Girdi ve hammaddede ithalata bağımlıyız -(TAMAMI)

Türkonfed Başkanlığına ikinci kez seçilen Süleyman Onatça Aydınlık’a konuştu

Girdi ve hammaddede ithalata bağımlıyız -(TAMAMI)
08 Nisan 2013 Pazartesi 20:14

Dış ticaret açığının, Türkiye’nin üretim yapısının bir sonucu olduğunu ifade eden Türkonfed Başkanı Süleyman Onatça, ekonominin girdi ve hammaddede ithalata bağımlı bir üretim yapısı olduğunu söyledi

Türk iş dünyasının çatı örgütlerinden Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) Mart ayı sonunda gerçekleştirilen 2013 yılı Olağan Genel Kurulu’nda ikinci kez Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Süleyman Onatça, gazetemizin sorularını yanıtladı. Bünyesindeki 17 federasyon altında toplanan 127 dernek ile 208 milyar dolarlık iş hacmine sahip Türkonfed’in Başkanı Onatça, 11 binden fazla iş insanını temsil ediyor. Onatça, hazırladıkları orta gelir tuzağı raporundan, son Tüsiad genel kuruluna kadar birçok konuya dair değerlendirmelerde bulundu.

Son hazırladığınız ‘Orta Gelir Tuzağı’ndan Çıkış: Hangi Türkiye’ raporunda, 2002-2011 yılları arasındaki ihracatın ithalatı karşılama oranının 14 puan gerileyerek yüzde 70 düzeyinden yüzde 56’ya düştüğü ifade edildi. Aynı yıllarda Türkiye’nin toplam dış ticaret açığının da yaklaşık 7 kat artarak 15.5 milyar dolardan, 105.9 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Türkiye, daha dışa bağımlı bir ekonomi haline mi geliyor?

2013 yılı Ocak ayı dış ticaret açığı seviyesinin 2012 yılının aynı dönemine kıyasla azaldığı görülüyor. 2011’de 89 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2012’de 65 milyar dolara geriledi. 2013’te büyümenin hızlanacağını düşünüyoruz. Geçen sene dış talebin sürüklemiş olduğu sanayi üretiminin bu sene iç talep nedeniyle de artış göstermesini bekliyoruz.

Dış ticaretteki açık üretim yapısından kaynaklı

Dış ticaret açığı Türkiye’nin üretim yapısının bir sonucu. Girdi ve hammaddede ithalata bağımlı bir üretim yapısı var. Bu nedenle büyüme hızlandıkça dış ticaret açığı da artıyor. Bu nedenle geçen sene büyümenin yavaşlamasına bağlı olarak azalan açığın, büyümenin hızlanmasıyla birlikte yeniden artış göstereceğini düşünüyoruz.

Katma değeri yüksek ürün ihracatından söz ediliyor. Peki, bu yönde ne gibi nesnel çalışmalar var? Özellikle bilişim gibi katma değeri yüksek sektörlere yönelik kayda değer yatırımlar yapılıyor mu?

Katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin artırılabilmesi için girişimciliğin ve inovasyonun gelişmesinin sağlanması ve girişimci KOBİ’lerinin önünün açılması önemlidir. Bu konuda TÜRKONFED olarak; TÜSİAD, REF ve UİG işbirliği ile TÜBİTAK tarafından desteklenen Bölgesel İnovasyon Merkezleri (T-BİM) projelerini başlattık. Bu proje ile Türkiye’de sektörel odaklı çalışacak bölgesel inovasyon merkezlerinin kurulması amaçlanmaktadır. Merkezlerin faaliyet gösterecekleri bölgelerde sektörel odaklı inovasyon arabirimleri olarak çalışmaları hedeflenmektedir. Böylece, bölgesel kalkınmada inovasyonu (yenileşim) önemli bir araç olarak kullanan yapılar hayata geçirilecektir.

