu toplantılar toplumdan ses vermiş, ‘bu sesi örmek gerek’ diyor ve ekliyor:

“Milli Merkez bir işaret fişeğidir. Ayrıntılara girmek istemiyorum. Ayrıntılar itirafları ayrılıkları peşinde getirebilir. Ama eğer bu söylediklerimiz doğruysa ya da kim, kimler ‘buna katılıyorum’ diyorsa onların bir olması, bir arada düşünmesi ve çareyi bulması gerekir. Önümüzdeki günlerde ortaya yargı kararları çıkacak. Üstelik AKP’nin seçim sistemi dahil Meclisten geçireceği yasalar çıkacak. Bizim ne demek isteğimizi seçimden önce bütün taraflar daha açık ve net görecekler. Son bir cümle söyleyeyim, bu iktidar genel seçimle geldi, yerel seçimle gitmelidir.”

Merdiven altı demokrasilerde bile çare tükenmez

Burada araya giriyorum. Peki bu ülke gerçeği adına sizin içinde olduğunuz Milli Merkez ne yapmalı. Bu, keyifli bir o kadarda tarihi söyleşinin son sorusu oluyor ve Sayın Cindoruk noktayı şöyle koyuyor:

“Bizim işimiz, inancımız halkımızdır. Ben kendi payıma her zaman halka güveniyor ve örnek olarak da Gezi olaylarını gösteriyorum. Sayın Demirel’in dediği gibi ‘demokrasilerde çareler tükenmez.’ Hatta merdiven altı demokrasi olsa bile.’’

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.