Komutanlardan tarihi savunma -(TAMAMI)

Ergenekon davasının dünkü duruşması İnternet Andıcı dosyası sanıkları komutanların son savunmalarıyla devam etti. Davanın sabahki oturumunda eski Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral...

Komutanlardan tarihi savunma -(TAMAMI)
29 Mayıs 2013 Çarşamba 10:28

Ergenekon davasının dünkü duruşması İnternet Andıcı dosyası sanıkları komutanların son savunmalarıyla devam etti. Davanın sabahki oturumunda eski Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu, esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmasını tamamladı.

İnternet Andıcı iddianamesinde kendisine yöneltilen suçlamalara delil olarak gösterilen bilgi notunun sahte olduğunu vurgulayan Çubuklu, “Haziran 2008 tarihli ‘Basında Çıkan Bilgi Destek Eylem Planı Hakkında’ konulu bilgi notu ilk kez İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bazı şüphelilerden ele geçirildiği belirtilerek 8 Nisan 2009 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı’na incelenmek üzere gönderilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde ‘Kayıtlarımızda böyle bir belgeye rastlanmamıştır. Askeri yazım teknikleri ve isimler kullanılarak kurgulanmış sahte bir belgedir’ ibaresiyle cevap verilmiştir” dedi.

‘Bakanlığa suç duyurusnda bulunuldu’

Çubuklu, gelen bu yazıdan sonra İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın sahte belgeyi hazırlayanlar hakkında işlem yapması gerektiğini ifade ederek “Soruşturma safhasında bu belgenin basına sızdırıldığı görülmüştür. Bunun üzerine, sahte bilgi notunu, kasıtlı olarak gerçek gibi sunan gazete hakkında da 17 Kasım 2009 tarihinde Adalet Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunulmuş ve aynı gün konu hakkında basın açıklaması yapılmıştır. Adalet Bakanlığı’nca yapılan suç duyurusu ve eklerinin 20 Kasım 2009 tarihinde Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği bildirilmiştir. Her türlü sahte belge üreten, illegal dinleme ile elde ettikleri ses kayıtlarında manipülasyon yapan sahtekarlar çetesi dışarıda dolaşırken bizler burada maalesef sahte belgenin olmadığını ya da illegal delillerin bizimle ilişkisinin bulunmadığını ispatla uğraştırılıyoruz” diye konuştu.

‘Vicdanen rahatım’

“Sadece göreve ilişkin resmi bir askeri belgeyi parafe etmemden dolayı varlığını bile bilmediğim iddia edilen bir örgütün yöneticisi olmakla suçlanmam hukuka da vicdana da sığmamaktadır” diyen Çubuklu, savunmasını şu sözlerle noktaladı: “Onuruyla görev yapmış bir hakim subay olarak benim böyle bir suçu işlemediğim ve kesinlikle işlemeyeceğim bilinmesi gerekir. Siz de hakimsiniz, ben de 30 yılı aşkın süredir bu mesleği icra ediyorum. Bir davada suçun unsurlarını, delil değerlendirmesini ve nasıl karar verilmesi gerektiğini, kovuşturma sürecindeki her bir gelişmenin ve etkinin sağduyu sahibi hâkim vicdanında hangi tepkiyi yaratacağını çok iyi bilecek tecrübedeyim. Benim ne dünün ne bugünün ne de yarının hesabını veremeyeceğim ve vicdanen rahatsız olacağım en ufak bir eylem, işlem ve kararım yoktur. Vicdanen son derece rahatım.”

‘Bu bir akıl tutulmasıdır’

Emekli Albay Hulusi Gülbahar da son savunmasını yaptı. Gülbahar, mütalaada kendisine yöneltilen suçlamalarla ilgili inandırıcı ve somut bir tane bile delil olmadığını belirterek, “Suça konu edilen derdest İnternet Andıcı davasında şahsımla ilgili suçlama konusu; ‘türkatak’ isimli internet sitesidir. Bu site ve yargılamaya konu edilen diğer siteler, Genelkurmay Harekât Başkanlığı’na bağlı Bilgi Destek Dairesi sorumluluğunda Mart 1999 tarihinde açılıp Şubat 2009 tarihine kadar 10 yıl yayın yaparak Genelkurmay Başkanı’nın emri ile kapatılmıştır” dedi.

