Mafya-tarikat rejimi Abdülhamid’e doktora ünvanı veriyor! -(TAMAMI)

Karabük Üniversitesi, 2. Abdülhamid’e Hicaz Demiryolu Projesi nedeniyle onursal doktora ünvanı veriyor. Ünvanı hanedanın en yaşlı üyesi olarak Harun Osmanoğlu bugün yapılacak törenle...

Mafya-tarikat rejimi Abdülhamid’e doktora ünvanı veriyor! -(TAMAMI)
24 Mayıs 2013 Cuma 18:21

Karabük Üniversitesi, 2. Abdülhamid’e Hicaz Demiryolu Projesi nedeniyle onursal doktora ünvanı veriyor. Ünvanı hanedanın en yaşlı üyesi olarak Harun Osmanoğlu bugün yapılacak törenle alacak. İlginçtir, mafya tarikat rejimi Abdülhamid’leştikçe, Vahdettin’e de “vatan haini değil!” diyor. Peki her iki dönemde de yaşamış ve onlarla mücadele ederek devrimleri gerçekleştirmiş olan Mustafa Kemal Atatürk, onlar için ne diyordu:

İkisini de devirdi

Mustafa Kemal Paşa, ögrencilik yıllarında Abdülhamid’in baskısıyla karşı karşıya geldi. Yasak yayınlar çıkardı. Kitaplar okudu, teşkilatlar kurdu. Tutuklandı; zindana da atıldı. 1908 Devrimi’nin içinde oldu. 31 Mart gerici ayaklanmasını bastıran Hareket Ordusu’nun da kurmay başkanıydı. Abdülhamid tahttan indirildiğinde de notlarına “Yıldız sük’un etti” diye not düştü.

Mezarı başında ettiği yemin

Annesinin ölümünü bile Abdülhamid ve Vahdettin’in zulüm rejimine bağlar. 27 Ocak 1923 günü İzmir Karşıyaka’daki mezarı başında “Burada yatan validem, zulmün, cebrin bütün milleti felaket uçurumuna götüren keyfi bir idarenin kurbanı olmuştur” der ve annesinin Abdülhamit dönemiyle başlayan çileli yaşamını anlatır: “1905 tarihinde mektepten henüz erkânıharp yüzbaşısı olarak çıkmıştım. Hayata ilk adımı atıyordum. Fakat bu adım hayata değil, zindana tesadüf etti. Hakikaten bir gün beni aldılar ve müstebit idarenin zindanlarına koydular. Orada aylarca kaldım. Validem bundan ancak hapisten çıktıktan sonra haberdar alabildi.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 14, Kaynak Yayınları, s.393)

Vahdettin’in annesine baskısı

Vahdettin döneminde Samsun’a çıkar. Askerlikten istifa etmek zorunda kalır. Ankara’ta TBMM’yi açınca da hakkında idam fermanı çıkar. Bunu da şöyle anlatır: “Annem, Padişah tarafından verilmiş olan idam kararının infaz edildiğini zanneylemiş ve bu zan kendisini felce uğratmış. Ondan sonra bütün mücadele seneleri onun hayatını elem, ıstırap içinde geçirmişti. İkametgâhı binbir türlü sebep ve vesilelerle basılır ve aranır, kendisi rahatsız edilirdi. Bu gözyaşları ona gözlerini kaybettirdi. O artık maddeten ölmüştü, yalnız manen yaşıyordu.”

Bir de yemin eder: “Bu kadar kan dökerek milletin elde ettiği ve sağlamlaştırdığı hâkimiyetin muhafaza ve müdafaası için icap ederse validemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim. Milli hâkimiyet uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.” (age., s.394)

‘Adi mahlûk’

Mustafa Kemal Paşa, Vahdettin’in yurdu terk etmesi üzerine de şunları söyler: “Hakikaten, her ne sebep ve suretle olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar adi bir mahlûkun, bir dakika dahi olsa, bir milletin başında bulunduğunu düşünmek ne hazindir! Teşekküre değerdir ki, bu alçak, kendisine miras kalan saltanat makamından millet tarafından düşürüldükten sonra, alçaklığını tamamlamış bulunuyor.” (ATABE, C. 20, Nutuk 2, 1927, Kaynak Yayınları, s.217-218)

TARİHÇİLER NE DİYOR

- Prof. Dr. Alpaslan Işıklı (Tüm Öğretim Elemanları Derneği Genel Başkanı-Akademisyen): “Abdülhamid’e bir rütbe vermeleri mümkündür ama, unutulmaması gereken bir husus var; ne olursa olsun padişah denilen bu insanların babalarının padişah olmasından başka meziyetleri yoktur. Dolayısıyla bir deli de, bir hain de padişah olabilir.

Abdülhamid’in iyi bir marangoz sayılması isabetli olabilir, ama koskoca İmparatorluğun kaderinin teslim edileceği kişinin bu durumla orantılı yetenekleri bulunması icap eder. Bunun da tarihsel olarak en önemli ölçütü halkın onayıdır. İçinde bulunduğumuz koşullarda bir padişahı, yani demokrasi dışı koşulların ürünü olan bir kişiyi gündeme getirmek demokrasi dışı çözümlere egemen kılmak arzusundan başka bir anlama gelmez.”

- Prof. Dr. Nejat Kaymaz (İnkılâp tarihi uzmanı, akademisyen): “Osmanlı’ya dönmeye çalışıyorlar. Bütün çabaları bu. Ellerine yüzlerine bulaştıracaklar. Maskaralık. Bunlar siyasette, kültürde, sanatta, Suriye konusunda hepsinde saçmaladılar. Geriye dönüşün de böyle hiçbir şekilde düşünülemeyecek olanlarını çıkardılar ortaya. Bunların da sonu geliyor gibi... Bir taraftan insan üzülüyor, bir taraftan da ironik olarak düşünüyor; tebessüm ediyor.

