'GÖREVİMİ YAPTIĞIM İÇİN GURURLUYUM' -(TAMAMI)

'Soruşturma Komisyonu 16 tanığımı dinlemedi'

'GÖREVİMİ YAPTIĞIM İÇİN GURURLUYUM' -(TAMAMI)
11 Ağustos 2013 Pazar 19:10

80 darbesinin ardından 2 kez üniversiteyle ilişiği kesildi. Akademik hayatı mücadele içinde geçti. Hakkındaki karalama kampanyalarına sırtını dönüp yoluna devam etti. Tehditler aldı. 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkm edilen Prof. Dr. Pekünlü, Aydınlık’a konuştu

Okula türbanla giren öğrenciyi uyardığı için 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkûm edilen Prof. Dr. Rennan Pekünlü ve avukatı Murat Fatih Ülkü, Aydınlık’a konuştu. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pekünlü, akademik hayatını ve karar sonrası duygularını anlattı. Avukatı Murat Fatih Ülkü, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirtti.

1980’de üniversiteyle ilişiği kesildi

- Öncelikle sizi tanıyalım. Rennan Pekünlü kimdir?

Prof. Dr. Rennan Pekünlü- 1950 yılında İzmir’de doğdum. İlköğrenimimi Güzelyalı Müdafai Hukuk İlköğretim Okulu’nda yaptım. Karataş Ortaokulu, Atatürk Lisesi ve Ege Üniversitesi Matematik ve Astronomi Bölümü’nü bitirdim. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nde yükseklisansımı tamamladım. İngiltere’de doktora yaptım. 1979 yılında üniversitede göreve başladım. 80 askeri darbesinin ardından YÖK Yasası’nın ortaya çıkmasıyla sözleşmem uzatılmadı ve üniversite ile ilişiğim kesildi. Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığımız başvuruyla 1 buçuk yıl sonra göreve geri döndüm. 15 gün geçti, bu kez 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası ile görevime son verildi. 1990 yılına kadar dershanede matematik hocalığı yaptım. 90 yılında içtihatları birleştirme kararıyla tekrar üniversiteye döndüm.

- Akademik hayatınızın mücadele içinde geçtiğini görüyoruz. Neden hep hedeftesiniz?

Prof. Dr. Pekünlü- Çünkü haksızlıklara ve yasalara uymayan yönetime karşı mücadele vermek gerektiğini düşünüyorum. Hukukun müdaafasını, Müdafai Hukuk İlköğretim Okulu’nda öğrendik.

- Bugün yaşadıklarınızla 80’lerde yaşadıklarınız benzerlik taşıyor mu?

Prof. Dr. Pekünlü- 1980’de beni üniversiteden uzaklaştırdıkları zaman gerekçe tam olarak açıklanmamıştı. Ve Sıkıyönetim Yasası’nın vermiş olduğu cezaya itiraz hakkımız da yoktu. O nedenle üniversite dışında yaşamımı sürdürmeye çalıştım. Ancak bugün evrensel bir ilke olan laiklik ilkesinin gözetilmeyerek bu ülkenin yok edilmesine göz yumamazdım. Mücadeleyi sonuna kadar sürdürdüm.

‘Kararı emirle yazdılar’

- Dava sürecini bir de sizden dinlemek isteriz.

Prof. Dr. Pekünlü- 1997 yılına kadar üniversitede türbanlı öğrenci yoktu. O yıl itibarıyla ben de konuyu araştırmaya başladım. Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararları ve bunların yerleşik içtihatlarıyla öğrencilerin türbanla üniversite yerleşkesine, dersliklere girmesinin yasak olduğunu gördüm. Anayasa Mahkemesi kararı Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra üniversitedeki türbanlı öğrencilerin varlığını önce bölüm başkanı, sonra dekanlık, rektörlük, YÖK ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e kadar dilekçelerle bildirdim. Öğrencilere bir müdahalem olmadı.

- Üniversiteye türbanlı giren kaç öğrenci vardı?

Prof. Dr. Pekünlü- 2010-2011’de Matematik Bölümü’nde 6-7 öğrenci vardı.

- Sizin sınıfınızda var mıydı?

Prof. Dr. Pekünlü- Hayır Astronomi Bölümü’nde hiç türbanlı öğrenci olmadı.

- Derse almadığınızı iddia ediyorlar.