Ergenekon adını ilk defa dava ile duyduğunun altını çizen Gülbahar, “Ömrünü ülkesine ve milletine adamış ve yaşamının en güzel yıllarını terörle mücadele içinde geçirmiş bir subay olarak, herhangi bir illegal yapı, herhangi bir terör örgütü içerisinde bulunacağımı düşünmek bir akıl tutulmasıdır” açıklamasını yaptı.

‘Sitelerde hukuksuzluk yok’

Gülbahar, Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi’ne kendi isteği dışında atandığını ifade ederek, “Savcılığın iddia ettiği kayıtlar, yazılar ve haberler benim sorumlu olduğum dönemin öncesine, yani Ağustos 2008 öncesine aittir. Benden önceki döneme ait yayınlarla ilgili herhangi bir sorumluluğum olmadığı gibi, geçmiş yıllara ait suça konu arşivden dolayı suçlanmam da hukuki değildir. İnternet Andıcı kapsamında benim sorumluluğumda açılacağı belirtilen internet sitesinin içeriğinde herhangi bir hukuksuzluk bulunmamaktadır. Zaten oluşturma çalışmaları başlatılan bu yeni internet sitesi de hiçbir faaliyete geçmeden, komutanlık emri ile kapatılmıştır” diye konuştu.

‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’

Davada tutuklu yargılanan emekli Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, son savunmasında hakkındaki iddiaları hiçbir şekilde kabul etmediğini dile getirdi. Yasal olan İnternet Andıcı belgesine koordine parafı atmakla bir kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla suçlanamayacağını ifade eden Otuzbiroğlu, kendisinin hedef alındığını vurgulayarak “Deniz Kuvvetleri’nde görevli koramirallerin 1. sırasındaydım. 2011 YAŞ’tan 5 ay önce Balyoz’dan tutuklandım. Bu nedenle YAŞ toplantısında değerlendirmeye alınmadım. Hasdal Cezaevi’nde tutuklu olduğum halde İnternet Andıcı davasından hakkımda yakalama kararı çıktı. Bir kez daha tutuklandım. Balyoz davasından haksız ve hukuksuz yere 18 yıl hapis cezası aldım” diye konuştu.

‘Tasfiyeler gerekiyordu!’

“TSK’yı halkın gözünde itibarsızlaştırmak, güvenini ve sevgisini yok etmek, Anayasa’nın ilk 3 maddesine dokunabilmek için, Atatürk ilke ve inkılaplarını ve bize emanet ettiği tüm değerlere dokunabilmek için TSK’da tasfiyeler gerekiyordu” diyen Otuzbiroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda da en kıymetli amirallerin hedef alındığını belirtti. Otuzbiroğlu, “Balyoz davası kapsamında görevdeki 50 amiralden 20’sinin cezalandırılması, Askeri Casusluk davasında da 4 amiralin yargılanması size bir şey ifade ediyor mu?” diye sordu.

‘TSK yargılanıyor’

“Andıç hazırlamakla devlet yöneticileri baskı altına alınabilir mi? Devlet otoritesi zaafa uğratılabilir mi?” sorularını yönelten Otuzbiroğlu, “Davaya eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un da katılmasıyla beraber mütalaada ‘TSK içine sızdığı anlaşılan Ergenekon Terör Örgütü mensubu TSK mensupları’ olarak damgalanılmıştır. TSK’nın içine kimse istese de sızamaz. General ve amirallerin atamaları, kuvvet komutanlarının lüzum görmesi, Genelkurmay Başkanı ve Başbakan’ın imzası Cumhurbaşkanı’nın onaylayacağı kararname ile yapılır. Burada Genelkurmay Başkanı ve karargahı, onların şahsında TSK yargılanıyor” açıklamasını yaptı.

Otuzbiroğlu, “Gerektiğinde kamu düzeni nasıl bozulacakmış? İnternet siteleriyle! Kaos ve düzensizlik ortamı nasıl oluşturulacakmış? İnternet siteleriyle! Sonunu okurken başını unuttuğum bu suçlamaları reddediyorum. Bana örgüt yöneticisi diyebilmek için yasal bir belge olan Andıç’ta koordine parafımın olması yeterli midir?” dedi. Otuzbiroğlu savunmasını şu sözlerle tamamladı: “13. Ağır Ceza Mahkemesi Hayeti, kararınız ne olursa olsun varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.