Kürt kadını feodalizme başkaldırdı

Erciş’li Meftun hem anne, hem eş, hem de kararlı bir kadın hakları savunucusu. Aynı zamanda Kadınları Yaşama Katma Derneği kurucusu. Feodalizme bir başına kafa tuttu ama eşi de bu mücadelede ona desteğini esirgemedi Meftun...

Kürt kadını feodalizme başkaldırdı
01 Ağustos 2014 Cuma 05:42

kurtkadini

Erciş’li Meftun hem anne, hem eş, hem de kararlı bir kadın hakları savunucusu. Aynı zamanda Kadınları Yaşama Katma Derneği kurucusu. Feodalizme bir başına kafa tuttu ama eşi de bu mücadelede ona desteğini esirgemedi

Meftun Altun, Van’ın Erciş ilçesinde yaşayan bir kadın... 3 çocuk annesi. Eşi Eyyüp Altun diş hekimi. Bahçe içinde sevimli ve apaydınlık bir evde yaşıyorlar. Meftun her gün eşini işe, çocuklarını okula gönderiyor. Kahvaltı, çamaşır, temizlik, akşam yemeği, ütü, soba kur-kaldır derken evin işi bitmiyor.

O, gerici geleneklere, törelere karşı bir savaş başlatmış. Memleketin her yerinden kadın cinayetleri haberi gelirken Erciş’te sessiz sedasız kadınlar için mücadele etmiş.

‘FEODALİZM OLDUKÇA...‘

O’nu Erciş’te tanıdık, size tanıtmak istedik. İdeallerini, kaygılarını, yaptıklarını bize anlattı. Meftun’un mücadelesinde yanında olan eşi Eyyüp Altun da sohbetimize katıldı.

- Gerici gelenekler hâlâ sürüyor mu? Berdel, başlık parası?

MEFTUN ALTUN: Toplumda feodal sistem olduğu için hala aşiretçilik var. Ben bir aşiretin kızıysam onların her dediğini yapmak zorundayım. Hâlâ kadınlar başlık parasıyla satılıyor. Kadının hiçbir yeri yok.

‘KOMŞUMU İPTEN ALDIM’

- Peki yaşadığınız sorunlar neler?

MA: Kırsal kesimin kadınlarında çok intihar yaşanıyor. Erciş’te de çoğaldı. Kadınlar doğumdan 6 ay, 1 sene sonra intihar ediyor. Ekonomik sıkıntılar, kadının yalnız kalması... Komşum böyle intihar etti. Ben gidip ipten çıkarttım.

Gelin, büyüklerin yanında konuşmaz. Derdini işaretle anlatır. Kayınpederi soru sorar. O da emme basma tulumba gibi ya ‘evet’ ya ‘hayır’ işareti yapar. Buna ‘gelinlik’ diyoruz biz. Evde kocasından büyük herkese ‘gelinlik’ yapılır.

‘SATTIKTAN SONRA FATİHA OKUYORLAR’

- Başlık parasıyla gelin alınıyor mu?

MA: Bizim siyasetçiler ‘özgür irade’ diyor. Kadını başlık parasıyla sattığın zaman kayınpederinin evine gidiyor. O kadının gururu, şerefi, namusu her şeyi o babaya satılıyor. Özgür iradesi nerede? Özgür iradeyle nasıl oy kullanacak? Zaten sen beni sattıktan sonra beni bitiriyorsun. Her şeyimi satıyorsun. Artık ben insan değilim ki!

- Ne kadar başlık parası istiyorlar?

EYYÜP ALTUN: Bölgede başlık parası 15-20 bin TL’dir. Altın olarak da 25-50 altın arasında değişiyor. Bir akrabam 50 altına satıldı. Onu da anlatayım: Akrabamın kızı istenecekti, beni de çağırdılar. Gittim. Büyük bir salon. Salonda 40 kişi var. Erkek tarafı 20 kişi kadar. Oturuyoruz ve pazarlık başladı. Oğlanın babası ‘Sen bizden ne alacaksın?’ dedi. Kızın babası da ‘Ben sizden 60 altın alacağım’ dedi. Oğlan tarafı ‘Çok istiyorsun. 30 altın yapalım’ dedi. Pazarlık böyle sürdü.

