‘Darbe tüccarlığına karşı birleşelim’ -(TAMAMI)

DOÇ. DR. ÜMİT KOCASAKAL (İSTANBUL BARO BAŞKANI) Bu siyasi iktidar milli olan her şeye düşman, gayri milli ve uluslararası...

‘Darbe tüccarlığına karşı birleşelim’ -(TAMAMI)
26 Ağustos 2013 Pazartesi 18:45

DOÇ. DR. ÜMİT KOCASAKAL (İSTANBUL BARO BAŞKANI)

Bu siyasi iktidar milli olan her şeye düşman, gayri milli ve uluslararası sermayenin, küresel güçlerin sözcüsü ve taşeronu konumunda bir proje iktidarıdır, kurguludur, küresel güçlerin yazdığı senaryoyu uygulamaktadır. Asıl görevi Cumhuriyeti yıkmak, Türkiye’yi parçalamaktır. Bu iktidar eliyle emperyalizm milli mücadelede yediği tokadın bedelini ödetmek istemekte, Türkiye’ye yeni bir Sevr dayatmaktadır. Bunu yaparken de sözde bir demokrasi, ekonomik büyüme, kardeşlik ve barış illüzyonuna başvurmakta, oysa gerçekte ülkeyi tam bir ekonomik boyunduruk altına sokmakta, tarım ve hayvancılığı bitirmekte, ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini küresel güçlere peşkeş çekmekte, toplumu etnik, mezhepsel, dini kamplara bölmektedir.

İktidar sivil darbe yapmıştır

Bunu gerçekleştirebilmek için ele geçirdikleri yargı ve hukuk eliyle yürütülen tertiplere bağlı olarak yurtseverleri zindanlara atmakta, orduyu tasfiye etmekte, topluma sürekli bir darbe korkusu yayarak darbe tüccarlığı ve simsarlığı yapmaktadır. Oysa gerçek sivil darbeyi bu iktidar yapmıştır. Siyasi iktidar yazılmış küresel senaryoya bağlı olarak Cumhuriyetle, onun kuruluş felsefesi ve kurumlarıyla bir hesaplaşma içindedir. Ulusal benliğe, hafızaya format atılmakta, tarih çarpıtılmakta, kahramanlar hain, hainler kahraman haline getirilmekte, ülke adım adım parçalanmaya ve Sevr’e götürülmektedir.

Çözüm Bursa Nutku

Görüldüğü gibi Cumhuriyet, tarihinin en büyük saldırısı ve tehdidi altındadır. Koşullar ulu önderin Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku’nda söylediği şekildedir ve çözüm de buna göre aranmalıdır. Bu ağır şartlar topyekun yeni bir milli mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Bu Türkiye Cumhuriyetinin bir var olma yok olma mücadelesi olacaktır. Dolayısıyla bu şartlar altında artık parti isimlerinin, cisimlerinin, onların günlük başarılarının, kişisel beklenti ve ikballerinin bir önemi yoktur. Kanaatimce böyle bir ortamda artık bu tür beklentiler ihanetle eşdeğerdir. Ülke dağılmaya, parçalanmaya, Cumhuriyet yok olmaya giderken kimsenin bu tür teferruatlarla uğraşma lüksü ve hakkı yoktur, olamaz. Artık mücadele milli olanla gayrı milli olan, ulusal olanla küresel olan, yurtseverle emperyalizmin taşeronluğunu yapanlar arasındadır ve saflar da buna göre belirlenmelidir. Gene bu ortamada artık bir takım günlük doktriner, felsefi, fraksiyonel kısır, sekter tartışmaların da yeri ve zamanı değildir. Mücadele bir kez daha, kılık değiştiren emperyalizme ve yeni Sevr dayatmasına karşı gerçekleşecektir. Sınıfsal bakış da bunu gerektirir.

Pratik kendi liderlerini çıkaracaktır

Şu halde yapılacak olan, tüm Cumhuriyetçi, yurtsever ve bağımsızlık sevdalısı güçleri toparlayacak, bir araya getirecek bir yapı ve oluşumdur. Bu bir parti bünyesinde olabileceği gibi, bir cephe ya da bir ittifak şeklinde de olabilir. Bu yapıda Cumhuriyetin felsefesine bağlı hiçbir kurum ve kişi dışlanmamalı, hiçbir kurum ya da kişi de kendisine bir öncü rolü biçmemelidir. Öncü, rehber, Mustafa Kemal Atatürk ve onun anti emperyalist, tam bağımsızlıktan, ekonomik bağımsızlıktan yana ideolojisi ve uygulamalarıdır. Önemli olan, milli güçlerin kafsını karıştırmadan; tek merkezli bir çekim gücü, bir heyecan ve ruh yaratabilmektir. Bu ilkelerde buluşulduğunda hayat kendi liderini ve liderlerini çıkaracak, kendi elemesini ve tasfiyesini de gerçekleştirecektir.

Her şey göze alınmalı

Bu milli iktidar aynı zamanda bir restorasyon iktidarı olmalı, yarım kalan Cumhuriyet devrimini tamamlamalı, feodal, gerici kalıntıları tasfiye etmeli, Cumhuriyeti anlamamış, içselleştirememiş iktidarların istismarlarını, yanlışlarını düzeltmelidir. Yaşanılan durum halka iyi anlatılmalı, kucaklayıcı olunmalıdır.

Kısaca Türkiye ‘Oltadaki balık’ olmaktan kurtulmalı, özgürce kendi sularında yüzmelidir. Elbette bu anlamda yeni ve köklü bir eğitim ve hukuk reformu da yaşamsal olacaktır. Bunlar yapılmalıdır. Bu anlamda da bu çağda ve küresel dengeler içinde bunun mümkün olamayacağı şeklindeki psikolojik saldırıya karşı durulması gerekir. Nitekim önümüzde muazzzam bir miras, yol haritası ve önder bulunmaktadır. Cumhuriyet’te, Atatürk’te ve tam bağımsızlıkta birleşilecektir.

Ulu Önder’in dediği gibi yorulmamak ve yenilmemek üzere yola çıkılmalı, her şey göze alınmalıdır. Denklem aynıdır: Ya istiklal, ya ölüm...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.