Kapitalizmin son perdesi oynanıyor -(TAMAMI)

İktidarın silahı bibergazı -Ülkemizdeki Yargı hakkında ne düşünüyorsunuz?-Demokraside yasama, yargı, yürütme ayrı ellerde olmalıdır. Ne...

Kapitalizmin son perdesi oynanıyor -(TAMAMI)
13 Mayıs 2013 Pazartesi 17:53

Ressam ve Hukukçu Emel Yalın ile yaptığımız söyleşide Yalın, ülkemizin bugünkü siyasal ve toplumsal durumunu yorumladı. Sanatçı ayrıca, kapitalizmin tarihe karışacağını belirterek yeni dünyanın güneşinin Türkiye’den doğacağını söyledi

-Emel Yalın’ı tanıyabilir miyiz?

-Eskişehir doğumluyum. Avukatlık yaptım. Ressam Kayıhan Keskinok’un 4 yıl öğrencisi oldum. Hacettepe ve Bilkent üniversitelerinde resim bölümünde eğitim gördüm. Tam bir doğa aşığıyım. Resimlerimin temelini fırça darbeleri oluşturur. Onlar isyanlarımı mutluluklarımı, öfkemi tüm duygularımı ifade ederler.

-Bir aydın ve sanatçı olarak ülkemizin gündemini yorumlar mısınız?

-Son zamanlarda yaşadığımız olaylar herkesi olduğu gibi beni de çok etkilemektedir. Emperyal güçlerin etkisi ile bayrağımıza, bütünlüğümüze, Türklüğümüze, vatanımıza saldırdırılar olmaktadır. Bu nedenle bayrak teması resimlerimde yer almaya başladı. Sanki ilk defa bayrağımızı ve Atatürk’ümüzü görüyorum ve ne kadar değerli olduklarını çok daha iyi anlıyorum.

Ben bir avukat ve bir ressam olarak ülkemizin içinde bulunduğu durumu yıllardır irdeliyorum. Cumhuriyetin, laikliğin, sosyal devletin, demokrasinin, Atatürk ilkelerinin, yargı bağımsızlığının adım adım nasıl yok edildiğini, hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığını, milli çıkarlarımızı koruyan bu gidişe dur diyen profösörlerimizin, gazetecilerimizin, öğrencilerimizin, sanatçılarımızın, ordumuzun katledilmesini, hapislerde çürütülmesini büyük bir acıyla izleyerek bugünlere geldik.

-Peki bu gidişteki amaç nedir?


- Emperyalist güçler Cumhuriyetin kurulduğu günden itibaren bu Cumhuriyeti yıkmak için elinden ne geldiyse yaptı. Artık oyunun son perdesi oynanıyor. Şimdi artık Türkiye’yi tam olarak teslim almak istiyorlar. Bu oyun yerli işbirlikçiler yardımıyla oynanmakta ve gerçek düşmanı karşınızda göremiyorsunuz. Emperyal güçler iktidarı ve muhalefeti istedikleri gibi dizayn etmişler, medyayı susturmuşlar, sivil toplum örgütlerinin hak arama isteklerini terör olarak niteleyerek, hiç çatlak sesin çıkmadığı bir ortam hazırlayarak koskoca bir ülkede bir kişinin söz sahibi olduğu bir başkanlık sistemi getirmeye çalışmaktadırlar.

İktidarın silahı bibergazı


-Ülkemizdeki Yargı hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Demokraside yasama, yargı, yürütme ayrı ellerde olmalıdır. Ne yazık ki yargı, yargı paketleriyle hergün biraz daha zedelenmiş ve iktidara bağlanmıştır. Yargı bağımsızlığı yok edilmiştir. Hakimler iktidar tarafından atanmış gerektiğinde sürülmüştür. Bu durumda yargı bağımsızlığından sözedilemez. Artık hak ve adalet Türkiye’de yoktur. Davalar düzmece delillerle açılmakta, sanıklar suçlarının ne olduğunu bile bilmeden yıllarca tutukevlerinde tutulmakta, avukatlık savunma hakları yok sayılmaktadır. İnsanlar iktidara muhalif olmaları nedeniyle yıllarca hapiste tutulmaktadır. Buna karşın en küçük tepki bile copla, biber gazıyla karşılık görmekte, faşist uygulamalar devreye sokulmaktadır.

- ‘Akil Adamlar’ hakkında düşünüyorsunuz?

