Erdoğan Türk, İran ve Rus karşıtı politika izliyor -(TAMAMI)

Rus stratejist Dugin’den kurşun gibi açıklamalar

Erdoğan Türk, İran ve Rus karşıtı politika izliyor -(TAMAMI)
29 Mayıs 2013 Çarşamba 17:49

‘Hükümetiniz Amerikan yanlısı ve Türk karşıtı, İran karşıtı, Rus ve Avrasya karşıtı bir politika izliyor. Erdoğan, Türkiye’yi çökertecek ve parçalayacak bir politika izliyor’

Esad’ın durumu kontrol altında tuttuğu her geçen gün, küresel kapitalist sistemin sonunu yaklaşıyor. Esad, politik konumunun zirvesinde’

‘Türkiye, Rusya ve Avrasya’nın düşmanları arasına girdi. Türkiye tamamen NATO’nun, ABD’nin yönetimindedir. Türkiye, kendini parçalama yolunda ilerliyor’

- Reyhanlı’daki patlamaları duymuşsunuzdur. Faillerin adresi neresi olabilir? Ve de amaçları...

Dugin: Ankara’yı Suriye ile çatışmaya çekmek amacıyla ABD’nin planladığına inanıyoruz. Küresel strateji ve egemenliği için... Aslında bir provokasyon. Böyle bir provokasyon Suriye’ye ve Beşar Esad’a lazım değil. Onlar için Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmek daha önemli. Öte yandan Türkiye’nin de çıkarına değil bu. Demek ki bunu yapan üçüncü bir güç.

- Başbakan Tayyip Erdoğan ABD’ye gitti biliyorsunuz. Obama ile görüştü. Sonra, daha oradayken Rusya’ya gideceğim diye bir açıklama yaptı.. Ne anlama geliyor bu?

- Burada Suriye sorununda Türkiye’nin rolü hakkında birkaç söz söylemek gerekir.Türkiye’yi Suriye sorununa ABD’nin dahil ettiğine eminim. Türkiye ABD’nin peşine takıldıkça, kendi ulusal çıkarlarına ters düşüyor ve bölgesel siyasette etkisini hızla kaybediyor. Türkiye ilk olarak İran’la, sonra da Rusya ile ilişkilerini koparmak üzere. Çünkü hükümetiniz Amerikan yanlısı ve Türk karşıtı, İran karşıtı, Rus ve Avrasya karşıtı bir politika izliyor. ErdoğanTürkiye’yi çökertecek ve parçalayacak bir politika izliyor. Türkiye’nin bugünkü sınırlarını korumak isteyenler Kemalist-ulusal düşünceye sahip olmalı. Oysa Erdoğan neo-Osmanlıcılığı denemeye çalışıyor. Bu siyaseti izlemesi için Erdoğan’a ABD baskı yapıyor.

Putin’le ne konuşacak!

- Bu tablonun Türkiye’ye faturası ne olur?

- Putin, Esad’ın, yani Suriye halkının ve İran’ın tarafında duruyor. ABD, Batı Avrupa, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın ise karşısında. Bu yüzden Erdoğan Rusya’nın düşmanı haline geldi. (Erdoğan’ın Rusya’ya gelip) Putin’le ne konuşacağı hakkında hiç fikrim yok. Erdoğan Avrasya modelinden uzaklaştırıldı ve NATO’ya yaklaştı. Bu yüzden Putin ile konuşmasından bir sonuç çıkmayacağını düşünüyorum. Türkiye, Rusya ve Avrasya’nın düşmanları arasına girdi. Türkiye tamamen NATO’nun, ABD’nin yönetimindedir. Türkiye, kendini parçalama yolunda ilerliyor. Bir sonraki adımda ya Türk ulusal kimliği parçalanacak ve Kürt ayaklanması olacak, ki ABD bunu destekliyor ya da Yunanistan ile çatışma çıkarılacak. Yunanistan’dan yeni döndüm.OradaTürkiye karşıtı düşüncelerin hızla geliştiğini gördüm.

- Putin-Erdoğan görüşmesinde dosyada neler olabilir?