Prof. Dr. Pekünlü- Basına yansıyan bazı bilgiler yanlış. Matematik Bölümü ve Astronomi Bölümü, Fen Fakültesi’nde C Blok’un zemin katında. 4 dersliğimiz ortak. Günlük mesaimin tamamına yakınını zemin katta geçiriyorum. Ancak bu, türbanlı öğrenciler tarafından kendilerini izlediğim şeklinde algılandı. Binaya, derslere türbanlı öğrencileri almıyorum diye bir şey söz konusu olamaz; çünkü ben Matematik Bölümü derslerine girmiyorum. Ben yalnızca gördüğüm türbanlı öğrencileri Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları ile bilgilendirdim. Öğrencilere ricada bulundum, “Lütfen başörtünüzü çıkararak dersliklere giriniz. Yarın öbür gün eğitim hayatınızın engellenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirsiniz” dedim. Ancak yönetimden aldıkları destekle derslere bu şekilde girmelerini sürdürünce son aşamada tutanak tutmaya başladım. O sırada yanımda bulunan diğer öğretim görevlilerinin de imzalarını aldım ve dekanlığa, rektörlüğe sundum. Üst yönetim tarafından, öğrenciler hakkında disiplin soruşturması açılması gerekirken açılmadı. Bundan cesaretlenen türbanlı öğrenciler beni tutanak tuttuğum için YÖK’e ve rektörlüğe şikâyet ettiler. Böylece hakkımda soruşturmalar başladı. Ege Üniversitesi’nde soruşturma komisyonu kuruldu. 16 tanığın, tutanakları tutarken öğrencileri sınıftan çıkarmadığıma ve tutanakların tamamen dersliklerde tutulduğuna dair ifadesi var. Ancak ilk soruşturma komisyonu bu tanıkları dinlemedi. Daha sonra kurulan komisyonun başkanı, “İlk komisyonun yapmış olduğu çalışma tamamen usulüne uygundur” şeklinde görüş bildirdi. Bir süre sonra kendisine sordum, “Siz benim 16 tanığımı dinlediniz mi?” Yanıtı, “Hayır, dinlemedik. Bize hukuk müşavirlerinin verdiği emirle bu şekilde yazdık” oldu.

Konu mahkemeye intikal ettiğinde 2 yıl 1 ay ceza almama neden olan öğrenci, fiziki müdahalede bulunduğum yönünde ifade vermiş. Fakat tanıklar, hâkimin “Rennan Pekünlü bloklara ve dersliklere girerken fiziki müdahalede bulundu mu?” sorusunu “Hayır” diye yanıtladı.

- Bir de fotoğraf çektirme olayı var?

Prof. Dr. Pekünlü- 2 öğrencinin iznini alarak fotoğraflarını çektim. Tanıklarım da bu konuda mahkemede konuştu. Çektiğim fotoğrafları basın yayın organlarına sunmadım, öğrencilerin derslere türbanla girdiklerini kanıtlamak için üst makama gönderdim.

‘Perinçek’i okurken duygulandım’

- Kamuoyu sizi nasıl gördü? Basın sizi nasıl yansıttı?

Prof. Dr. Pekünlü- Basını tamamen yanlı olarak takip ediyorum. Samanyolu ve Zaman gibilerini takip etmediğim için ne düşündüklerini ne yazdıklarını bilmiyorum. Kamuoyunun da genelde bu konu ile ilgili fikri beni çok ilgilendirmedi.

- Bu gelişmeler nedeniyle kaygılandınız mı?

Prof. Dr. Pekünlü- Korkmadım. Herhalde 1980’lerde yaşadığım olaylar çeliğe su verdi. Özellikle e-posta ile birçok tehdit geldi, ancak üzerinde hiç düşünmedim. Ben, evrensel bir ilke olan laikliğin korunması için mücadele ettim. Hiç üzülmüyorum, görevimi yaptığım için gururluyum.

- Doğu Perinçek, sizinle ilgili bir yazı yazdı...

Prof. Dr. Pekünlü- Yazısını okurken duygulandım açıkçası. Brecht’in bir eserine değiniyor. Galile’nin pişman olduktan sonra içinden dünyanın yine de döndüğünü söylediğini ifade ediyor. Bruno’nun bilimsel bir gerçeğe sahip çıktığı, bazı şeyleri sorguladığı için yakıldığını söyleyebiliriz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.