Döviz krizi kapıda

''Türkiye’nin toplam dış borç yükü 2008 yılında milli gelirin (GSYH) yüzde 38’i seviyesindeyken, bu oran 2013 sonu itibarıyla yüzde 47’nin üstüne tırmanmış. Toplam dış borç 388 milyar dolar'' diyen Soral, şunları söyledi: ''Dengeler...

Döviz krizi kapıda
20 Eylül 2014 Cumartesi 03:30

bartusoral

ABD'deki faiz artırımı sonrası Türkiye'yi bekleyen olası senaryoyu anlatan ekonomist Bartu Soral, özel sektörün açık poziyonu ve yüksek borçluluğa dikkat çekerek, döviz krizinin kapıda olduğunu söyledi

ABD Merkez Bankası FED 'of' çekse Türkiye'de fırtına kopuyor. Hafta içinde sona eren Eylül ayı FED Açık Piyasa Komitesi toplantısında, beklendiği gibi her ay piyasaya verdiği parayı 10 milyar dolar daha azaltarak 15 milyar dolara indirdi.
Daha önceki toplantılarda da belirtildiği üzere FED faizleri ''belirgin bir süre'' daha sıfıra yakın tutacağı taahhüdünü yilenedi. Fakat FED'in olağan açıklamalarının dışında; artırımlar başladığında faizlerin beklenenden daha hızlı yükseltebileceğine işaret etmesi sürpriz etkisi yaptı.
Kararların açıklanmasıyla beraber Türkiye'de dolar kuru son 6 ayın en yüksek düzeyine yükseldi ve 2.23 TL'yi aştı.

KRİZ KAHİNİ'NİNDEN ÇARPICI YORUM

Öte yandan Kriz Kahini olarak anılan New York Üniversitesi ekonomi Profesörü Nouriel Roubini de, FED'in açıklamlarının 'güvercin', faiz tahmininin ise 'şahin' olduğunu söyledi. Twitter hesabından görüşlerini aktaran Roubini, dünyada merkez bankalarının ayrışan politikalarının kur ve tahvil piyasalarına hakim olacağına işaret etti.

FAİZ ARTIRIMI 2015 BAŞINDA

Hem FED cephesinden gelen haberlerin hem de Avrupa Merkez Bankası politikalarının Türkiye'yi önümüzdeki süreçte nasıl etkileyeceğini ekonomist Bartu Soral'a sorduk. Bir dönem Birleşmiş Milletler'de Kalkınma Program Müdürü görevini sürdüren Soral, ''ABD varlık alımlarını bitiriyor, verileri analiz edince 2015 başında faiz artırımı başlayacak. Reel sektörün döviz açık pozisyonu 166 milyar dolar. Faizler artınca yeterince döviz bulamayacağız. Kurlar yükselmeye başlayınca büyük iflaslar gelecek'' öngörüsünde bulundu. Geçen yıl Mayıs ayında FED'den yapılan açıklama sonrası alt üst olan piyasaları hatırlatan Bartu Soral, şimdi ise en büyük sorunun ABD’nin faiz artışına gitmesi olduğunu dile getirdi.

İŞSİZLİK VE ENFLASYONA DİKKAT!

Soral'a, piyasa oyuncularının ilk faiz artırımını 2015'in ortalarında beklediğini hatrlattığımızda ise, şu değerlendirmede bulundu: ''ABD'de 10 yıllık tahvil faizi şu anda yüzde 2.65 civarında seyrediyor. Normal koşullarda bu oran yüzde 4.5-5 seviyelerinde. ABD işsizlik belli bir seviyeye düşünce ve enflasyonda hedef noktaya ulaşılınca piyasaya para vermeyi tamamen keseceğini ve faizleri de yükselteceğini açıkladı.
ABD’de tarım dışı istihdam verileri bir süredir güçlü geliyor. İşsizlik rakamı yüzde 6.2’ye indi. Yani kriz öncesi işsizlik oranı yakalandı. İşsizlik oranı tahvil alımlarının bitirilmesi ve ABD faiz artışı için temel verilerden birisi. ABD her yaşadığı krizde faiz düşürüp, toparlanma başlayınca artırıyor. Son 20 yılda düşük faiz döneminden yüksek faiz dönemine geçildiği iki örnek var, 1994 ve 2004. 1994’te faiz artırımları işsizlik oranı yüzde 6.1 iken başlamış. 2004’te ise faiz artırımları başlarken işsizlik oranı yüzde 5.6 oranındaymış. Faiz artırımını öteleyecek tek veri iş gücüne katılım oranındaki zayıflık, yani atıl kapasite. FED Başkanı Yellen’de son konuşmasında buna vurgu yaptı zaten.
İkinci önemli veri enflasyon. Yıl sonu hedef enflasyon yüzde 1.5-1.6 aralığı. Temmuz ayında ilan edilen yıllık enflasyon yüzde 2. Şu andaki veri hedefin üstünde. Ancak aylık enflasyon oranlarını yıllıklandırarak bulduğumuz çekirdek enflasyonun momentumu son dönemde ivmeli bir seyir izliyor. Yani ekonomi hareketli. Bu ivme devam ederse sene sonu enflasyon yüzde 2’nin hafif üstüne, yıllık enflasyon yüzde 2.5’a ulaşır. Bu beklentinin üstünde enflasyonist bir ortama işaret ediyor. İşsizlik verisi ile beraber düşününce 2015 başında faiz artırımına işaret ediyor.''