- Putin Ankara’nın Esad karşıtı silahlı muhaliflere verdiği desteği kesmesinde ısrar edecek. Putin’e tek şey gerekli: NATO planlarına hizmet etmeyi bırakmak. O zaman sizinle konuşur. Ama Erdoğan Washington ve Moskova arasında sıkıştı. Bu yüzden Moskova görüşmesinden bir şey çıkmaz. Zaten önce Washington’a gidip sonra Moskova’ya gelecek olması Putin’e karşı yapılmış çok yanlış bir davranış. Erdoğan’ın Türkiye karşıtı politikası çok yanlış. Oysa Avrasya bir kurtuluş yolu olabilir. Türkiye’deki iç muhalefeti yok ederse, Türkiye’nin sonu muhtemelen söylediğim gibi olur. Burada her şey birbirine bağlı. O kendi başına hareket etmiyor, Washington’un kuklası gibi davranıyor. Bu da Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı. Bu uzun sürmez ve bence bunun sonucunda Türkiye bölünür, kendini yeni askeri çatışmaların içinde bulur ve bağımsızlığının sonu gelir.

Cenevre’den bir şey çıkmaz

- Gelelim Suriye’ye. Cenevre Konferansından bir sonuç çıkar mı?

- ABD Esad’ı çok çabuk devireceğini umdu. Ama Rusya, İran ve Hizbullah onu güçlü şekilde destekledi. Esad şimdi daha güçlü. Bu nedenle dünya, sahnede, Libya’da olduğu gibi sadece Batı’nın değil, başka güçlerin de bulunduğunu görüyor. Bu Libya olayıyla olan temel fark. Libya’da bir yanda Batı, diğer yanda Kaddafi vardı ve Kaddafi Batı’ya karşı yalnızdı. Şimdiyse durum tamamen farklı. Nükleer bir devlet olan Rusya, ayrıca İran ve Çin ve bazı tarafsız ülkeler Esad’ı destekliyor.. Suriye’deki güç dengeleri aynen korunursa Cenevre konferansı tek başına bir şey çözemez, sadece iki karşıt cephenin konumlarını gözler önüne serer.

- Suriye’de askeri durum nasıl görünüyor?

Eğer Esad’a Rus-İran desteği devam eder ve Türkiye ve İsrail, kafa kesen Selefileri desteklemezse Esad kazanır. Çünkü Suriyeliler vahşi muhalifleri desteklemez. Zaten muhalefetin ele geçirdiği bölgelerde yakın zamanda ayaklanma başlayacak. Hatta Kürtler onlara karşı çok farklı bir konuma geçtiler. İsrail’in Şam’ı vurmasının nedeni, Batı’nın bu durumu değiştirmek için son şansı olması. Bu Esad karşıtı koalisyonun kapıldığı panikten kaynaklanıyor... Türkiye tarafsız bir konumda olsaydı, şu an bölgede başrolde olurdu. Oysa şimdi başkasının oyununda sadece bir piyon oldu. Türkiye etkili bir arabulucu olma şansını kaybetti ve bölgesel jeopolitik oyundaki statüsünü artık güçlendiremez.

Esad direndikçe..

- Suriye’de krizin bitmesine bir vade verebilir misiniz?

Suriye’deki durumla ilgili bir şey söyleyemem. Çünkü jeopolitika uzmanları neyin nerede olacağını bilirler, ama zamanı kestiremezler. Bu analizlerimizin özelliğidir. Esad’ın durumu kontrol altında tuttuğu her geçen gün, küresel kapitalist sistemin sonunu yaklaştırmaktadır. Esad, sadece bölgesel değil daha genel olarak da politik konumunun zirvesinde. Bu yüzden şu anki durumdan bir çıkış görünmüyor. Ama Esad durum üzerindeki kontrolünü ne kadar uzun süre korursa, sadece o bölgede değil, küresel ölçekte de ABD egemenliğinin çökme ihtimali o kadar artar. Bu, yeni güçlerin varlığını gösteriyor. Bunlar Batılı güçler değil ve şu anda etkili konumdalar. Cenevre Konferansı’nda Rusya, tutarlı konumuyla dünyaya, tek kutuplu değil, çok kutuplu modelin varlığını gösterecek. Bu Suriye’deki durumun en önemli noktası. Burada verilecek karar, sadece Suriye’nin kaderini belirlemeyecek, küresel çapta etkili olacak. Esad kazanırsa, çok kutuplu dünya kazanacak. Esad devrilirse, kanlı bir kaosa yol açar. ABD böl ve yönet ilkesiyle küresel egemenlik politikasını yürütmeye devam edecek.Türkiye emperyalist egenemliğin sefil bir kölesi olacak ve bu, Türkiye’nin çöküşüyle sonuçlanacak. Bu kriz ne zaman çözülür bilmem, sadece bunun büyük bir küresel oyunda ortaya sürülen bir pot (kumarda masaya sürülen para) olduğunu biliyorum.