- Akil insanlar adı altında bir takım kişiler Türkiye’yi adım adım dolaşarak emperyalist güçlerin isteklerini hayata geçirmeye çalışarak Türkiye’yi bölmeye uğraşmaktadırlar. Ancak halk protestoları had safhadadır. 40 bin kişinin katili bir cani benim ülkemin anayasasını yapmaya kalkışmaktadır. Artık ayaklar baş, başlar ayak olmuştur.

Halkın gücüne engel olamadılar


-Bir Hukukçu olarak Milli Merkez hakkındaki görüşleriniz nedir?


-Tüm basın susturulmasına ve halkın haber alma özgürlüğünün yok edilmesine karşın, halk Milli Merkez’ini kurmuş Türkiye’yi ve Türkleri yok etme projesinin karşısına dikilmiştir. Bu hareket çığ gibi büyümeye devam edecektir. Bölücü anayasanın çıkarılmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Kanıma göre bu memleketin gerçek sahipleri olan halk (İktidar değil) duruma el koymuş yeni anayasanın çıkarılmasını engellemiştir. Dünyanın heryerinde en büyük güç halktır. Orduyu dahi zağfiyete uğratmalarına rağmen halkın gücüne engel olamamışlardır.

Günümüzde kapitalistizm tüm dünyayı ele geçirmeye çalışmaktadır. ABD kuruluşunun temelinde gangısterler, katiller, dolandırıcılar, hırsızlar vb vardır. Yöntemleri; terör, baskı, zulüm, kurnazlık, medya, çeteler, başka ülkelerin başına hainleri getirerek emellerine kavuşma şeklinde özetlenebilir.

Ancak artık ülkeler ve benim ülkem uyanıyor, kapitalizm tarihe karışıyor. Doğanın ve insanların katledilmesi umurlarında değildir yeter ki para kazansınlar. Bu gidişin sonu dünyanın yok olmasıdır. Doğayı yok ettiğinizde tüm yaşamı yok edersiniz. Bu nedenle bu sistemin yıkılması kaçınılmazdır ve hepimizin görevidir. Sistem çökmektedir. Bunları durduracak olan tek güç halkların uyanması ve örgütlenerek bu gidişe dur demesidir. Yepyeni bir dünya düzeni kurulmaktadır. Şu anda bunun doğum sancılarını çekiyoruz ve bu doğuş Türkiye’den gerçekleşecektir. Nasıl bir zamanlar Kurtuluş Savaşı vererek tüm mazlum ülkelere örnek olduysak, yeni dünya düzeninin güneşi benim ülkemden doğacaktır.

Ressam Kayıhan Keskinok, Emel Yalın’ın resim anlayışını tanımlıyor

Emel Yalın’ın resminde ilk bakışta kendisini kabul ettiren nesneler, boya hamurunun özdelesel gerçek güçlü istenç etkisi ve yapısal kurgudur; buna ek olarak resminin diyalektik iç bağlantılarını düzenleyen ve oradaki kavramsal özü doğuran ilginç bir iç dünya ve kişiliktir.

Bu yaklaşım, içtepisel, erotik ve sansasyonel sıfatlarının yakıştırıldığı son yılların yeni dış anlayışlarının tamamen karşıt görünümünü sergiler. Resimlerindeki birikimlerin bu özdeksel davranış halindeki yansımalarını Emel Yalın’da renk ve boya özdeksel niteliklerinin gerektiğini başkalaştırmanın bilinçli ve üstençli üsluplaşmalarını görürüz. Bu bakımdan sanatçı boyanın hamursu nitelikleriyle daha başka bir deyişle, renk ve boyanın kendi gerçek ‘’özdeksel renkçilere’’ resminde gizli bir biçimde kendini hissettiren inşacı değerleriyle ‘’yapısalcı’’ yaklaşır. Bu bileşim, yeni ve çağdaş bir yaklaşım. Emel Yalın’ın büyükbaş hayvanlarla ilgili resim sergisini hazırladığı yıllarda, ahırların alacakaranlık ortamındaki çalışmalarla gösterdiği sabırlı, kararlı ve inatçı kişiliğini biliyoruz. Resminin dengeli kaya gibi sağlam formuyla özdeşleşen kişilik belki bazılarınca ufak tefek fiziğiyle çelişen bir şaşırtıcılık sergiler. Bize göre şaşırtıcılığa değin diyalektik yasalar karşısında bu durum uyumun tam bir göstergesidir.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.