Gülüşümüzü çaldılar

Gülüşümüzü çaldılar
15 Eylül 2014 Pazartesi 10:13

atakanrop

Haziran Ayaklanması’nın Hatay’daki son şehidiydi Ahmet Atakan. Onu kaybedeli tam 1 yıl oldu. Ahmet’in ölüm yıldönümünde ağabeyinin daveti üzerine gittiğimiz Hatay’da, Atakan ailesinin acılarına ortak olduk

Hatay’ın asi çocuğu Ahmet’in evine vardığımızda, ağabeyi Süleyman Atakan ve kardeşi Zafer Atakan kapıda karşıladı bizi. Sonra Emsal anneyi gördük, ağlıyordu yine. Tam 365 gündür evladından ayrı geçirdiği günlere isyan ediyordu. Ali amca geldi hemen yanımıza Ahmet’in babası. “Ne iyi ettiniz de geldiniz” dedi.
Mutfağa Emsal annenin yanına girdim, ne yapıyor diye bakmaya. Acısını bir içine atıp ev işerini yapmaya çalışıyordu. Bulaşık yıkamayı yeni bitirmiş, yerleri süpürmeye başlamıştı. Mutfak kapısında bizi farkedince “Keşke tanısaydın Ahmet’imi. Bir gözleri vardı, bir gülüşü vardı ki” dedi. Öyle bir gülüşü vardı ki Ahmet’in, sanki dünya gülüyordu. Gözleri adeta yaşamak, yaşatmak için bakıyordu. Dünyaya gülerek meydan okuyordu ve bu fotoğraflardan bile farkediliyordu.
Artık tek istediği vardı Emsal annenin, oğlunun katillerinin bulunup, cezalarını çekmeleri. Çok şey istemiyordu ki... Hangi yürek dayanır daha 22’sinde evladını kara toprağa vermeye?
Ahmet’in odasına götürdü bizi kardeşi Zafer ve ağabeyi Süleyman Atakan. Ahmet’in odası da diğer şehitlerin odası gibiydi. Duvarda Ahmet’in fotoğrafları, dolabında hâlâ Ahmet’in kokusu vardı, öyle diyordu kardeşleri. 2 kardeş birbirlerine hangimiz, nasıl başlasak der gibi baktı ve başladılar anlatmaya. “Ahmet şarkı söylemeyi çok severdi’ dedi ağabeyi Süleyman. Bir an hayal etmeye çalıştık. Ne de yakışırdı Ahmet’e...

HAYALİ KAFE AÇMAKTI

Ahmet, Abdocan için Ali İsmail için adalet aramaya çıkmıştı sokağa.  9 Eylül’ü 10 Eylül’e bağlayan o gece ayırmıştı ölüm Ahmet’i ailesinden ve hayallerinden. Oysa Ahmet insanların kafasını dağıtacağı, şarkıların, türkülerin mesken tutacağı bir kafe açacaktı. Arkadaşının düğününe gitmek için çıkmıştı evden. Ancak haber gelmişti, Armutlu da polisin sert müdahalesi vardı. Başka Ali’ler, Ethem’ler, Mehmet’ler, Abdocan’lar ölmesin diye gitti. Nereden bilecekti ki birkaç saat sonra mücadele ettiği yoldaşlarının yanına gideceğini.

GÖRGÜ TANIKLARI: BİNAYA HİÇ ÇIKMADI
Şüphelerle dolu bir ölümdü Ahmet’inkisi. Polis; Ahmet’in bir binanın üst katından yere düşerek hayatını kaybettiğini, Hatay Valisi polisin Ahmet’e yardım ettiğini, görgü tanıkları ise Ahmet’in binaya hiç çıkmadığını söyledi. Hangisi doğruydu? Halk kime inanacaktı? Ali İsmail’in ölümünden sonra “Arkadaşları dövmüştür” türünden skandal açıklamalar yapan Eskişehir Valisi’ne benzer açıklamalar yapan Valiye mi? Haziran Ayaklanması’nda Tayyip Erdoğan’ın emirlerini uygulayan polise mi? Yoksa Ahmet’in arkadaşlarına mı? Zafer Atakan anlatmaya devam etti: “Ahmet’in aşağıda vurulduğunu gördüm diyen 5-6 kişi vardı. Ayrıca Ahmet’in çıktığı söylenen apartmanın kapısı kilitli. Kapının anahtarı da sadece yöneticide var. Yönetici ‘Ben kimseye kapıyı açmadım, kapı kilitliydi’ diyor. Ahmet’in otopsi sonucunda da hiçbir yerinde kırık olmadığı, sadece omurilik kopması olduğu ortaya çıktı. Ayrıca Ahmet’in vurulduğu yerde bir mazgalın içerisinde gaz kapsülü bulundu. İncelemeye götürdüğümüzde üzerinde çok net 3 saç kılı vardı. Kriminal inceleme sonunda saç kıllarına dair hiç bir sonuç yazmadılar.”
Ahmet’in ölümü kadar, ölümüne sebep olanların hâlâ cezasını çekmemiş olmaları da Atakan ailesini öfkelendiriyor. Olaydan sonra savcılığa başvuran ve soruşturma başlatan Atakan ailesinin önünde bir engel vardı. Vali Celalettin Lekesiz...  Zafer Atakan, “Vali araya girerek soruşturmanın kapanmasını istedi. Ve nitekim kapandı” dedi.