TÜRKİYE BENZERLERİNİN EN KÖTÜSÜ

Soral'a, faiz artırım kararı sonrası Türkiye gelen paranın akıbetini ve oluşacak riskleri sorduğumuzda, ''Para uluslararası fonlardan geldiği için, o uluslararası fonların etkilendiği raporlara göz atmakta fayda var. FED'de bu konuda bir rapor yayınladı. Raporun sonuçları ile diğer çalışmaların sonuçları paralel'' dedi.
FED’in hazırladığı rapora göre geçen yıl gelişen piyasa performansları arasındaki farkı açıklayan 6 faktörün olduğunu belirten Soral, şöyle devam etti: ''Bunlar cari açık, kamu borcu, son 3 yıldaki ortalama enflasyon, son 5 yıldaki kredi genişlemesi, toplam dış borcun yıllık ihracata oranı ve döviz rezervlerinin GSYH’ye oranı.
Türkiye maalesef bu faktörlerden sadece kamu borcu konusunda diğer gelişen ülkelere kıyasla biraz daha iyi durumda. Başta cari açık olmak üzere diğer faktörlerde Türkiye ya en kötü sırada ya da en kötüye yakın. Maalesef Türkiye uluslararası kuruluşların raporlarında en riskli ülkeler arasında gösteriliyor. FED faiz artışına gitmeden, görünüm bozulmadan bile Türkiye’den para çıkışı yaşanabilir. 2001 krizi uluslararası ortamda herhangi bir bozulmanın yaşanmadığı bir dönemde olmuştu.''

DENGELER SÜRATLE BOZULDU

Dış finansmanın sınırlanacağı bu ortamda dış borç ve özel sektörün döviz açık pozisyonunun yaratacağı kırılganlığın sonuçlarını sorduğumuzda ise Bartu Soral, bu durumun ''çok ciddi kırmızı alarm'' verdiğini uyarısında bulundu.
''Türkiye’nin toplam dış borç yükü 2008 yılında milli gelirin (GSYH) yüzde 38’i seviyesindeyken, bu oran 2013 sonu itibarıyla yüzde 47’nin üstüne tırmanmış. Toplam dış borç 388 milyar dolar'' diyen Soral, şunları söyledi: ''Dengeler süratle bozulmuş. Artışta önemli pay özel sektörde. Özel sektörün borcu 2011 yılında milli gelirin yüzde 25.6’sı oranındayken, 2013 yılında yüzde 32.6’sı oranına yükselmiş. Şimdi bir yıl içinde bulmamız gereken dış finansman 215 milyar dolar civarında. Bunun 55 milyar doları cari açık için. Gerisi ödemesi gelen dış borç.

DOLAR HIZLA ARTACAK

Bir diğer sıkıntı da reel sektörün döviz açık pozisyonu. 2014 ilk çeyreğine itibarıyla reel sektörün döviz açık pozisyonu 166 milyar dolar oldu. 2008 yılında 72 milyar dolardı. Özel şirketlerin bilançosundaki bu yük kur artınca büyük kambiyo zararı yaratıyor. Net kâr geriliyor. Doların değeri için 2002fden bu yana bir hesap yapılınca, reel kur olması gerekenden yüzde 80 oranında değerli görünüyor. Yani bugün 1 dolar 3.80 TL civarında olmalıydı. FEDfin kararı sonrası yeterince döviz bulamayacağız. O zaman kur olması gereken yere doğru hareketlenecek, yani yükselecek. Dövizin fiyatı yükseldikçe zarar artacak, panikle dolara hücum edilince fiyatı iyice yükselecek. Olası bir döviz krizi senaryosu çok korkutucu.

AVRUPA YENİ BİR KRİZE İLERLİYOR

Söyleşimizde Türkiye'yi yakından ilgilendiren Avrupa'nın ekonomik durumuna da değinen Bartu Soral, ''Farkında değiliz galiba ama Avrupa’da veriler çok bozuk, AB’ye yeni bir kriz geliyor. 2011-2012 yılları arasında ortalama yüzde 2.5 olan enflasyon oranı 2014 Temmuz ayı itibari ile yıllık yüzde 0.3 seviyesine geriledi. Yani sıfıra çok yakın ve deflasyon oluşmak üzere'' dedi.

Bu verinin durumun ne derece korkutucu olduğunu gösterdiğini ifade eden Soral, ''Avrupa, yaptığı her türlü parasal operasyonlara, varlık alım programlarına rağmen krizi yenemedi. Talep gittikçe düşüyor, durgunluk artıyor. Likidite tuzağına düşüldü; yani artık piyasaya ne kadar para verilirse, insanlar elinde o kadar para tutuyor. Avrupa Birliği kötü bir döneme doğru gidiyor. Maliye politikalarının süratle ve keskin bir biçimde devreye girmesi gerekiyor. Ancak AB’de ortak maliye politikası söz konusu olmadığı için, onun genişletilmesi de mümkün değil'' şeklinde konuştu.

Recep Erçin


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.