CUMHURİYETİNİ ARAYAN KÖY -(TAMAMI)

Aydınlık, arazileri Bismil’in zengini tarafından gasp edilen Türkmenacı köyünde

CUMHURİYETİNİ ARAYAN KÖY -(TAMAMI)
08 Ağustos 2013 Perşembe 18:38

Diyarbakır köylüsü Cumhuriyetini arıyor

Sahte mirasçılar, sahte noterler, göz yuman kamu görevlileri... 500 yıllık arazileri bir günde habersizce el değiştirdi. 7 yıldır çalmadıkları devlet kapısı kalmadı. Köylüler isyanda: ‘Ey Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti! Neredesin?’

 

Yıl 2006... Türkmenacı köyü muhtarı Aslan Atabay, Bismil’de yürürken ilçe Tarım Müdürlüğü’nde çalışan bir memurla rastlaşır. Kısa bir sohbetten sonra, memur fısıldar gibi, “Muhtarım, maşallah köyünüzden tarım destek fonu için çok başvuru var” der ve yoluna devam eder. Muhtar, bu lafın altında bir bit yeniği olduğunu hemen anlar ve soluğu İlçe Tarım Müdürlüğü’nde alır. Öğrendikleri karşısında donup kalan muhtar, hemen köylülerini haberdar eder. Ne mi olmuştur?

Köylülerin deyimiyle ‘sırtını iktidara dayamış bir çete’, Avukat Fuat Hayri Demir’in deyimiyle ‘organize bir suç örgütü’, Türkmenacı köylülerinin 500 yıldan beri ekip biçtikleri 1630 dönüm araziyi, bir gün içinde tüm işlemleri tamamlayarak kendi üzerine geçirmiş! Üstelik yılda 900 bin lirayı bulan devlet desteğinden bile yararlanıyorlarmış!

‘20 bin dönüm arazisi var’

7 yıldır çözülemeyen bu sorunu dinlemek üzere Türkmenacı köyündeyiz. Haydar Atabay anlatıyor: “Haberi alır almaz hemen köy kahvesinde toplandık. Önce bir avukat tutmaya karar verdik. Bir heyet oluşturduk. Öğrenelim dedik; kimdir, ne cesaretle yapıyor, burası dağ başı mı?”

Sözü Mustafa Atabay aldı: “Araştırdık, adı Mehmet Faruk Altay. Fabrikası, benzinlikleri, 20 bin dönüme yakın da arazisi var. Her yerde ‘Bana kimse dokunamaz, arkamda hükümet var’ diyen biri. Buna benzer bir girişimi başka bir köyde de yapmış ama köylüler sıkıştırınca canını zor kurtararak kaçmış. Herhalde bizim böyle şeyler yapmayacağımızı bildiğinden şansını deniyor. Yalnız değil. İşin içinde avukatlar, muhtarlar ve birçok kamu çalışanı var.”

Verasetçiler hayali

Sorduk, “Nasıl geçirmiş sizin arazilerinizi kendi üzerine?” Cemal Atabay yanıtlıyor: “Dedelerimizden kalan tapularımız var. Biz verasetçiler, rıza yöntemiyle arazilerimizi ekip biçiyoruz. Bizim 100 yılda beceremediğimiz işi, bu çete bir günde yapmış. Hem de öyle pervasızca yapmışlar ki! Tapu alabilmek için verasetçiler olması gerekiyor. Çete için kolay, hayali isimler bulmuş. Bulmuş da, bunlara bir de ilmühaber gerekmiyor mu? O da hemen çıkartılmış. Peki madem dedemizin verasetçileri, bizim köyün nüfusuna kayıtlı olmaları gerekmiyor mu? O ilmühaberlere bizim muhtarın mühür vurması gerekmiyor mu? Hukuken gerekiyor, ama çetenin öyle bir kaygısı yok ki! Mührü Köseli köyü muhtarı basmış. İyi de, noter başka bir köyün muhtarının mührünü nasıl onaylamış diyeceksin. Noter de zaten noter değil. Bismil’den 2 avukat kendini noter yerine koyup evrakları hazırlamış, hayali bir noter de tasdik etmiş. Kayıtlara göre İstanbul 3 No.lu Noteri görünüyor, ama araştırınca orada böyle bir işlem yapılmadığı ortaya çıktı. Yani baştan sona her şey sahte!”