Abdülhamid’in İslâmcı politikasını beğeniyorlar. Ama unutuyorlar, Abdülhamid İmparatorluk yıkılırken ‘denize düşen yılana sarılır’ misali İslâmcılığa sarılmıştı. İslâmcı politikası kendisine göre kitabiydi. Bir işe de yaramadı.”

- Prof. Dr. H. Zafer Kars (Bilim ve Ütopya Dergisi Yazı Kurulu Üyesi): “Abdülhamit döneminde yaptırılan Hicaz ve Bağdat demiryolları, Orta Doğu’da Alman egemenliği sağlamaya, İngiliz etkisini azaltmaya yöneliktir. Zaten her iki demiryolu da Almanlar tarafından inşa edilmiş ve işletilmiştir. Bu demiryolları çevresindeki geniş alanlarda Almanlara sömürge yönetimlerinin sahip olduğu idari ve iktisadi imtiyazlar verilmiştir. Karabük Üniversitesinin bu töreni duyurmak için kullandığı dil Osmanlıcı, İslamcı ve Abdülhamitçidir.

Türkiye Cumhuriyetini kuran kadroların hayatları Abdülhamit’le mücadele içinde, Abdülhamit istibdadını yıkma savaşıyla geçmiştir. Bu onursal doktora kararı, AKP döneminde kurulan “üniversite”lerin kendilerini Türkiye Cumhuriyeti mirasına değil müstebit Abdülhamit mirasına bağlı saydıklarını gösteren bir örnektir.”

- Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz (Zonguldak Karaelmas Üniversitesi eski Rektörü): “ Ben de gazetelerden öğrendim. Neden veriyorlar. Gerekçesi nedir. Onu bilmek gerekiyor. Gazeteden öğrendiğime göre de raylı sistemler mühendisliği önermiş. Hicaz demiryolu nedeniyle. Kararı bilmeden bir değerlendirme yapmam doğru değil. Teşekkür ederim.” Not: Ödül, Bektaş Açıkgöz Salonu’nda verilecek.

- Osman Selim Kocahanoğlu (Tarihçi- yazar): “Karabükle Adülhamid’in ne ilişkisi var? Hicaz demiryolu ordan geçmiyor, niye veriyorlar ki? Münasebet nasıl kurluyor. Akıl var mantık var. Beylerbeyi Sarayı içinde verseler daha iyi olurdu. Öldüğü odayı bul orda ver. Bülen Arınç’ı da çağır o versin. Hâlâ bir bağlantı kuramadım. Abdülhamid acaba Karabük’te maden ocağı mı açmış biz bilmiyoruz?”

- Dr. Arda Ordabaşı (Araştırmacı-yazar): “Ne diyeceğimi şaşırdım doğrusu (kahkahalarla güldü). Bravo doğrusu. Bunu da yaptılar. Yeterince açık sanırım söylediklerim. Sayın Doğu Perinçek gayet güzel yaşmış bugün (dün). Karşı devrimin kendi tarihini dayatması girişimi.”

İÇERİYE ZALİM DIŞARIYA PISIRIK

- Abdülhamid’in 33 yıllık iktidarı döneminde Osmanlı İmparaatorluğu en büyük toprak kaybına uğradı: Kıbrıs, Mısır, Tunus, Romanya, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek ve Girit elden gitti.

- 1877-78 Osmanlı Rus Harbiyle doğuda Ardahan-Kars Batum elden gitti. Batıda da Bulgaristan’ın temelleri atıldı.

- Ağır borçlanma başladı. 1882 yılında Duyun-u Umumiye maliyeye el koydu.

- Dışarıya verilen mali imtiyazlar ekonomiyi bitme noktasına getirdi.

- İç piyasa yabancı mallara ardına kadar açıldı.

- Uygulanan sosyal ve ekonomik politikalar nedeniyle eşkıyalık arttı. Ülkede asayiş kalmadı.

- Meclisi Mebusan kapatıldı. 1876 Anayasası askıya alındı.

- Kurulan jurnalcilik sistemiyle halka ve aydınlara baskı uygulandı. Jön Türk devrimcileri sürgün edildi.

- Basına akıl almaz baskı uygulandı. “Yıldız, burun, Kıbrıs, Bulgaristan, Mısır, İnkılâp, hürriyet” gibi kelimeler yasaklandı.

- Baskı nedeniyle Mehmet Akif, bir şiirini bile yayımlatamadı. Tevfik Fikret, Namık Kemal ve Ziya Gökalp gibi aydınlar da bundan nasibini aldı. Türk edebiyatı geriledi.

- Mithat Paşa gibi büyük devlet adamı, entrikayla Yıldız Mahkemesi’nde yargılanarak Taif’e sürgüne gönderlidi ve orada 1884 yılında boğdurularak katledildi.

- İçeriye zalim, dışarıya pısırıktı. Dış politikası büyük devletlerin karşısında geri adım atma demekti. Milli çıkarları savunamazdı. Büyük devletlere verdiği imtiyazlarla koltuğunu korumaya kalktı. Buna da “Büyük devletleri çok iyi idare etti” dendi.

- Türk ordusu içten içe çürütüldü. Donanma Haliç’ten dışarı çıkamadı. Orduya, darbe yapar diye tatbikat bile yaptırılmadı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.