DÜĞÜMÜ BU TALEP ÇÖZER -(TAMAMI)

Mahkeme heyetine çağrı: Meslektaşınızın kanını yerde bırakmayın

DÜĞÜMÜ BU TALEP ÇÖZER -(TAMAMI)
21 Haziran 2013 Cuma 17:57

Danıştay saldırısının krokisini çıkardı

Ergenekon davasında Avukat Zeynep Küçük, Danıştay saldırısı davasının Ergenekon davasından ayrılmasını talep etti. Avukat Küçük, mahkeme heyetine ‘Bu düzeni bozun!’ diye seslendi

Ergenekon davasında Avukat Zeynep Küçük, Danıştay saldırısıyla ilgili mahkeme heyetine bir sunumda bulundu. Küçük, Alparslan Arslan’ın silahlı baskınıyla Mustafa Birden’in öldürüldüğü Danıştay saldısı davasının, Ergenekon davasından ayrılmasını talep etti. Mahkeme Heyeti’ne “Meslektaşının kanını yerde bırakmayacak bir hukukçu olarak Mahkeme’nizin bu talebi gözardı etmeyeceğine inanmak istiyorum. Bu düzeni bozun! Aksi takdirde bu cinayeti örtbas edenlerle ilgili hem tarih hem de yargı devreye girecektir” diye seslendi. Danıştay saldırısının azmettiricisi Osman Yıldırım ise sanık ve avukatları “Hepinizin kanını içeceğim” diyerek tehdit etti.

Silivri Cezaevi’ndeki duruşma salonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen Ergenekon davasının dünkü duruşmasında Ulusal Kanal Haber Müdürü Ufuk Akkaya ve avukatları Köksal Bayraktar ile Zeynep Küçük, esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmalarını yaptı.

Katillere beraat!

Avukat Zeynep Küçük, Ergenekon mütalaasında Danıştay saldırısından gönüllü olarak vazgeçtiği öne sürülen Osman Yıldırım, beraati istenen Süleyman Esen, katil Alparslan Arslan ve sanık dahi olmayan Salih Yaşar arasındaki bağlantıyı açıkladı. Küçük, bu kişilerle hiçbir ilişkisi olmadığı halde emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Albay Muzaffer Tekin hakkında Danıştay saldırısını azmettirmekten 6 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmesini eleştirdi.

Yıldırım, Esen ve Yaşar arasında Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanmasından Danıştay saldırısına kadar geçen 13 günlük sürede 464 görüşme yaptığını belirten Küçük, “Ama Ergenekon davası sanıkları ile aralarında bir tek bağlantı ya da telefon irtibatı yok. En kritik eylem saatlerinde birbirleri ile görüşen ve baz istasyonu kayıtlarına göre eylem bölgesinde olan kişilere beraat istenirken, hiçbir bağlantısı olmayan kişilere ağırlaştırılmış müebbet hapis istenmesi hangi hukuk ve vicdanla açıklanabilir?” diye sordu.

Ortak anormallik

“Dosyaya getirilen telefon baz kayıtlarının çaprazlama yapılan incelenmesi neticesinde ortaya ilginç bir tablo çıkmıştır” diyen Küçük, “Arslan, Esen ve Yaşar’ın telefonlarında, ortak bir anormallik vardı. Her üçünün de, aynı günlerde ve hemen hemen aynı zaman dilimleri içerisinde, yaptıkları telefon görüşmelerine ilişkin baz istasyon kayıtları yoktu. Bir başka ilginç taraf, bu sırada birbirleriyle de hiç görüşmemeleriydi. Dikkati çeken bir diğer husus, hepsinin bu meçhul yere gitmeden önce yaptıkları son görüşmelerin aynı baz istasyonlardan sinyal vermeleriydi. Yani, her üçü de aynı yere gidiyorlardı. Bu meçhul yerin, Şeyh Salih Kurter’in Gültepe’de bulunan evi olduğu yapılan sorgulamalar sırasında ortaya çıkacaktı” dedi. Küçük, bu meçhul adrese ait telefon baz kayıtlarının neden olmadığının veya kimler tarafından neden yok edildiğinin halen bilinmediğini kaydetti.

Kayıtlar kayıp

Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan 3. bombalı saldırı sonrasında Arslan, Esen ve Yaşar’ın Şeyh Salih Kurter’i aradığını belirten Küçük, “Bu sırada hepsi de meçhul eve doğru hareket halindeler. Neden ve nasıl, bu evde bulundukları sıradaki baz kayıtları dosyada yok. Kimler, kimden, ne saklamaya çalışıyor?” sorularını yöneltti.

Süleyman Esen’in ısrarla tanımadığını iddia ettiği Osman Yıldırım’la arasında telefon irtibatı olduğunu ifade eden Küçük, “Süleyman Esen 4 Mayıs sabahı Alparslan tarafından arandıktan sonra bazı görüşmeler yaptı ve Avrupa yakasına geçti. Orada kısa süre kaldıktan sonra hızla Üsküdar’a Alparslan’ın evinin olduğu yere geldi. Burada kısa süre kaldıktan sonra Süleyman tekrar karşıya geçerken, Alparslan da Ataşehir’deki arkadaşları ve Osman Yıldırım ile yoğun bir telefon trafiğine başladı” dedi.

İrtibatlar ortada

Küçük şöyle devam etti: “Danıştay saldırısını yapanların telefon irtibatları ortada. İçlerinde bir tek Ergenekon sanığı var mı? Yok! Ama durun, bir sürpriz var. Cinayetin üzerinden daha iki saat bile geçmeden, Bakan Mehmet Ali Şahin, ‘sürprizlere hazırlıklı olun’ dedi. Aynı günün akşamı İstanbul’daki Muzaffer Tekin için gözaltı kararı çıkarıldı.

Akkaya: Fedaiyim

Ulusal Kanal Haber Müdürü Ufuk Akkaya, son savunmasında Balzac’ın “Toprağa ekilen tohumların içinde en çabuk ürün vereni, fedailerin döktükleri kandır” sözlerine atıfta bulunarak “Ben bir fedaiyim. Döktüğümüz kan da, yatacağımız süre de önemli değil” dedi.

Akkaya, bilgisayarında “suikast planları” bulunduğunun öne sürüldüğünü, ancak bu belgeleri eski MİT Kontr-Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün atin.org isimli internet sitesinden aldığını anlattı. Akkaya, “İddia makamı, zahmet buyurup internet sitesine girseydi görecekti” diye konuştu. Bilgisayarında bulunan bazı notlarla da suçlandığını anlatan Akkaya, “Yapmadığım haberler nedeniyle yargılanıyorum” açıklamasını yaptı.

‘İddialar asılsız’

Akkaya şöyle konuştu: “İddia makamı benim için gazetecilik adı altında teröristlik yapmaktadır diyor. Bunu da Avukat Hüseyin Buzoğlu’yla konuşmama bağlıyor” diyen Akkaya, “Buzoğlu’yla samimi olmuşum. Nasıl olmuşum? Ağabey demişim. Mütalaada Anayasa’nın ve basın kanununun işlemediği görülüyor” ifadesini kullandı. Akkaya, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’ten talimat alma iddialarına ilişkin olaraksa “Ben İP üyesiyim. Genel Başkan üyelere talimat verir. Ben de yaparım. Bundan da şeref duyarım.””


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.