Doğadan bir armağan daha: Aromaterapi

Bitkilerde bulunan uçucu yağlarla (esansiyel yağlar) yapılan tedaviye verilen isim 'aromaterapi'dir. Uçucu yağlar oda sıcaklığında buharlaştıkları için, eterik yağ veya esans olarak da isimlendirilirler Aromaterapi, destekleyici...

Doğadan bir armağan daha: Aromaterapi
16 Eylül 2013 Pazartesi 10:14

dogaarmagan

Bitkilerde bulunan uçucu yağlarla (esansiyel yağlar) yapılan tedaviye verilen isim 'aromaterapi'dir. Uçucu yağlar oda sıcaklığında buharlaştıkları için, eterik yağ veya esans olarak da isimlendirilirler

Aromaterapi, destekleyici tedavi yöntemidir. Fitoterapinin (tıbbi bitkilerle tedavi) bir yan kolunu oluşturur.

Aromaterapi uygulamalarında kullanılan uçucu yağlar bitkilerin çiçek, meyve, yaprak, kabuk, rizom, reçine, odun gibi bölümlerinden elde edilir.

Uçucu yağlar, bitkilerin özel salgı organları ve parankimatik hücrelerinde bulunurlar.

Uçucu yağların kimyasal ve tıbbi özellikleri, elde edildiği bitkinin ait olduğu kısmına göre farklılıklar gösterebilmektedirler.

Uçucu yağlar, alkol, aldehit, keton, ester ve terpenleri içerirler.

Uçucu yağlar, antiseptik, antibakteriyel, antiviral, antifungal, antispazmodik ve antioksidan etkiler taşırlar.

Uçucu yağlar doğal yağlar olup, yan etkileri azdır ve epeyce pahalıdırlar.

Tarihten bugüne aromaterapi

Uçucu yağların tarihi oldukça eskiye dayanmaktadır. Bunun için 5000 yıl önceye gitmek gerekir. En eski distilasyon cihazı M.Ö. 3000 yılına aittir. Eski Mısırda çam esansı biliniyor ve kullanılıyordu. Tutankamon'un mezarı 1922 yılında açıldığında bulunan kaplarda rastlanan değişik türdeki ağaç reçineleri de bunun bir kanıtıdır.

Tarihte uçucu yağların kullanımı bir sosyal statüyü temsil ederdi. Başta krallar, din adamları ve soylular ayrıcalıklı olarak uçucu yağları kullanan kesimdi.

Almanya'da ise yaklaşık 8. yüzyılda uçucu yağ taşıyan bitkilerin yetiştirilmesi konusunda özel bir kanun çıkarılmış, özellikle manastır bahçelerinde rezene, fesleğen gibi aromatik bitkiler yaygın bir biçimde yetiştirilmiştir.

İbn-i Sina da yararlanmış

10. yüzyılda İbn-i Sina gülsuyu ve gülyağını tedavi amaçlı kullanmıştır.

Napolyon, Kuzey Afrika seferlerini düzenlerken, bulaşıcı hastalıklardan ordusunun korunması için her askerin beraberinde fesleğen uçucu yağı bulundurmasını zorunlu kılmıştı.

1900'lü yılların başında Fransız kimyager Gattefosse laboratuvarında bir deney yaparken kaza ile elini yakınca, acısını hafifletmek için yanında bulunan içinde lavanta yağı bulunan kaba elini daldırdı. Bu yağın elini süratle iyileştirdiğini fark edince bu konuda çalışma ve araştırmalar yaptı.

1928 yılında bu konuda yayımlanan ilk kitapta aromaterapi deyimini de kullanan ilk kişi olarak literatüre geçmiştir.

Bir başka araştırmacı hekim olan Dr. Jean Valnet de İkinci Dünya Savaşı'nda yaraları tedavi etmek için aromaterapi uygulamıştır.

Biyokimyacı Madam Maury ise konuyu kozmetik ve gençleşme tedavilerine kadar yaygınlaştırmıştır.

1985 yılında, IFA (International Federation of Aromatherapists) uluslararası aromaterapistler federasyonu kurulmuştur.

Günümüzde Fransa'da Dr. Belaiche ve Dr. Penoel, aromaterapi konusunda önde gelen isimlerdir.

Üniversitelerde de aromaterapi konusu üzerinde çalışmalar yoğunlaşmaktadır.

Bitki banyoları

Bitki banyolarının esası Fitobalneoloji'dir. Banyolar; uyku bozuklukları, sinirlilik, romatizmal hastalıklar, soğuk alğınlığı ve enfeksiyonal deri hastalıklarının tedavisinde başarıyla kullanılmaktadırlar.

Sıcak su ile dolu banyo küvetine uçucu yağ ilavesi ve içinde en az 30 dakika kalma şeklinde uygulanır.

Aromaterapide kullanılan uçucu yağlar (eterik yağ, esans), ağzı sıkı kapalı, teflon kapaklı renkli cam şişelerde, +4 derecede nem oranı düşük buzdolabında saklanmalıdırlar.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.