‘Komutanım teröristse ben de militanıyım’-(TAMAMI)

PKK ile mücadelede en önde olan gaziler Silivri’den haykırdı

‘Komutanım teröristse ben de militanıyım’-(TAMAMI)
08 Nisan 2013 Pazartesi 20:21

“Dağlarda teröristlerle çatışan komutanlarımı Ergenekon adı altında hapiste tutarken, teröristleri dışarıya bırakıyorlar. Eğer onlar terör örgütü komuta kademesinden ise, ben de militanlarındanım. O zaman ben de suçluyum”

Ergenekon davasında duruşmayı izlemeye gelen yaklaşık 30 gaziden 20’si içeriye alınmadı. Çoğunluğu tekerlekli sandalyeleriyle Silivri’ye gelen gazilerin dışarıda yoğun biber gazından ve gaz bombasından etkilendiği öğrenildi.

1986 yılında Kayseri Hava İndirme Tugayı’nda yaralanarak gazi olan Ertan Acır, Aydınlık’a duygularını paylaştı.

Cezaevi dışında atılan gaz bombasını ve biber gazını duruşma salonunda hissettiklerini belirten gazi Acır, “Biz buraya hem komutanlarımıza, hem de yurtseverlere destek amaçlı geldik. İçlerinden 11’i tekerlekli sandalyede olan arkadaşlarımız maruz kaldı” diye konuştu.

‘Ozaman ben de suçluyum’

Ergenekon davasını yüzyılın iftirası olarak adlandıran Acır, “Dağlarda teröristlerle çatışan komutanlarımı Ergenekon adı altında hapiste tutarken, teröristleri dışarıya bırakıyorlar. Eğer onlar terör örgütü komuta kademesinden ise, ben de militanlarındanım. Ozaman ben de suçluyum” dedi.

PKK serbest Atatürk yasak

“Bugün vatanı savunmak, Türk bayrağıyla gezmek suç oldu” diyen gazi Acır, “Nevruz’da binlerce PKK yanlısı bayrak açıp slogan atarken, teröristler silahlarıyla gelip kutlama yaparken, ben burada Atatürk ve Cumhuriyet diyemiyorum” şeklinde konuştu.

‘Duyarsız halk bizden utanır mı?’

Kendilerinin tekerlekli sandalyeye rağmen vatan mücadelesine devam ettikleri için Silivri’ye geldiklerini belirten Acır “Acaba duyarsız kalan halk bizden utanır mı? ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz 30 Aralık’ta öz yeğenini PKK tarafından döşenmiş mayın yüzünden şehit verdiğini hatırlatan Acır “Burası Türkiye Cumhuriyeti değil mi, Kürdistan mı olduk?” diye sordu.

Yurtseverler dün Silivri’ye akın etti. En ön sırada ise terörle mücadele ederken gazi olan Mehmetçiklerimiz vardı. Aydınlar, siyasetçiler, sanatçılar hep birlikte barikatları yıktı...

Burası tiyatro

İP Genel Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Cengiz: Doğu Perinçek getirilmedi. 50 metre ileride hücrede yatıyor. Ben avukatı olarak yasaklıyım. Sanık hücrede, avukatı yasaklı ve burası (mahkeme) bir tiyatro.

“Bayrağa gaz sıkmaya utanmıyorlar

CHP Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz: Jandarma geri çekildi, polis öne çıktı. İstiklal Marşı söylenirken polis biber gazlarını atmaya başladı. Orada bizler de olmamıza rağmen engelleyemedik. Ben de orda 21 Mart’ta Nevruz’da Öcalan posterlerine, PKK bayraklarına izin verdiniz, burada Türk bayraklarıyla İstiklal Marşı söyleniyor siz biber gazı atıyorsunuz, utanmıyor musunuz dedim ama utanmıyorlar.

Hukuk yok

CHP Milletvekili Kamer Genç: Hukuk yok, yargı yok. İçerde tiyatro oynanıyor. Görünen vahim bir tablo. Türkiye Cumhuriyeti’ni fesh edip Öcalan’la birlikte İslam devleti kurmak istiyorlar. Hak yok, özgürlük yok, düşmanca mahkemeler kurulmuş. Tayyip Erdoğan istediği kanunu çıkarıyor. Türkiye’de kardeş kavgası yaratılmaya çalışılıyor. Halk isyana teşvik ediliyor.

Bu yapılanlar faşizmdir

CHP Milletvekili İsa Gök: Sovyet ordusuna yenilen Almanya’nın yargılandığı Nürnberg Mahkemesi bile askeri kışla içinde değil dışardaydı, insanlar izleyebiliyordu. Burada her taraf bariyer.Silivri’ye giriş yasak, otobandan otobüsler çevirliyor. Mahkeme ve savcılık kolkola ‘ben tarafım’ diyor. Basına yer verilmiyor. Gaz duruşma salonuna giriyor. Şu anda Türkiye’de demokrasi yoktur, faşist yapılanma vardır. Bugünden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Her sabah yeni bir umutla dolacağız. Her gün kolumuza bir arkadaşımızı daha takacak umutsuz olmayacağız. Artık salon devrimciliği, kamera devrimciliği yapılacak zaman değil.

Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş: Silah arkadaşlarımızın yanındayız. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek uygulamalar var.

Savunma dimdik ayakta

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal: Gazlar içeri girdi, gözlerimiz yandı. Şu an ayakta kalan güç, savunma; avukatlar ve barolar. Arkadaşlarımız çok kararlı bir duruş sergilediler. Biz de bu olaylarla ilgili gereken her şeyi yapacağız. Hukuktaki kurallar belli bir amaca uygun kullanılamaz. Duruşmayı izlemek isteyenlere neden yer verilmiyor, neden boş kısımlara milletvekilleri ve basın alınmadı? Gizlenmek istenen şeyler mi var? Tarihin en son yerinde son sözü hep direnenler söyler. Savunma dimdik ayakta, direniyor ve direnmeye devam edecek. Bu hukuksuzluklarla mücadeleye devam edilecek.

Biz kazanacağız

Avukat Zeynep Küçük: Avukatlar duruşma salonuna alınmıyor. Bu nasıl bir korkudur? Bu bizim için değil onlar açısından trajikomik bir durum. Biz haklıyız, biz kazanacağız. Bu komployu kuranlara halk gereken cevabı veriyor. Anayasa’ya da, bölünmeye de cevap veriyor. Akil adamlar gelsinler buradaki kalabalığı görsünler. O kadar çaresiz, o kadar acz içindeler ki, çırpındıkça batıyorlar. Avukatları avukat kürsüsünde bile istemiyorlar. Bu, mahkemenin bu yargılamayı tıkamak, başlamasına engellemekten başka bir amacının olmadığını gösterir.

Cumhuriyet kazanacak

Ataol Behramoğlu: Bugünün iki tane şiirini geçtiğimiz günlerde yazdım. Ulus gibi. İkincisi de ‘Ne çok hain’ adını taşıyor. Bugünkü rejimin hizmetine girmiş, “yetmez ama evetçi” takım bugün de akil adam olarak karşımıza çıkıyor. Söylenecek şey şu: Türkiye bugün işgal altındadır. Bugünkü rejimin adı utanç rejimi, yargılama da utanç yargılamasıdır. Bıçak kemiğe dayandı. Savcıların mütalaası yırtılıp atılması gereken bir utanç belgesidir. Bu, kıran kırana bir mücadeledir.. Ancak sonunda kazanan Cumhuriyet ve emek olacaktır.

Sahte delillerle yargılama

Sadık Gürbüz: Bugün de insanların ve insanlarımızın, hukukun yanında yer almak için buradayız. Sahte delillerle yargılama yapılıyor. Bu mahkeme, bütün faşist iktidarların olduğu gibi, bütün faşist iktidarların yöntemidir, muhalefeti yok etmek için, iktidarın gidişine dur diyebilecek yazarlar, çizerler, bilim adamları vs. içerideler.

Avukat Celal Ülgen: Dışarda kurulan bariyerler üzüntü verici. Silivri elbette yıkılacak ama hukukla, şiirle, müzikle yıkılacak.

Keşke şehit olsaydık

Baran Timuçin (2008 yılında Aktütün saldırısında bacaklarını kaybeden Gazi): Burada olmamızın tek nedeni var. Paşalarımıza destek olmak istedik. Burada söylenen şeyler onurumuzu rencide ediyor. Mazi ya da tarih olmak istemiyoruz. Anılmak, manevi olarak destek istiyoruz. Bu barikatları görünce kendimi terörist gibi hissettim. Bizler kanlarımızı, kopan uzuvlarımızı helal etmeyeceğiz. Bütün Türk halkına, milletine, TSK’ya ve partilere seslenmek istiyorum: Burası Türkiye Cumhuriyeti mi, Kürdistan Cumhuriyeti mi? Ben de Kürdüm. Keşke şehadet nasip olsaydı.

Terörist tanık oldu

Gazi Ali Arman (1997 yılındaki Çekiç Harekatı’nda mayına basarak bacağını kaybetti): Burada yatan komutanlarımla çalıştık. Şimdi komutanlarım, Genelkurmay Başkanımız terör örgütü üyeliğinden tutuklu. Bunlar bizi üzüyor. Teröristin tanıklığı kabul ediliyor, komutanlara PKK gözüyle bakılıyor. O zaman biz de terör suçlusuyuz. Çünkü biz de terörle mücadele ettik.

Halk hesap soracak

 

Gazi İzzet Ertunç (Batman Taso’da bacağını kaybetti): Elimizden gelen her şeyi yapacağız. Ölene kadar mücadele edeceğiz. Atatürk’ün devrimlerinde birleşmek için buraya geldik. Türk halkı, bunların hesabını soracaktır.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.