KOBİ’ler yeniden yapılandırılmalı

Katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ve ihracatı KOBİ’lerin sürece dahil edilmeden gerçekleştirilmesi zordur. Bu nedenle, katma değer ve istihdam yaratmada Türkiye ekonomisi için son derede önemli olan KOBİ’lerin küresel kurallar ve AB normları çerçevesinde daha verimli çalışmalarını sağlayacak önlemler devlet tarafından alınmalıdır. Türkiye’nin kuvvetli ve sürdürülebilir bir büyüme süreci içine girmesi için KOBİ’lerin dünya ekonomik sistemine entegrasyonunu ve kurumsallaşmasını hızlandırmak, bunun için de temel sorunların üzerine gitmek gerekmektedir. KOBİ’lerin daha yüksek katma değer üreten ve daha rekabetçi bir sanayi sektörü için yeniden yapılandırılması, Sanayi Strateji Belgesinde yer alan mikro politikaların hayata geçirilmesi ile mümkündür.

Birçok büyük sermaye grubunun sanayi üretiminden çekildiği görülüyor. Öyle ki sanayinin GSYİH içindeki payı 2000’lerin başında yüzde 20’lerdeyken şimdi yüzde 15’ler seviyesine düştü. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Türkiye ekonomisinin güçlenmesi, makrœkonomik istikrarın korunması ve yatırım ortamının iyileştirilmesini, sanayinin gelişiminin olmazsa olmaz koşulları olarak görüyoruz. Bu nedenle üyelerimize gelecekte daha iyi bir iş ortamı sağlamak hedefiyle, ekonomisi güçlü bir Türkiye için çalışıyoruz. Sanayi stratejisinin etkin bir biçimde uygulanması TÜRKONFED olarak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Başarılı bir sanayi stratejisinin, başta KOBİ’lerimiz olmak üzere tüm şirketlerimize rekabet gücü kazandıracağına inanıyoruz.

Türkiye’nin sanayileşmesinde ülkedeki toplam işletmelerin yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’lerin çok önemli bir payı bulunmakta. Bu nedenle sanayileşmenin sadece büyük şirketlerin üzerine kurulması mümkün değildir. KOBİ’ler nihai mal üretiminin yanı sıra, yurtiçindeki büyük şirketlerin tedarikçileri ve küresel üretim zincirlerinin parçası olarak sanayileşme sürecinde kilit bir öneme sahiptirler.

Özel sektörde yabancıların payı gittikçe artıyor. Fakat, bu gelen yabancı yatırımlar yeni sektörler geliştirmek yerine hazır olanı satın alıyor. Türk özel sektörü nereye gidiyor?

Yabancı sermaye yatırımlarına baktığımızda doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ödemeler dengesi içindeki payının azaldığı görülüyor. Yabancı sermaye yatırımları bir anlamda dış ticarete alternatif olarak görülebilir. Yurtiçinde üretimde rekabet avantajı olmayan ürünlerin, içeride üretilmek yerine ithal edilmesi, buna karşılık rekabet avantajı olan ürünlerin ihraç edilmesinin ülkelerin refah seviyelerine olumlu katkı yaptığı kabul edilir.

İthal edilen ürünler içeride üretilmeli

Dışarıdan ithal edilmek durumunda kalınan ürünün ithalat yerine içeride üretilmesi, ulusal ekonomi açısından içeride istihdama olumlu katkıda bulunur. Bu katkının sağlanabilmesi için yabancı sermaye yatırımlarının greenfield denilen sıfırdan yatırımlar biçiminde olması tercih edilir. Küresel ekonomideki sorunların geride bırakılmasıyla beraber, Türkiye’nin makrœkonomik istikrarı koruması ve iş ve yatırım ortamını iyileştirmesi, greenfield olarak adlandırılan bu tür doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının da artmasına yol açacaktır.

TÜSİAD herkesi kucaklamalı

43. TÜSİAD Kongresi’nde, Anadolu sermayesi diye adlandırılan kesimden de iş adamlarının yönetimde yer aldığını gördük. Bu TÜSİAD’da bir değişimi mi simgeliyor?

Türkiye’de sanayici ve iş adamlarını çatısı altında toplayan TÜSİAD, ulusal ekonomik politikaların oluşturulmasına, toplumsal refahın ve Türkiye’nin rekabet gücünün artmasına katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarını sürdüren sivil toplum örgütlerinden biridir. Bir sivil toplum kuruluşunun, tarafsız ve yapıcı bakış açısı doğrultusunda, ülkedeki tüm kesimleri kucaklaması beklenir. Anadolu sermayesinin son yıllarda artan dinamizmi, Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlamaktadır. Elbette, bu dinamizmin Türkiye’yi kucaklayan bir örgütte temsil ediliyor olması olağandır.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.