Kız tarafı 55 altına indi. En sonunda satışı 50 altına bağladılar. Kızı verdiğini gösteren belirti, miktar belirlendikten sonra Fatiha okunmasıdır. ‘Fatiha okunacak’ dediler, dışarı çıktım. Ben böyle bir pazarlığın içinde olmam. Kızı 50 altına sattılar. 50 altın verip kızı alan adam artık onu kendi malı olarak görmez mi? O kızın söz hakkı olabilir mi?

‘KIZ EVLAT, EVLAT DEĞİL...’

- Ben kızımı satmam diyen baba çıkmıyor mu?

MA: Yok hiç çıkmıyor.

EA: Biz eşimin derneğiyle köyde bir kampanya yürüttük. ‘Bu köyden başlık parasını kaldıracağız’ dedik. Bir ekip topladık, bütün evleri dolaştık. ‘Pilot köy olsun burası’ dedik ailelere. Aileler utandı, itiraz edemedi. Birkaç ay sonra baktık ki gizli gizli başlık parası almışlar.

MA: Biz bunun için Kaymakam’a da başvurduk. Dernek adına gittik. Köylüler ‘Neden Kaymakam’la böyle bir şey yapıyorsunuz?’ diye karşı çıktı.

- Kuma var mı?

MA: Olmaz mı? Hem de çok yaygın. Bir erkek eşini nasıl bir adamla paylaşmak istemiyorsa, kadın da kocasını paylaşmak istemiyor.

- Bir aile kız çocuğu olduğu zaman ona nasıl yaklaşıyor?

MA: Kız çocuğu evlattan sayılmıyor ki sevilsin. Erkek çocuğuna 40-50 bin TL’ye düğün yapıyor. Kızını ise o paraya satıyor. Başlık parası aldığı zaman verdiği emeğin karşılığını alıyor. O kız evde besleme. Bakıyor, büyütüyor, parasını geri alıyor. Evlat değil o, hayvan gibi. Biz buna karşı mücadele ediyoruz. Ben daha önce bir partinin 8 Mart toplantısına gittim. Bunları dile getirdim. ‘Bir daha bu kadın gelmesin’ demişler.

‘KÜRT SORUNU FEODALİZMİN PENÇESİNDE’

EA: Kürdün en büyük sorunu feodalizmdir.

MA: Ben bir Kürdüm. Kürt kadınının geleceğini parlak görmüyorum. Kim iktidar olursa olsun ezileceğim. Benim yerim yok. Yarın başkası gelse ben yine feodalizmin pençesinde olacağım.

- Çözüm ne?

MA: Eğitim ve ekonomi. Başka hiçbir şey kadını kurtaramaz. Feodal toplumda okumuş insana çok saygı duyulur. Okumuş bir kadına dil uzatamazlar. Biz annelerin birinci görevi kızlarımızı okutmak ve iş sahibi yapmaktır. Evlendiği zaman kocasının yanında da söz sahibi olur. Bugünkü bilinçli anne bilinçli yarınlar yaratacak. Bunun için kırsal kesimlerdeki kadınlara ulaşmak gerekiyor.

Meftun Altun’un evlere şenlik bir dernek kurma hikayesi var. Adı Kadınları Yaşama Katma Derneği...

- Nasıl çıktı dernek fikri?

MA: Bir tekstil atölyesi açıp, kadınların çalışmasını sağlama hayaliyle girdim bu işe. Köyden gittim 7 kadın buldum. Merkeze, derneği kurmaya gittim. Her Emniyet’e gittiğimde beni sorguya alıyorlar; ‘Neden bu derneği kuruyorsun? Amacın nedir?’