Dostoyevski’ye benzetilmek hoşuna gidiyor

 

Birçok sıfatı var Aleksander Dugin’in. Rusya Avrasya Hareketi Başkanı... Rusya Duması strateji danışmanı.. Putin’in Avrasya siyaseti üzerinde etkili bir stratejist... Düşünür... Rus entelektüel geleneğinin zirve isimleri arasında...

Moskova Devlet Üniversitesi’ndeki odasına girdiğimizde araştıran gözlerle yüzümüze baktı. Türkiye’den kimler gelmişti acaba? “Hatırladım” dedi.

2004 yılı sonbaharında Ankara’da Doğu Ağabey (Perinçek) ile birlikte uzunca bir yemek sohbetimiz olmuştu. Hani, Kuzey Kıbrıs’a ve Rauf Denktaş’a destek toplantısı için geldiklerinde...

Mutad “selam” teatisi...

Yörüngesi kalabalık... Öğrencileri girip çıkıyor... Karne imzalatanlar... Küçük danışmalar...

Kitap öbekleriyle dolu odası bir hayli mütevazı... İki kameralı bir tv çekimi için küçük de sayılabilir...

Bizim Serkan (Koç), “açı” derdinde... Kameraları nereye yerleştirse acaba? Bir de “kırmızı pabuç”... “Aman benim soruları unutmayalım” diye bilmem kaçıncı kez üsteliyor... “49/51” olarak yine yeni bir belgesel peşinde... Çok bilinenin şaşırtıcı bilinmeyenleri... Sonbahara...

Çekim öncesi peşrevleri...

1962 doğumlu ya; “50 yaş” sendromu!

9 yıl önceye göre fizik olarak fazla bir değişiklik yok aslında. Saçları biraz daha seyrelmiş ve daha oturmuş bir yüz, o kadar...

Söylüyorum... Keyifle gülümsüyor...

Ama asıl Dostoyevski’ye benzetilmek... Çocukça mutluluğunu saklamıyor...

“İkimizin portrelerini yan yana koyunca, ayırdetmekte zorlanıyorlar” diyor.

Dostoyevski ile yan yana getirilmeye kim karşı koyabilir ki!

Türkiye’yi, Avrasyacıları, Ergenekon davasını, İşçi Partisi’ni, Doğu Perinçek’i soruyor...

“Daha kaç yıl yatarlar?”

Hukuka değil, kuvvet dengesine bağlı...

Yükselen kitle hareketi, İşçi Partisi’nin rolü ve de Milli Merkez sürpriz onun için...

Acaba abartıyor muyuz diye sorgulayacı gözlerle bakıyor. Serkan Koç’un belgeselleri... Eylem albümlerindeki geniş kitleler...

Dikkatle tek tek inceliyor... Bir kez daha mutlu... Önemli bir çağırı yapıyor...

Özeti: “Türkiye’nin Avrasyacıları bir dosya hazırlayıp gelsinler... En tepeye kadar kendilerini anlatsınlar... Rusya’dan bakanlar, Türkiye’de Erdoğan’dan başka kuvvet kalmadığını sanıyor.”

İlgilisine duyurulur...

Peki, Avrasya Hareketi’nin ideologu Dugin neler söyledi? O da yandaki sütunlarda.

Dugin’in söyledikleri, elbette Rusya Federasyonu’nun resmi görüşleri değil. Fakat Kremlin’in stratejik hassasiyetlerini yansıttığı düşünmek için çok sebep var. Bir de küçük not: Bu söyleşinin tamamı, Aydınlık yayını bittikten sonra Ulusal Kanal ekranında olacak.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.