Araziler eldeğiştirdikten bir süre sonra, bütün hisseler Mehmet Faruk Altay’a satılmış görünüyor. Türkmenacı köylüleri 2007 yılında Bismil Sulh Hukuk Mahkemesi’nde mirasçılık belgesinin iptali davası açıyor. Mahkeme sözde verasetçileri çağırıyor. Birçoğu bulunamıyor. Gelen bir iki kişi de hiçbir şeyden haberlerinin olmadığını söylüyor. Bunun üzerine mahkeme köylülerin lehine karar veriyor.

Ancak mahkeme kararına rağmen, durumda bir değişiklik yok. Bismil’in zenginlerinden Mehmet Faruk Altay, hâlâ köylülere ait arazilerin elinde bulundurduğu tapusuna dayanarak, tarlaları ekip biçmediği halde devletten yılda 900 bin TL ‘destek’ almaya devam ediyor.

‘Hiçbir kurumda yok’

Söz sırası Aziz Atabay’da. “Gitmediğimiz kapı kalmadı. Bismil İlçe Tarım Müdürlüğü, Bismil Cumhuriyet Savcılığı, Diyarbakır Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü, Bismil Kaymakamlığı, Bismil Jandarma Komutanlığı, Diyarbakır Valiliği... Ankara’ya bir heyet bile gönderdik. Toplulaştırma Genel Müdürlüğü yetkilileri, köylülerimiz olan biteni anlatınca inanmamışlar. Anlayacağınız, üzerinde T.C. yazan bütün kurumlara gittik. Hangi kapının önüne vardıysak, ‘Cumhuriyet işte bu kapının arkasındadır dedik, ama bulamadık. Bu çeteye kimse bir şey yapmıyor. Basın toplantıları da yaptık, yayınlayan olmadı. Son çaremiz sizsiniz. Cumhuriyetimizi arıyoruz. Ey Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti! Neredesin?”

130 üniversite öğrencisinden 70’i kız

Bismil ilçesine 2 kilometre uzaklıktaki Türkmenacı, bereketli topraklara ve bol suya sahip. Genellikle pamuk, tali olarak da buğday, mısır, mercimek ekiyorlar. Köyde okuma yazma oranı çok yüksek. Hemen her evde bir kamu çalışanı var. 300 haneli köyde, bin 400 kişi yaşıyor. Köyün 130 genci, üniversitede okuyor. Bunlardan 70’i kız. “Biz Atatürkçüyüz, tek silahımız kalem” diyorlar.

Köy kahvesinde Atatürk ve Hz. Ali fotoğrafları yan yana asılmış. Hasan Togay, “Sadece kahvede değil, herkesin evinde asılıdır. Atatürk’ü sevmek bir ibadettir. Bu sevgi bizim yüreğimize kazınmıştır, kimse çıkaramaz” diyor. Aziz Atabay alıyor sözü: “Ne kazandıysak Ali ve Mustafa Kemal’dendir. Kazandığımız vatanımıza olan bağlılığımız, insan sevgimiz, doğa ile barışıklığımız, okuma sevgisi, kadın erkek eşitliği. Bu sevgiden dolayı kayıplarımız da olmuştur. Bu gasp olayını başka bir köyde yapamazlardı, onlarca insan ölürdü. Onlar da biliyorlar ki biz hümanistiz, silah ile işimiz yok. Bu yüzden üstümüze geliyorlar.”

Türkmen niye acı?

Köyün adının neden Türkmenacı olduğunu köyün yaşlılarından Kasım Atabay açıkladı: “Biz Çaldıran savaşından beri acılar çekiyoruz. O savaştan sonra atalarımız Horasan’dan göç edip buraya gelmişler ve çekilen acılardan dolayı ‘acı’yı eklemişler. Acılar hâlâ peşimizi bırakmıyor. Daha 20 yıl önceye kadar bizden ürün almazlardı, selam vermezlerdi.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.