Giydirecek birini arıyor -(TAMAMI)

Barbaros Şansal bir terzi yamağı. Aynı zamanda Türkiye’nin sorunlarıyla yakından ilgilenen bir aydın. Ulusal Kanal’da başlayan programı 3,2,1 Levent Kırca ile konuştuğu formatın TGB...

Giydirecek birini arıyor -(TAMAMI)
20 Nisan 2013 Cumartesi 17:23

Barbaros Şansal bir terzi yamağı. Aynı zamanda Türkiye’nin sorunlarıyla yakından ilgilenen bir aydın. Ulusal Kanal’da başlayan programı 3,2,1 Levent Kırca ile konuştuğu formatın TGB ve 49/51’i de içine alan yepyeni bir şekli. Şansal “Bugün kime giydirsem?” sloganıyla ilk bölümleri büyük ilgi çeken programını ve o pencereden güncel konuları anlatıyor...

Neden illa gençler?

- E yaşlılar andropoz menapozda. Orta yaşlıların puroları, çantaları ve güneş gözlükleri çok büyüdü. Bu ülkeyi kurtaracak olan gençler ve kadınlar. Atatürk’ ün de Gençliğe Hitabesi olduğuna göre, gençliğin ne olduğunu anlamak ve tanımak lazım. Gelecekte varolmak için muhakkak genç olmak lazım.

‘Güncel olayları güldürerek anlatmak’

Tayfanın amacı, kaptanın rotası ne öyleyse?

- 3,2,1’de bu ekiple yapmak istediğimiz, benim daha önce iki kuşak yapmış olduğum bir anlayışı, güncel olaylar, düşünce ve ideallerle günün şartlarına uygun, güldüren, düşündüren, sorgulayan ve sorgulatan bir format içinde halka aktarabilmek. Biraz da salvolar var içinde tabii...

Var tabii. Çünkü Türkiye’de yapılan televizyon programlarının çoğu halkı uyutmaya yönelik. Koca bul, yemek pişir, köpek gibi havla yetenekli sayıl, hep böyle şeyler var. Bunların dışında durup aynayı medyaya da tutmak, gençlere de bu misyonu göstermek istiyorum. Aynanın arkasına nasıl geçilir ve ayna topluma nasıl tutulur?

Nereden çıktı bu program? Ne kadar sürecek?

- Levent Kırca ile konuştuğumuz bir formatın Türkiye Gençlik Birliği’ni (TGB) de içine aldığı yepyeni bir format. 13 bölüm sonunda inşallah 1013, 1033 bölüme de gidecektir. Benimle çalışmak zor olduğu için gençler biraz terleyecektir ama çok keyifli bir iş çıkacağını biliyorum.

‘Hasdal’dan, Maltepe’den mektuplar geliyor’

Slogan “ Bugün Kime Giydirsem?” olunca elbette giydirilenler de olacak. İlk bölümün teması kadındı. Hitler ve Erdoğan’ ın kadın politikalarındaki benzerliklerden Kuvayi Milliye kadınlarına, Şişecam direnişindeki kadınlardan Sessiz Çığlık eylemine kadar geniş bir yelpaze. Hem görsel olarak Ulusal Kanal izleyicilerini heyecanlandırdı hem de İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek size ve ekibe tebrik mektubu yolladı.

- Çok gurur verici birşey bu tabii. Hasdal’dan, Maltepe’den, Hadımköy’den de geliyor bana mektuplar ve bu çok gurur verici çünkü tarihe düşülen bir not aslında... 3,2,1 renkleri, müzikleri, arşivleri, bakış açısı ile genç, dinamik ve çağdaş bir program. Ulusal Kanal’ ın genel yayın ve yapı anlayışında farklı bir çiçek açtı ve bir örnek teşkil ediyor. Dolayısıyla böyle etkiler yarattıysa, çok mutlu edici birşey.

‘Kol böreğini 40’lardan beri yiyoruz’

İkinci bölümde “Ulaştırmama” Bakanlığı vardı. Haliç’ ten çakar almaz motora binmeden ne demiştin? “Akşama fincan böreği. Tabii aslında yediğimiz sadece kol böreği.”. Ne zamandır yiyoruz biz bu kol böreğini?

- Biz bu kol böreğini, maalesef, 1940’ ların başlarından beri yiyoruz. Marshall yardımlarıyla derken Nato’nun girişiyle, arkasından sözde uluslararası antlaşmalarla, kredi antlaşmalarıyla ve imtiyazlarla. Hatta koldan da öteye artık. Biliyorsun gül böreği de var artık. Faşizan bir yönetim biçimiyle, aşırı polis şiddeti ve toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız. Buna bir dur demek gerekiyor. Kafa göz yarmak, sahte delillerle insanları hapse atmak, Fazıl Say’a olduğu gibi sosyal paylaşım ortamında yazılan birşeyden dolayı ceza vermek üzerinden korkularla değil, cesaretle ve mücadele ile yapmak gerekiyor.

‘TGB’nin sesini biliyoruz, şimdi tadını sunacağız’

Kaykaycı genç bisiklet yolu ile ilgili belediyelerin yeterli projesinin olmadığını eğer bir siyasi parti gençlik kolları bu işe el atarsa, çağdaş ve laik olması kaydı ile beraber çalışabileceklerini ifade etmişti. Bu da bir giydirmeydi galiba. TGB’nin kitle eylemlerini örgütlemedeki başarısı aşikar, şimdi de projelerle mi geliyorlar?

- Tabii ki. TGB’nin rengini ve sesini biliyoruz ama şimdi kokusunu, dokusunu ve tadını sunmaya hazırlanıyoruz. Bu bisiklet meselesi farklı bir mesele. İstinye’de Amerikan konsolosluğu eteklerinde inşa edilmiş Koç Holding’e ait bir bisiklet fabrikası vardı. Türkiye’de bisiklet üretimi yok artık. Bisikleti ithal ederken, yolu tam bir komedi oluyor. Daha sosyal düşünen, daha laik duran belediyeler bisiklet yolu yaparken, bu yollarda polis arabalarının gezdiğini görüyoruz. Eğer siz bisiklete binmeden dört tekerli araca binerseniz, terör belasından daha büyük miktarda ölümü karayolunda yaşarsınız.

‘Fazıl ceza aldı, ben de Haziran’da alıyorum’

8 Nisan Silivri Eylemi arifesinde TGB’nin sokak çalışmaları yanısıra Twitter örgütlenmesini de izledik. Programdaki bir arkadaşın da deyimiyle bu şeytan işinin mücadeleye katkısı ne? Şeytana mı sattık ruhumuzu?

- Şeytana sattık tabii ruhumuzu, Bak Fazıl ceza aldı, ben de 11 Haziran’ da alıyorum. Ben de oradan dolayı yargılanıyorum. Hem de Başbakanın açtığı davadan yargılanıyorum. Başbakan yazdıklarımdan hoşlanmamış, eleştiriye tahammülleri yok çünkü. Bu bir fişleme sanatı, eskiden GBT vardı şimdi bu var. Sanal kanal sonu banal diyoruz ya biz. B harfini fazladan koyuyoruz aslında, Barbaros’ un baş harfi olsun diye. Oradaki kimlikler gerçek değil. Takip ettiğim ve beni takip eden birçok gazeteci, televizyoncu, akil, bakir falan, var onlardan. Saçmalıyorlar. Hep acaba birşey olur mu kaygısıyla haberleşiyorlar. Sosyal paylaşımın birkaç yıl daha fırtına olarak eseceği kesin ama yerini çok farklı iletişim araçlarına bırakacak.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.