Neyse derneği kurduk. Sonra köyleri gezmeye başladık, derneği tanıtmak için. Sıfırdan başlamışız. Paramız yok. Bir kermes yapalım dedik. Kadınlar çorap falan verdi, satacağız. Biri gitmiş beni şikayet etmiş; ‘Meftun bu derneği kurmuş, çorapları alıp dağa gönderiyor’ diye. Sonra askerler geldi, bizi karakola götürdü. Aşirette bir kadının karakola gitmesi çok ayıp bir şey. Biz kimse bizi tanımasın diye örtüne örtüne gittik.

BİR KIZIMIZ ÜNİVERSİTEDE

- Peki ne işler yaptı dernek?

MA: Bir Avrupa Birliği projemiz vardı. Sunduk, kabul edildi. Burada evimin üst katında 30 kadına dikiş nakış kursu verdim. Onlara hep okumanın önemini anlattım. Şimdi o kızlardan biri Ağrı’da 4 yıllık Türkçe Öğretmenliği bölümünü kazanmış. İlkokul mezunuydu. 25 yaşından sonra ortaokul ve liseyi açıköğretimde okudu. 5-6 arkadaşım da liseyi bitirdi. 4 kişi ortaokula kaydını yaptırdı, okuyor. Benim eğitim verdiğim kızların hepsi şimdi makinacı. Dikiş nakış yapıyorlar. Para kazanıyorlar.

EA: Derneğin bir amacı da kadınlara kazanılmış haklarını anlatmak. Miras hakkı gibi. Ama burada kadınlar miras alamaz. Kadına verilen para kocasına verilmiş gibi sayılıyor. Kıza verilmiş miras kaybedilmiş olarak görülür. Hala kan parası var. Mesela biri birini öldürür. Sen affedilmek için karşı tarafa kızını verirsin. Kan dökülmesin, kan davası başlamasın istiyorsan karısı kaçırılan kişiye bir silah, para ve bir kadın verirsin. Bazen bekar kız olmadığı için ortaokuldan alıp verirler. Bu Cumhuriyet kanunlarında var mı?

- Dernek şimdi ne durumda? Devam edecek misin?

MA: Duruyor. Ama insanlar korkuyor. Baskı var. Bir de parasal sıkıntımız var. Ama elimden geldiğince devam edeceğim... Sonuna kadar varım.

EVİN TÜM İŞİ ‘GELİN’DE

Burada kadının durumu içler acısı. 16-17 yaşında kızları evlendiriyorlar. Bir anda yabancı bir eve gidiyorsun. Koca çalışmaya gidiyor. 6 ay yok. Yapayalnız kalıyor. Orada hergün ‘hazır ol’da. Evin bütün işi onu bekliyor. Kapıda hayvanlar vardır. Ahır temizlenecek, inekler sağılacak, tandırda ekmek pişirilecek. Çamaşırlar dağ gibi olmuş. Çamaşır makinası yok, elde yıkayacak. Öğle yemeği geldi, sabah kahvaltısı, akşam yemeği...

‘GELİN ÇOCUĞU ÖLSE DOKUNAMAZ’

Bir gelin kayınvalidenin ya da kayınpederin yanında çocuğuna dokunamaz. Diyelim çocuk yemek yerken boğazına bir şey takıldı. Boğuluyor. Eğer kayınpederi, kaynı oradaysa çocuğa elini süremez. Ayıptır. Çocuk yere düşse alamaz. Kayınpeder görecek duyacak ki o alacak. Ben bu kurala uymam. Aile içinde ben ‘utanmaz’ım. ‘Gelinleri yoldan çıkarıyorsun’ diyorlar bana.

‘UTANMAZ’ OLMAMAK İÇİN

Meftun’un eşi Eyyüp Altun anlatıyor: Kadın çocuğu doğuruyor. Evhama kapılıyor. Çocuğu sarıp sarmalıyor, bırakmıyor. Üzerine yorganlar atıyor. Komşumuz bir kış boyunca pencere açmadı çocuğu üşüyecek diye. Gelip ‘ateşi var’ diyordu. Bakıyorum ateşi yok. Beyinde ruhsal bir tahribat oluşuyor. Anlatamıyor da. Anlatsa ‘Bu gelin naz mı yapıyor’ diyorlar.

Irmak Mete


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.