İnşaatta 18. madde yolsuzluk kaynağı

l İmar planı yapma yetkisinde karmaşa ve çelişkiler var. Zaman zaman yetkili kurumlar değişiyor. Eski ve yeni imar planı yapma yetkisi olan kurumlar, Turizm Bakanlığı, belediyeler, valilikler, büyükşehir belediyeleri, çevre ve şehircilik bakanlığı,bayındırlık...

İnşaatta 18. madde yolsuzluk kaynağı
06 Ekim 2014 Pazartesi 09:06

esfenderkorkmaz

Türkiye’nin bu yıl yüzde 3 büyüyeceğini öngören İktisatçı Prof. Dr. Esfender Korkmaz, ‘İmar Kanunu’nun 18. maddesi değişmeden, gayrimenkulde sorunlar ve spekülasyon önlenemez’ dedi

Prof. Dr. Esfender Korkmaz ile yavaşlayan Türkiye ekonomisini, işsizliği ve inşaat sektöründeki balonu konuştuk.
- Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2.1 büyüyebildi. Temmuz ayına ilişkin açıklanan arındırılmamış sanayi rakamındaki yıllık değişim yüzde 4.6 düşüş gösterdi. Haziran’a göre gerileme de yüzde 3.8 oldu. Bu veriler ışığında yılın üçüncü çeyreğine ilişkin beklentiniz nedir?
Gerek beklentiler açısından ve gerekse gerçekleşen diğer makro göstergeler açısından 2014 üçüncü çeyrek’te büyüme oranının yine düşük olacağı anlaşılıyor. TCMB beklenti anketine göre yıl sonu büyüme oranı yüzde 3.2 olarak tahmin ediliyor. Bu beklentiye göre, üçüncü çeyrek, ikinci çeyrekten daha büyük ve fakat ilk çeyrekten daha düşük olacaktır. Benim tahminim, üçüncü çeyrekte büyüme oranı yüzde 2.8-2.9 olur. Yıl sonu büyüme oranı da yüzde 3 dolayında olur.
AÇIĞIN KAPANMASINDA SORUN YAŞANABİLİR
Üçüncü çeyrekte gerçekleşen makro göstergeler de büyüme oranın düşük kalacağını gösteriyor.
Tüketici güven endeksinde tasarruf etme ihtimali, Ağustos’ta yüzde 5.5 geriledi. Eylül’de de çok az yüzde 0.9 arttı. Bu durum yatırımları olumsuz etkiler.
Üçüncü çeyrek kapasite kullanım oranında 0.4 gerileme var. Yurt içi nihai talepte düşme var, GSYH’ya katkısı daha düşük olur. Reel döviz kuru arttı. Aramalı ve hammadde ithalatında  zorluk yaşanabilir. Sermaye hareketlerindeki yavaşlama da yatırım-tasarruf açığının kapanmasında problem olarak yaşanabilir.
- Türkiye’nin resmi işsizliği 2.6 milyon olarak açıklandı. Fakat geniş tanımlı işsizlik yani çalışmaya hazır olup da çeşitli nedenlerle iş aramayan kişileri dahil ettiğimizde 5.1 milyona çıkıyor. Çift haneli bir işsizlik söz konusu. Bu durum istihdam piyasasında örtülmeye çalışılan bir sorun mu?
Teşhisiniz doğru. TÜİK’in açıkladığı işsizlik oranı yüzde 9.1 ve fakat teknik olarak hesaplarsak fiili işsizlik oranı yüzde 16.2 dır.
TÜİK her ay hanehalkı işgücü istatistiklerini ve işsizlik oranlarını açıklıyor. Bu oranları hesaplarken, uluslararası standartlara uyuyor. ‘’İş aramayıp çalışmaya hazır olanları’’ tarif gereği işsiz saymıyor ve bunları aktif nüfusa dahil etmiyor.
Uluslararası karşılaştırmalar açısından bu hesap tarzı doğrudur. Ne varki eğer Türkiye de işsizliğe bir çözüm getirmek istiyorsak, iş aramayıp çalışmaya hazır olanları da işsiz olarak görmeliyiz.
Söz gelimi 2014 Haziran’da TÜİK’in açıkladığı işsiz sayısı 2 milyon 654 bin kişidir. Ayrıca iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı da 2 milyon 514 bin kişidir. İş aramayıp çalışmaya hazır olanların 580 bin kişisi ‘’iş bulma umudu olmayanlar’’dır. Yani yıllarca iş aramış ve fakat iş bulamayınca iş bulma umudu kaybolmuş ve artık iş aramaktan vazgeçmiş olanlardır. TÜİK iş aramadıkları için bunları işsiz saymıyor.
FİİLİ İŞSİZ SAYISI 5.2 MİLYON KİŞİDİR
Ayrıca iş aramayıp çalışmaya hazır olanların 1 milyon 934 bin kişisi de, iş aramak için bir kuruma başvurmamış fakat el altından, dost akraba aracılığı ile iş arayanlardır. Aksi halde iş aramayan, işe ihtiyacı olmayan neden iş bulunca çalışsın? Yani bunlarda fiilen işsizdir.
Bu şartlarda, ilan edilen işsizler ile iş aramayıp çalışmaya hazır olanların toplamı yani ‘’fiili işsiz  sayısı 5 milyon 240 bin kişidir.’’ Eğer hükümetler bir istihdam politikası oluşturacaksa, işsize iş yaratacaksa bu sayıyı dikkate almak zorundadırlar.
Öte yandan çalışmaya hazır olanların aynı zamanda işgücüne dahil edilmesi gerekir. Bunlar fiilen iş gücüdür. Aksi halde ülkenin ‘’iş gücü potansiyeli’’ yanlış hesaplanmış olur.
Netice olarak iş aramayıp çalışmaya hazır olanları da iş gücüne dahil etmek gerekir. Bu takdirde iş gücü 31 milyon 894 bine ulaşır ve ‘’fiili işsizlik oranı da yüzde 16.2 olur.’’  
- Habertürk’te Seçkin Ürey’in haberine göre inşaat sektörü yüzde 76 borçluluk oranıyla en borçlu sektör. Fortune 500 Gala Gecesi’nde konuşan İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince de, ‘’İnşaatta balon varsa finansmanında vardır. Üç aylık vadeli hesaplarla yıllara yayılan konut kredisi verilebiliyor’’ dedi. Ayrıca sektörde arz artarken satışlarda ciddi bir gerileme söz konusu. Bu veriler dikkate alındığında çok tartışılan inşaat sektöründe siz de bir sarsıntı bekliyor musunuz?
Hükümet üyelerinin inşaat sektörü ile ilgili kaygıları var. Söz gelimi Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gayrimenkulde ölçüsüz işlemler yapıldığını tekrarlayarak, bunları önleyici adımlar atmak gerektiğini vurgulamıştı.
Genel olarak inşaat sektöründe öteden beri sorunlar var. Tanıdığınız 5 insandan birisi mutlaka konut alımında bir sorun yaşamıştır. Arsası bile olmayan konut satışları olmuştur. Yasa değişikliği ile bu soruna kısmen çözüm getirilmiştir. Ancak sorun yalnızca konut sorunu değildir. Gayrimenkul sektörünü spekülatif bir sektör olmaktan çıkaracak yeni adımlar atmak gerekir.
SORUNLAR ARTAR
Gerek yatırım nedeniyle gerekse konut ve diğer nedenlerle inşaat yapmak için gereken izinlerin alınması  normal  bir yatırımcı için  deveye hendek atlatmak kadar zordur. Bunun içindir ki, İstanbul’da binaların yüzde 80’inde  iskan yoktur. İmar anarşisi çözülmezse, inşaat sektöründe de yeni sorunlar ortaya çıkar.

