Fazıl Say Aydınlık'a konuştu: Savaşı besteledim

Sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından Ömer Hayyam'ın rubaisini paylaştığı için hakkında dava açılan ünlü piyanist besteci Fazıl Say, mahkeme görülmeden 1 hafta önce Aydınlık'a konuştu Besteci ve piyanist Fazıl...

Fazıl Say Aydınlık'a konuştu: Savaşı besteledim
21 Eylül 2013 Cumartesi 17:20

17fazilsavas

Sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından Ömer Hayyam'ın rubaisini paylaştığı için hakkında dava açılan ünlü piyanist besteci Fazıl Say, mahkeme görülmeden 1 hafta önce Aydınlık'a konuştu

Besteci ve piyanist Fazıl Say'ın sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından, bir twitter kullanıcısı tarafından paylaşılan Ömer Hayyam'ın yazdığı, "Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? her müminine 2 huri verecegim diyosun, cenneti ala kerhane midir?" rubaisini, kendi sayfasında paylaştığı için (retweetlemesi) "dini değerleri alenen aşağıladığı" iddiasıyla dava açılmış ve sanatçı 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. 20 Eylül'de yeniden görülen mahkemede Fazıl Say'ın ikinci kez 10 ay hapis cezasına çarptırılması kamuoyunda büyük tepkilere neden oldu. Fazıl Say, mahkemesi görülmeden 1 hafta önce Aydınlık'ın sorularını yanıtladı.

Çağdaş sanatçı örneği

Fazıl Say, çoksesli müziğimizin yeni kuşak sanatçıları arasında iki ana sanat kulvarında ilerleyen bir piyano virtüözü olarak, ülkemizde ve dünyada yerini almış bir sanatçıdır. Piyano ile doğdu, beste ile büyüdü. İkisini bir arada götüren sanatçı olarak, çağdaş bir çözümlemede geçmişin ünlü bestecilerini anımsatıyor. Sık olmamakla birlikte önemli örneklerini gördüğümüz vitüözüte ile besteciliğini birlikte götürmüş, ünlü müzisyenlerin ülkemizdeki çağdaş bir örneği. Fazıl Say ile yaptığımız söyleşide, onun besteciğili ve son yapıtları üzerinde durduk.

Yapıtlarınızda esinlendiğiniz kaynak nedir?

-Ben astronomi ve astrofizik ile ilgileniyorum. En büyük merakımdır çocukluğumdan beri. Uzay, dehşet büyük ve ne kadar güzel... Soralım; bu evren nasıl başladı? Bigbang (Büyük patlama) neden oldu? Bigbang öncesi ne vardı? Evrenin ötesinde ne var? Bu evrende bizden başka hayatlar var mı? Gibi soruların cevaplarını merak ediyorum hep. Senfoniyi yazma sebebim budur. Elbetteki gerçek verilerden yola çıktım. Evrenin genişlemesi, Süpernovalar (yıldız patlamaları ve ölümleri), dünya dışı uygarlıkların olduğu tahmin edilen uzaktaki gezegenler. Evreni oluşturan "Karanlık Madde", konularımdır.

Ömer Hayyam, Mezopotamya, Universe senfonilerinizin Doğu-Batı sentez ve analizinin Türk besteciliği adına çok nitelikli ve önemli yaratılar olduğuna inanıyorum. Bu konudaki düşüncelerinizi açıklarsanız okurlarımızla buluşma noktasında ilginç ve sevindirici bir çözümleme olacaktır. Üç senfoniyi de dinlemiş olduğumdan, sizin söyleyecekleriniz bestecilik anlayışınızın kesişme noktalarını belirtmeniz, kanımca bu değerli bestelerinize yeniden dikkatleri çekecektir.

Haliyle, içinde yaşadığımız toprakları işlemek hem damarımızda var, hem müzik bilgimizde ve arzularımızda, hem de yaşamsal görevimizdir. Ortadoğunun dramı, bitmek tükenmek bilmeyen "ölüm kültürü" ikinci senfonim Mezopotamya'daki ana temalarımdır. Bu o yüzden müzik olarak çıkmalıydı benden. En iyi şekilde bunu notalara dökmeliydim. Sesler ile elimden geldiğince anlatmalıydım

Mezopotamya Senfonisi, melodilerinin güçlü olması için değil betimlemelerinin güçlü olması için çalıştığım bir eserdir.

Ölüm kültürü konusunu "güzel ezgiler" ile anlatamayız. Çığlıkları, ölümleri, katliam ve töre cinayetlerini, terörizmi, patlayan bombaları, mezhep ve din savaşlarını, devlet savaşlarını "güzel" ile anlatamayız. Bu vahşeti müziğin ve seslerin derin etkisinde yine vahşet ve ölüm olarak sunmalıyız

'Zaman akar nehirler gibi...'

Eserimin üçüncü, yedinci ve dokuzuncu bölümleri tamamen bu savaş ve teröre adanmış durumda.

Savaşı müzik ile anlatırken, orkestrayı ve hatta kendimizi de o savaşın içine resmi olarak sokmalıyız. Nefesli sazlar, yaylı sazlara savaş açmalı, vurmalı sazlar, kontrbaslara savaş açmalı; orkestra seyircilere savaş açmalı, bezdirmeli. Beste bestecisine, besteci bestesine savaş açmalı. Dokuzuncu bölüm "Savaş Üzerine"de bir de şu var; yaklaşık 20 saniye süren bir total sessizlik var. Bu da seslerin sessizliğe, sessizliğin seslere savaş açmasını anlatır. Ama bu sessizliğin savaş anını bilir dinleyici. Kimse orada eser bitti diye alkışlamaz, cd bitti zannetmez.

Bir yandan Dicle sakin, Fırat coşkulu akmaktadır. Onlar bir buluşmaya akmaktadır ama ne zaman gerçek buluşma olacak? Gün olur, gece olur güneş ve ay bölümlerinde. Zaman akar nehirler gibi... Ne zaman güzel günler görülecek?

Nâzım'dan başlayarak geleneksel halk müziğimizin ustası Aşık Veysel'le sürdürdüğünüz çalışmalarınızın Türk edebiyatının ünlü kişilerini de katmanız müziğimize ayrıcalık kazandırdığı gibi müziğinizle Türk şiirine yaptığınız katkıları çok değerli bulanlardanım. Bu konudaki çalışmalarınızı sürdürecek misiniz?

Her yıl 15-20 şehrimizde çalmaya devam ediyorum. Öncelikle, Ankara, İstanbul ve İzmir'in yanında artık Adana, Mersin, Antalya, Bursa, Eskişehir gibi şehirlerimizde konser hayatı gayet yoğundur. Orkestralarımız var bu şehirlerde, konservatuvarlarımız var, festivallerimiz var... Ben İzmit, Bolu, Antep, Hatay, Zonguldak, Aydın, Denizli, Muğla, Trabzon, Samsun gibi şehirlerimize de turne koyuyorum her yıl. İlgi büyük... Keşke kurumların sayısı artsa...

Her zaman devam edeceğim kendi memleketimi anlatmaya.

Hayati Asılyazici


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.