Cinayetin belgesi

Cinayetin belgesi
11 Ocak 2014 Cumartesi 15:25

cinayet

Savcı Öz'ün, Kuddusi Okkır'ın ölümünden 2 ay önce yapılan tahliye taleplerinin reddi yönünde mütalaa verdiği ortaya çıktı. Hilmioğlu ise halen tahliye edilmiyor

Ergenekon soruşturmasında tutuklanan Kuddusi Okkır cezaevinde kanser oldu. Hastane hastane gezdirildi. Teşhis konmadığı için tedavisi gecikti. 1 Temmuz 2008'de gerçekleşen tahliyesinden 5 gün sonra hayatını kaybetti. Yolsuzluk operasyonuyla gündeme gelen ve Bakırköy Adliyesi Başsavcı Vekilliğine atanan eski Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün, Okkır'ın tahliye taleplerinin reddedilmesi yönünde mütalaa verdiği ortaya çıktı.

Kendi başına ayakta duramıyordu

Kuddusi Okkır, Kuvayi Milliye Derneği'nin gecesinde Oktay Yıldırım, Fikri Karadağ, Hüseyin Görüm ve Muzaffer Tekin ile birlikte çekilen fotoğraf nedeniyle Ergenekon soruşturması kapsamında 23 Haziran 2007 tarihinde tutuklandı. Bayrampaşa Cezaevi'nde 10 gün tutulduktan sonra Tekirdağ F Tipi Cezaevi'ne sevk edilen Okkır'ın davranışlarındaki farklılık yakınlarının dikkatini çekti. Okkır 'konuşamama, kendi başına ayakta duramama, ağızdan beslenememe' gibi belirtiler nedeniyle ilk olarak 18 Nisan 2008'de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edildi.

Doktorları tarafından 6 Mayıs 2008'de hazırlanan epikrizde Okkır'ın göğüs hastalıkları servisi ve yoğun bakım olanakları olan bir hastanede tedavi edilmesi gerektiği belirtildi. Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi ise işlem yapmadan Okkır'ı cezaevine geri gönderdi.

Avukat Celal Şen tarafından 28 Nisan 2008'de hazırlanan dilekçede 9 ay boyunca tutuklu kalan Okkır'ın hızla kilo kaybettiği belirtilerek "17 Nisan 2008 günü oğlu tarafından yapılan ziyarette gardiyanların koluna girerek ziyaret mahalline gelebildiği, hareket kabiliyetinin çok zayıflamış olduğu, düşünerek ve aralıklarla konuşabildiği, insani ihtiyaçlarını gidermekte zorlandığı müşahade edilmiştir" denildi.

Öz: Kaçma şüphesi var

Okkır'ın olumsuz sağlık durumunun cezaevi görevlilerince bilindiği belirtilen dilekçede tahliye talep edildi. Dilekçenin altında ise eski Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün el yazısıyla mütalaasının yer aldığı görüldü. Öz, 2 Mayıs 2008 tarihli mütalaasında, konuşamayan ve yalnız başına yemek yiyemeyen Okkır'ın "kaçma şüphesi ve örgütün stratejik yönetici kadrosundan olması gözönüne alınarak" Nöbetçi Mahkeme'den tahliye talebinin reddini istedi. Mahkeme talebin reddine, tutukluluğun devamına karar verdi.

Okkır'ın oğlu Oytun Okkır'da 9 Mayıs 2008 tarihinde yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe sunarak tutukluluk kararının kaldırılmasını talep etti. 13. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi Sedat Sami Haşıloğlu, aynı gün verdiği kararda tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Ölüm döşeğinde tahliye

Tutukluluğu süren Okkır 10 Mayıs'ta Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi. Okkır'a "Akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası" teşhisi kondu. Doktorlar, durumu iyice kötüleşmiş olan ve bilinci kapanan Okkır'ın acı çekmemesi için ilaç tedavisi başlattı. Savcı Zekeriya Öz, Okkır'ın ölümüne ramak kala tahliyesini talep etti. 1 Temmuz'da tahliye edilen Okkır 6 Temmuz günü sabah 06.00'da hayatını kaybetti. Medyada "Ergenekon'un kasası" olarak söz edilen Okkır'ın cenazesini Edirne Belediyesi kaldırdı.

İşte o belge:

belge


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.