'Kimse yapmaz derdim, polis yaptı' -(TAMAMI)

‘Hiç kimse bunu haketmez’

'Kimse yapmaz derdim, polis yaptı' -(TAMAMI)
30 Haziran 2013 Pazar 17:08

Aydınlık ‘destan yazan’ polisin tanınmayacak hale getirdiği servis şoförü Hakan Yaman’ı evinde ziyaret etti. Nihal Hanım eşi Hakan Yaman’ı hastanede ilk gördüğünde neler hissettiğini anlattı: ‘Sesini duymasam öldü zannetmiştim’

Servis şoförü Hakan Yaman Gezi Parkı direnişinin yoğun yaşandığı birgün, vardiya bitiminde mahallesine döndü. Sancaktepe’de evine yakın bir sokakta aracını park eden Yaman, evine gitmek üzere yürümeye başladı. Tam bu sırada bölgedeki polisler saldırıya geçti. Yaman’da saldırıdan nasibini aldı ve sağ karın boşluğundan biber gazı kapsülüyle yaralandı.

Ancak polis bu kadarıyla yetinmedi. Yaralı Yaman görgü tanıklarının ifadelerine göre 6 polis tarafından ağır şekilde darp edildi. Özellikle kafasına, sert cisimler ve tekmelerle vurulan Yaman ateşin üzerine atılarak kaderine terk edildi. Çevredeki direnişçiler Yaman’ın yardımına koştu. Yaman önce Sancaktepe Bölge Hastanesi’ne götürüldü. Durumu ağır olduğu için ise Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

Demokrasi Caddesi!

Burada bir adli muayene raporu düzenlendi. Savcılığa teslim edilen raporda “Yaman’ın hastaneye darp sebebiyle getirildiği, başında ve yüzünde ciddi hasar oluştuğu, elmacık ve çene kemikleri ile alın ve burun kemiklerinin kırılmış olduğu, darp neticesinde sol gözünü kaybettiği, 7 saat beyin ameliyatı geçiren Yaman’ın beyinde komplikasyonların oluşacağı” belirtildi.

Sancaktepe’de Demokrasi Caddesi üzerinde oturan Yaman’ı ziyarete giderken burada gençlerin kurduğu çadır dikkatimi çekti. Trafiğe kapalı caddenin girişinde kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde müzik çalıyorlar. Koskoca bir pankart, üzerinde “Gezi direnişi onurumuzdur, Sancaktepe halkı” yazıyor. Yol boyunca ağaçlar ve direkler arasına ipler gerilmiş. İplere Gezi direnişinde polisin şiddeti ve şiddete uğrayanları gösteren fotoğraflar asılmış.

‘Gazeteci misin?’

Benimle beraber fotoğraflara yüzlerce kişi bakıyor. Yanıma yaklaşan bir gencin ilk sorusu: “Gazeteci misin?” oldu. Sonra döktü içini: “Yaz abi yaz. Bu polisler arkalarında bunları kollayacak bir siyasi yapı olmasa böyle davranabilirler mi? Evet burada bir destan yazıldı. Ama polisler tarafından değil, millet tarafından, halk tarafından yazıldı.”

Hakan Yaman’ın oturduğu sokağa geldiğimde neyle karşılaşacağımı az çok tahmin ederek zile bastım. Kapıyı, zorlu günlerine rağmen “diz çökmeyecem” dercesine dimdik duran Nihal Hanım açtı. Nezaketen gülümseyerek bizleri içeri davet etti. Hakan Yaman salondaki bir yatakta sırtı bize dönük olarak yatıyordu. Baş ucunda Hakan Yaman’ın iki kızı ve annesi Refika Hanım oturuyordu.

Ayaklar ve çocukları

Kızlarından büyük olanı 8’inci sınıfa Takdirname ile, küçük olanı ise 1’inci sınıftan direk 3’üncü sınıfa geçmişti. Küçük kıza “Hangi dersi seviyorsun” diye sorduğumda, ‘müzik, resim ya da spor’ yanıtı yerine “Matematik” dedi. Başbakanın “Ne zamandan beri ayaklar baş oldu” cümlesi aklıma geldi. İşte ayaklar ve çocukları bunlardı.

Aileyle sohbetimiz sürerken Hakan Yaman döndü bize doğru. Gördüğüm manzara tahmin ettiğimden beterdi. Çenesi kırıldığı için konuşacak durumda değildi. Ancak bakışı her şeyi anlattı. İnsanlığımdan utanmıştım. “Bunu yapan insan olamaz” diye düşündüm, ama yapanlara bir sıfat bulamadım. Dindarlık adına kindarlık yapan nesil bu olmalıydı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.