SPEKÜLATİF KAZANÇLAR VAR

Yasaların verdiği imar yapma yetkisi belediyeler tarafından istismar edilmeye müsaittir. Bazı belediyeler bazı arsaları yeşil alan olarak imara sokuyorlar.  Arsayı alanlar spekülatif kazançlar sağlıyor. Böylece hem yolsuzluk hem de haksızlık ortaya çıkıyor. Hele hele imar kanununda meşhur bir 18 madde var. Bu madde belediyelere o kadar yetki veriyor ki, belediye başkanı isterse muarızlarını veya sevmediklerini bir gecede iflas ettirebilir.

SPEKÜLASYON ÖNLENEMEZ

Bir belediye sizin deniz kenarındaki arsanızı alıp, yerine dağ başında çorak ve değeri 10 kat daha düşük bir arsayla değiştirebilir. İmar Kanunu’nun bu 18. maddesi değişmeden, gayrimenkulde sorunlar ve spekülasyon önlenemez.
l İmar planı yapma yetkisinde karmaşa ve çelişkiler var. Zaman zaman yetkili kurumlar değişiyor. Eski ve yeni imar planı yapma yetkisi olan kurumlar, Turizm Bakanlığı, belediyeler, valilikler, büyükşehir belediyeleri, çevre ve şehircilik bakanlığı,bayındırlık ve iskan bakanlığı, organize sanayi bölgeleri, Başbakanlık Özelleştirme Yüksek Kurulu, TOKİ ve Başbakanlık Özel Çevre Kurumu olmuştur. İmar planı yapma yetkisinin çok fazla elde olması, devlet içinde yetki ve sorumluluk çatışması yaratıyor. İnşaat sektörünü kırılgan bir sektör yapıyor. 

Recep Erçin


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.