Döne Ana'nın feryadı dinmedi

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bir yıl önce meydana gelen patlamada çocuklarını kaybeden üç anne... O gün bu yıl Anneler Günü'ne denk geldi. Üç acılı anneye göre şehitler unutuldu, kentte hala can güvenliği yok Üç...

Döne Ana'nın feryadı dinmedi
12 Mayıs 2014 Pazartesi 12:19

doneana

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bir yıl önce meydana gelen patlamada çocuklarını kaybeden üç anne... O gün bu yıl Anneler Günü'ne denk geldi. Üç acılı anneye göre şehitler unutuldu, kentte hala can güvenliği yok

Üç anne... Üçünün ortak noktası, aynı terör saldırısında yitirdikleri evlatlarının acısı. Üçü de tam bir yıldır, o günü tekrar tekrar yaşıyor; yüreklerini kanatan yara, asla kabuk bağlamıyor. Kızlarının adlarını duyduklarında bile gözyaşlarını tutamıyorlar. Halen sakladıkları eşyaları, güzel günlerden kalma fotoğrafları, özlemlerini hafifletmeye yetmiyor. Onlar, Reyhanlı anneleri... Patlamanın birinci yıldönümü olan bugün, onların evlatlarından yoksun geçirdikleri ilk anneler günü. Bugün, onlar gidecek ellerinde çeçiklerle çocuklarına. Belki toprağı koklayacak, mezar taşlarını okşayacaklar.

Döne Kuvvet... Türkiye, onu Reyhanlı'daki ilk patlamanın hemen ardından, ellerini göğe açıp acıyla feryat ettiği o ilk anı ebedileştiren fotoğrafıyla tanıdı. Edibe Çalım, yaşasaydı bir hafta sonra evlenecek olan kızı Ayten'i, bembeyaz gelinliğiyle kara toprağa verdi. Hatice Kübra Erboz ise, hiç doyamadı yavrusuna; Fatma Nur'u daha 1 buçuk yaşındaydı.

Reyhanlı annelerini, evlerinde ziyaret ettik...

'Ceset paralarını istemiyoruz'

Patlamada kızını ve torununu kaybeden Döne anne, Aydınlık'a verdiği ilk röportajında, "Bir ateş ve bir çukur... Eteklerimize koyduğumuz su ile ateşi söndürmeye çalıştık. Ama kızım, torunum ve bir arkadaşı, üçü birden yanmıştı. Birbirlerine sarılı olarak çıkardık" diyordu.

O sahneler, dün de hafızasında halen capcanlıydı. "Anneler günü artık bize haram oldu" diyerek başladı konuşmaya, "Her zaman yastayız. Acımız eksilmiyor, daha da çoğalıyor."

Döne annenin en çok gücüne giden, patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine aylık bağlanması. "Bize 'ceset parası' verdiler. Ama biz para istemiyoruz. Bu olaylar olmasın istiyoruz" diyor ve ekliyor:

'Biz yabancıyız, onlar geziyor'

"Suriyelilerin gelmesiyle huzurumuz kalmadı. Kendi vatanımızda yabancı olduk. Biz gezemiyoruz, onlar serbestçe geziyor. Onların fırınları, pastaneleri, dükkanları var, bizim hiçbir şeyimiz yok. Bizim çocuklarımız işsiz, onlar çalışıyor. Artık bu duruma bir çözüm istiyoruz. Biz yandık, acı çekiyoruz; başkaları da çekmesin."

'Devlet ocağımıza ateş düşürdü'

Ayten Çalım... Hep 19 yaşında bir genç kız. Odası bir yıldır aynen duruyor, sanki akşam işten gelecekmiş gibi, eşyaları yerli yerinde... Annesi, gülen ama yaşlı gözlerle bakıyor fotoğraflarına; fotoğraftaki yüzü okşarken mırıldanıyor: Allah kimseye böyle acı vermesin...

Biz sormadan o anlatıyor: "Bir hafta sonra evlenecekti. Onu kara toprak ile evlendirdik. Tabuta gelinliği ile kondu, kara toprağa gelinliğiyle... Suriyelileri buraya getirmeseydi bunlar olmazdı. Devlet ocağımıza ateş düşürdü, içimizi yaktı. Bana şimdi 190 lira para veriyorlar, alsınlar çerez parası yapsınlar. Benim kızım, evimin reisiydi. Terör örgütlerini destekleyenlerden iki cihanda davacıyım. Birkaç kuruş için Reyhanlı insanı hemen teslim oldu, sus pus oldular. Ama biz birkaç kuruş için canlarımızdan vazgeçmeyeceğiz."

'Çocuklarımız unutuldu'

Hatice Kübra Erboz, Döne Kuvvet'in kızı ve en küçük terör kurbanı Fatma Nur'un annesi. 11 Mayıs, aynı zamanda Erboz çiftinin evlilik yıldönümü. Hatice anne, "Artık bunun hiçbir önemi kalmadı. Bugün bizim yas günümüz" diyor. Saldırının ve şehit ailelerinin unutulduğunu, Hatay'da yaşananların görmezden gelindiğini düşünüyor ve isyan ediyor:

"Reyhanlı'da 53 kişi öldü. İki kez konuşuldu ve bitti. Yasımız bile tutulmadı, öldüğümüzle kaldık. Televizyonlarda sürekli çocuk şehitler deniliyor, Suriye'de ölenler gösteriliyor. Benim kızım 1 buçuk yaşındaydı! Bizim çocuklarımız unutulmasın. Kendi yaramızı saramazken, başkasının yarasını nasıl saracağız? Gerekli yerlere sesleniyorum: Ellerini vicdanlarına koysunlar. Ben evlat acısı ile yandım, başka anneler yanmasın."

Hâlâ can güvenliklerinin olmadığını söyleyen Hatice anne, ilçedeki Suriyelilerin kampalarda barındırılması gerektiğini anlatıyor: "Kendi memleketimizde rahat değiliz. Bizden çok Suriyeli var. Hırsızlık, dilencilik aşırı arttı. Biz bu kadar acı çekerken onlar karşımızda eğlenerek dolaşıyor. Güvenlik önlemleri alınmalı. Suriyeliler yardım kamplarına yerleştirilmeli."

Hüseyin Güler / Hatay


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.