GÜLMEK AHMET'E İHANET GİBİ

“Ahmet’siz nasıl geçiyor, nasıl dayanıyorsunuz?” diye sorduğumuzda, Süleyman Atakan atıldı hemen, “Senin başına gelse ne yapardın?” Çok zor bir soruydu. Cevap vermek güçtü. Süleyman Atakan devam etti: “Hani bir söz vardır. Yakınını kaybettiğin zaman, içinde kırk mum yanarmış. Zamanla bunların hepsi söner ama biri hiç sönmezmiş. O da özlemek. İşte öyle bir şey. O özlem duygusu hiç geçmiyor.”
Zafer katılıyor ağabeyine, “Benim, Ahmet’in ve Süleyman’ın en sevdiği şey gülmekti. Ama artık güldüğümüz zaman Ahmet’e ihanet etmiş gibi
hissediyoruz. Yani gülüşlerimizi çaldılar.”

BEN YANMASAM, SEN YANMASAN, BİZ YANMASAK...

10 Eylül gününden beri Hatay’dayım. O günden beri Ali’yim, Abdocan’ım, Ahmet’im. Evlerine gidiyorum, odalarına giriyorum, bana bakıyorlar. Hepsinde aynı şeyi düşündüm: Yaşamak için, adalet için çıktılar sokağa. Yaşam gibi bakıyorlardı gözlerimin içine. Ne istediler? Nasıl kıydılar onlara. Keşke önceden tanısaydım sizleri. Annenizin, babanızın, kardeşinizin, yani en sevdiklerinizin yanına oturdum, sohbet ettim. Ama içimden hep “Siz de burada olmalıydınız” dedim. Ben aile oldum sizin ailenizle. Anneleriniz fotoğraflarınıza bakarken aynı sızıyı kalbimde taşıdım. Sonra hafif esen rüzgar Gezi Parkı’ndan Armutlu Mahalles’ine Nazım’ın dizelerini getirdi: “Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa!”

'ABDOCAN KOLLARIMDA ÖLDÜ'

Haziran şehitleriyle ilgili hep aynı mücadelenin, aynı kavganın çocuklarıydı denir. Bunun en somut kanıtlarından biri de Ahmet Atakan’ın ve Abdullah Cömert’in yaşadıkları. Daha önce hiçbir yerde duymadığımız bu olayı soluksuz dinledik. Abdocan vurulduğunda Ahmet de oradaymış. Süleyman Atakan, “Ahmet eve gediğinde iyi gözükmüyordu. Ne oldu dedim. ‘Abdocan kollarımda öldü’ dedi. İşte o günden sonra öfkesi daha da arttı kardeşimin. Sonra Ali İsmail’i kaybettik, Ahmet artık eve bile gelmiyordu. Ali için, Abdocan için sokaktaydı.”

Seda Akyüz

Haziran şehitleriyle ilgili hep aynı mücadelenin, aynı kavganın çocuklarıydı denir. Bunun en somut kanıtlarından biri de Ahmet Atakan’ın ve Abdullah Cömert’in yaşadıkları. Daha önce hiçbir yerde duymadığımız bu olayı soluksuz dinledik. Abdocan vurulduğunda Ahmet de oradaymış. Süleyman Atakan, “Ahmet eve gediğinde iyi gözükmüyordu. Ne oldu dedim. ‘Abdocan kollarımda öldü’ dedi. İşte o günden sonra öfkesi daha da arttı kardeşimin. Sonra Ali İsmail’i kaybettik, Ahmet artık eve bile gelmiyordu. Ali için, Abdocan için sokaktaydı.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.