Her şeyi göze alan doktorlar... -(TAMAMI)

Revirin yanından geçerken gönüllü doktorlar uyarıyor: “Fotoğraf almayın.” Şaşırıyoruz ve yaklaşıyoruz yanlarına. Uykusuzluktan yorgun düşmüş yüzlerle gerekçelerini açıklıyorlar....

Her şeyi göze alan doktorlar... -(TAMAMI)
09 Haziran 2013 Pazar 18:37

Revirin yanından geçerken gönüllü doktorlar uyarıyor: “Fotoğraf almayın.” Şaşırıyoruz ve yaklaşıyoruz yanlarına. Uykusuzluktan yorgun düşmüş yüzlerle gerekçelerini açıklıyorlar. Çatışma sırasında özellikle doktorların hedef alındığını şöyle söylüyorlar: “Biz olmazsak yaralananlara müdahale edecek kimse kalmayacak!” Revirlerin doktorların can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle kaldırılması için baskı yapılıyor. “Her şeyi göze aldık” diyorlar, “Gönüllüyüz biz. Bazılarımız hastanede çalışıyor, bazılarımız öğrenci.”

Gönüllü doktorlar sadece revirde değil, çatışma anında barikatların en önünde yaralılar için mücadele ediyor. Polisin acımasız tavrını eleştiriyorlar ve başlarına gelen bir olayı şu sözlerle anlatıyorlar: “Bir doktor arkadaşımız çok ilginç bir olay yaşadı. Dolmabahçe’de alandaki hastayı çıkartmak için polis 5 dakika mühlet vermiş. Geriye saymaya başlamış. 1-2-3-4-5 diye saydıktan sonra gaz bombalarını yağdırmış. Böyle bir şey olabilir mi?”

Revirin zemini doktorlar tarafından her sabah çamaşır suyuyla yıkanıyor. Hastalar da baştansavma tedavi edilmiyor. Baş ağrısı için revire gelen birinin ayakta muayenesi yapıldıktan sonra ilaç veriliyor. Çarşı Grubu’nun kendilerine çok büyük destek olduğunu da belirtiyor doktorlar. Revirin kapısında gece boyunca nöbet tutup her ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade ediyorlar.

Espiri konusu: Muayene ücretsiz

İlginç anılarını da paylaşıyorlar bizimle: “85 yaşında tekerlekli sandalyedeki bir teyzenin üzerinde Beşiktaş formasıyla alana geldiğini gördük. Teyzeler elleriyle yaptıkları zeytinyağlı dolmaları bize getiriyorlar. ‘Temizdir, evde kendimiz yaptık’ diye belirtmeyi de ihmal etmiyorlar. Halı, yorgan, kıyafet, ilaç ne bulurlarsa getiriyorlar. İlaç stoklarımız tamamen doldu. Bir ara espiri konusu oluyor. “Gezi Parkı’nda muayene ücretsiz. Dışarıdan gelenler olmuyor mu?” diye soruyoruz. Yanıtı ilginç oluyor: “Prostatına baktırmaya gelenler bile var!”

Film, bağlama ve gitar

Yüzlerce çadır, binlerce genci ağırlıyor parkta. Ağaçlar dokunulmazlığını ilan etmiş adeta. Dev ekranlardan sürekli film gösterimi yapılıyor Gezi’de. Devrimci filmler gösteriliyor. Kimisi film izleyerek sabahlıyor, kimisi gitar ya da bağlama eşliğinde türkülerle merhaba diyor yeni doğan güne. Sabah 6.30 gibi uyanmaya başlıyor gençler. Çadırların fermuarları açılıyor birer birer. Kahvaltıdan önce temizlik başlıyor. Önce çadır önlerinin temizliği yapılıyor. Direnişçiler şehir hayatında unuttukları komşuluk geleneğini de yaşatıyorlar.Yeni kalkanlar “Günaydın” diyor çadır komşularına. Ardından bütün direnişçiler el birliğiyle genel temizliğe başlıyor. Ellerde eldivenler, geceden kalma çöpler toplanıyor. Bazı temizlik görevlileri de çadırları dolaşıyor; tek tek “Çöpünüz var mı arkadaşlar?” diye soruyorlar. Çöpünü veren teşekkür etmeyi asla ihmal etmiyor. Gençler güler yüzleriyle aydınlatıyor sabahı.

Kazandığı parayı parka harcayan genç

Bu sırada işini böleceğimiz için çekinerek yaklaştığımız temizlik yapan gençlerden Mustafa Şahin’e rastlıyoruz. Yanında arkadaşı Ramazan Güney’de var. Mustafa 19 yaşında, Güzel Sanatlar Fakültesi’ne hazırlanıyor. Yarı zamanlı bir işte çalışarak geçimini sağlayan Mustafa, kazandığı parayı da parka harcadığını anlatıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın direnişçilere yönelik sözlerinden etkilenmiş Mustafa. “Fiziksel acı değil ama manevi acı yaşıyorum.

Yaftalar çok ağır” diyor. Mustafa, direnişçilerin arasındaki dayanışmanın çok özel olduğunu şöyle dile getiriyor: “Polis müdahale etmişti. Ve astım ilacım bitmişti. Nefesim kesildiğinde bana hiç tanımadığım biri ilaç getirdi. Mustafa, işi espiriye vuruyor. “Kendi bağımlılığımı kendi paramla ödediğim vergiyle kazandım. Artık biber gazı bağımlısıyım. Biber gazı istiyorum diye polisi aramayı düşünüyorum” diyor. Mustafa, konuşurken bir taraftan yerdeki çöpleri topluyor bir taraftan da “Bu hükümet benden hiçbir şey beklemesin. Günahımı vermem” diye söyleniyor. Mustafa ayrıca seyyar tezgahlarda pişen köfte ve balık dumanına “Biber gazından daha kötü etkiliyor” yorumunu yapıyor.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.