Güz Sancısı’nın 9 yaşındaki tanığı 6-7 Eylül olaylarını anlattı

İstiklal Caddesi’nin sonundaki Tünel Meydanı’na açılan Ensiz...

Güz Sancısı’nın 9 yaşındaki tanığı 6-7 Eylül olaylarını anlattı
06 Eylül 2014 Cumartesi 08:51

9eylul

İstiklal Caddesi’nin sonundaki Tünel Meydanı’na açılan Ensiz Sokak’ta 9 yaşında bir çocuk, duyduğu gürültüleri anlamaya çalışarak pencereye yöneldi. Kırılan cam seslerine karışan insan çığlıkları evin içinde yankılanmaya başladı. Çocuk, başını pencereden uzatınca dehşeti gördü. Yüzlerce insan, ellerinde sopalarla işyerlerine ve evlere saldırıyordu. Yıl 1955, Eylül’ün 6’sıydı...

Eli sopalı caniler, evlerine yaklaşınca çocuğun korkusu gözlerinden okunmaya başladı. Ev halkı olanlar karşısında dehşete kapıldı. O sırada çalan zil sesiyle irkildiler. Gelen apartman komşularıydı. Yahudi ve Rum kökenli vatandaşlar, apartmandaki tek Türk aileye sığınmak istiyordu. Aile, tereddüt etmeden hekesi eve aldı. Evin içinde belki 20 kişi vardı ama çıt çıkmıyordu.

Çocuğun babası Abdullah İlsever birden bire oturduğu yerden kalkarak subaylıktan kalma üniformalarını giydi. Beylik tabancasını beline takarak aşağı inecekken 12 yaşındaki büyük oğlu Ümit de öne atıldı. Baba oğul beraber gittiler.

Apartmana giremediler

Tam o sırada yobazlar kapıya dayandı. Ellerinde sopalarla yüzlerce kişi apartmana girmek isteyince kıyamet koptu. Abdullah İlsever, kapının önünde kıpırdamadan dikildi. Karşısındaki öfkeli yüzlere meydan okuyarak “Defolun gidin buradan” diye bağırdı. Gericiler önce geri adım atmak istemedi. Ama Abdullah İlsever, belindeki tabancayı çıkarınca iş değişti. İlsever tabancasını gericilere doğrulttu ve “Siz kim oluyorsunuz da komşularıma zarar vermeye kalkıyorsunuz. Bu apartmana giremezsiniz. Buna izin vermem” diyerek defetti onları...

6-7 Eylül olaylarının canlı tanığı İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever, o kahraman babanın 9 yaşındaki oğluydu. İlsever, o gün Tünel’de yaşadıklarını Aydınlık’a anlattı.

‘Komşular ağlayarak geldi’

“Büyük bir gürültüyle camlar ve kapılar kırıldı. Olay anlaşılınca apartmandaki bütün komşular evimize doldu. Babam emekli subaydı. Komşularımız aynı zamanda Türk olduğumuz için güven duygusuyla, ağlayarak bizim eve sığındı”.

‘Babam karşılarına dikildi’

Gericiler, apartmanımızın kapısına dayandıklarında babam subay kıyafetlerini giyip, silahını kuşanarak ağabeylimle beraber karşılarına dikildi. ‘Siz ne yapıyorsunuz burada’ diyerek meydan okudu ve hepsini kovaladı. Bu olay, zihnimizde hiç unutamayacağımız çok önemli bir yer edindi. Olaylardan sonra evden çıktık, sadece bizim evin değil bütün evlerin işaretlendiğini ve paramparça edildiğini gördük. Özellikle de İstiklal Caddesi’ndeki dükkanlar harabe gibiydi. Yerlerde kıyafetler, tekstil ürünleri, camlar, dükkanlarda ne varsa cadde üzerindeydi.”

Babası Abdullah İlsever’in Türk milleyetçisi olduğunu anlatan İlsever, “Onun gözünde Türk, Kürt, Yahudi yok. Türk vatandaşı olmak önemliydi” diyor.

Dostluklar pekişti

Olaylardan sonra Rum yurttaşlar, İstanbul’u terketti. Ancak Ferit İlsever’in ailesiyle oturduğu apartmanda yaşamaya devam eden birkaç aile vardı. İlsever, bu olayı “Komşularımızla çok sıcak ilişkilerimizin köşe taşı oldu” diye değerlendiriyor ve bir 2 yıl sonra yaşadıkları bir hikayeyi şöyle anlatıyor “Annem mevlüt okutacaktı. Bizim üst katımızda İtalyan bir piyano hocası vardı. O gün evinde yangın çıktı. İtfaiye gelip müdahale edince bizim ev de sular içinde kaldı. Akrabalar, konu komşu herkese haber verildiği için 2 kat altımızda oturan Yahudi Madam Julliet evini bize açtı ve mevlüt orada okundu. 6-7 Eylül olaylarından sonra dostluklarımız pekişti.”

Cemal Süreya'nın anlatımı film oldu

İlsever, 1955'te yaşadığı bu acı olayı 2000'e Doğru Dergisi'nde beraber çalıştıkları Cemal Süreya'ya anlatıyor. Yıllar sonra Ergenekon davasından tutuklu yargılandığı sırada ise Güz Sancısı isimli filme konu olduğunu öğreniyor. İlsever olayı şöyle anlatıyor "Cemal Süreya'ya bu olayı anlattığımda çok hoşuna gitti.

O dönem de bu olayı yazdı. Daha sonra ben 2008'de Ergenekon davasından Tekirdağ Cezaevi'nde kalırken ağabeyim bir gün ziyarete geldi. 'Güz Sancısı diye bir film izledim. Orada babamızı anlatıyor. Nasıl ulaşmışlar acaba bu bilgiye?' dedi. Ben de 'Cemal Süreya'ya anlatmıştım; yazmıştı. Herhalde oradan aldılar' karşılığını verdim."

Gladyo'nun ilk faaliyeti

6-7 Eylül olayları, Türkiye'de derin devlet yapılanmasının ilk faaliyeti olarak tarihe geçti. Rum kökenli vatandaşlarımza karşı yapılan bu büyük tertipte Adnan Menderes'in başında olduğu Demokrat Parti hükümetinin de yer aldığı biliniyor. Özel Harp Dairesi yetkilisi Sabri Yirmibeşoğlu, 6-7 Eylül olaylarının Kontrgerilla yapılanması olan Seferberlik Tetkik Kurulu'nun ilk operasyonu olduğunu açıklamıştı. Olaylar, Türkiye'de yaşayan Rum kökenli vatandaşlara karşı, yaşadıkları mahallelerde eşzamanlı yapılan saldırıyla başladı. Evleri işaretlenen Rum vatandaşlara karşı başlatılan saldırı 6 Eylül gecesinden 7 Eylül sabahına kadar devam etti.

Sezim özadalı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.