“Bizim Ahmet, ‘Esad iyi ama anası kötü’ çizgisine kadar geriledi” -(TAMAMI)

AKP üst düzeyi ile ‘senli-benli’ konuşan bir kaynak, hükümetinin Suriye politikasını aşama aşama özetledi: “Önce Esad da, Baas da gitsin’ dediler. Sonra bir adım geri attılar: ‘Baas kalsın,...

“Bizim Ahmet, ‘Esad iyi ama anası kötü’ çizgisine kadar geriledi” -(TAMAMI)
29 Mayıs 2013 Çarşamba 09:51

Aydınlık Moskova, Tahran, Bağdat, Suriye ve Beyrut kulislerinin nabzını tuttu: Cenevre Konferansı’ndan anlamlı bir sonuç beklenmiyor.. Suriye krizi sahada çözülecek.. Çatışmalar 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçiminden önce bitmez..

 

 

AKP’nin üst düzeyi ile ‘senli-benli’ konuşabilen bir isim.. Tahlilleri ciddi, esprileri keskin.. AKP hükümetinin Suriye politikası nereden nereye geldi.. Özetliyor:

“Önce Esad da, Baas da kötü, gitsin dediler..

Sonra baktılar ki, hesaplar tutmuyor, bir adım geri attılar: Baas kalsın ama, Esad gitsin..

Baktılar ki ABD ve Rusya arasında ‘Esad’lı geçiş’ için yakınlaşma var.

Bizim Ahmet bir geri adım daha attı: ‘Esad iyi ama anası kötü.’ Böylece Suriye krizinin sebebini öğrenmiş olduk. Her kötülüğün başı Enise Hanım’mış.. (Beşar Esad’ın annesi)...”

Gelelim asıl konumuza.

Malum, Suriye diplomasi trafiği hızlandı..

Aydınlık da..

Moskova.. Tahran.. Bağdat.. Suriye.. Ve de Beyrut..

Bölge çapında kaynakların nabzını tuttuk..

Önce Moskova. Avrasya Hareketi’nin lideri Aleksandr Dugin’le uzun bir görüşme yaptık.

Cenevre’yi sorduk. Suriye konferansını..

Gerçekçiydi.

“İş sahada bitecek” dedi.

Bu kadar mı? Elbette değil. Ayrıntılar için bir-iki gün müsaade.

Hizbullah Türkiye’den

umudu kesti

Beyrut’tan Timur Göksel’i aradık.

BM’nin Lübnan-İsrail sınırındaki eski Türk gözlemcisi. Emekli olduktan sonra da Beyrut’ta yaşıyor.

Cenevre Konferansı’ndan o da fazla umutlu gözükmedi.

“Çünkü, tarafların pozisyonları arasındaki mesafe çok büyük.”

Esad’lı mı, Esad’sız mı meselesi..

Asıl, siyasi tetikçiliğe soyundurulan Bekir Bozdağ’ın “Hizbül Şeytan” benzetmesi..

“Tamamen Sünni bir yola girildiğinin göstergesi” diyor.

Türkiye’deki kadar bile tartışma yokmuş henüz Lübnan’da.

“Hizbullah, çoktandır Türkiye’den umudu kesti zaten” diyor. “Suriye ile çok meşguller. Türkiye’nin söylediğiyle pek ilgilenir gözükmüyorlar.”

Geçiştirecekler mi?

“Hizbullah çok disiplinlidir. Merkezi karar olmadan kimse konuşmaz. Birkaç gün içinde cevap gelebilir.”

İsrail’in birinci tercihi: Bölünmüş Suriye

Hizbullah’ın Suriye’de müdahil olmaya başlaması.. Lübnan’dan tepki var mı?

“Aşırı bir tepki yok. Hizbullah’a zaten karşı olanların açıklamaları var.”

Şam hükümeti Suriye-Lübnan sınırındaki Kusayr’a niye bu kadar önem veriyor?

“Stratejik bir geçiş noktası. Şam-Trablus, Şam-Lazkiye yolu buradan geçiyor.”

Şam hükümeti Akdeniz sahiline gitmek için.. Mesela Lazkiye’ye.. Kusayr’dan geçmek zorunda.

Muhalefet için de öyle.. Lübnan’ın Sünni bölgesi Trablus üzerinden gelen milis ve silah desteği Kusayr üzerinden sokuluyor Suriye’ye.

Ve “ordu, Kusayr’da kontrolü büyük oranda sağladı” bilgisini aktarıyor.

Timur Göksel üç önemli tespiti daha var:

ABD’nin yakın zamanda Suriye politikasında radikal bir değişiklik yapması mümkün görünmüyor.

İsrail’in birinci tercihi: Bölünmüş Suriye.

Hizbullah, Golan’da ciddi bir hareket yapamaz.

Üç sınır da tutuluyor

Bir parantez açalım.

Kusayr harekatı, Şam’ın ikinci sınır kontrol hamlesi. Önce Ürdün.. Şimdi de Lübnan sınırı..

Üçüncü sınır hamlesi de Irak’tan geldi.. Nuri Maliki’den..

Bağdat’la da konuştum: Merkezi Irak ordusunun Anbar vilayetinde Suriye sınırını tuttuğunu teyid ediyor gazeteci arkadaşım Müslim Bayatlı.

Ajanslar da duyurdu zaten, “Maliki 20 bin askerle harekete geçti” diye. Sınır sızmalarını önlemek için.

Ayrıca, Irak’ın, Suriye sınırına 230 kilometre uzunluğunda hendek kazdığını kaydedelim. Hendeğin başarılı olduğunu da ekleyelim.

Geriye bir buçuk sınır kalıyor. Türkiye’yle ve Bölgesel Kürt Yönetimi’yle olan sınırlar.

Bir özet: Şam yönetimi, Cenevre’deki konferansa elini güçlendirmiş olarak gidiyor.

Tahran: Golan’a dikkat!

Tahran’ın penceresinden durum nasıl görünüyor?

Bölgeyi ve İran dış siyasetini yakından bilen bir akademisyen.

Türkiye’de bazen işi çok hızlı kolaylıyoruz. Tahran, yoğurdu bile üflüyor.

“Savaş lobisi güçlü” diyor, “İsrail, NATO müdahalesini tahrik etmek istiyor.”

“Suriye’yi son haftalarda 3 kez vurdu.. Savaşa çekemek istiyor.. Suriye ve Hizbullah bunu gördü.. Misillemeden kaçındı.. İsrail’e bahane vermemek için..”

Hep böyle sessiz mi kalacaklar?

“Golan’a dikkat edin..”

Tesadüf değil.. Hizbullah lideri de İsrail’i Golan’la tehdit etmişti.. Bir hafta kadar önce..

Elimdeki bilgileri özetliyorum: İki Filistinli örgüt ve ayrıca Hizbullah benzeri bir yapılanma.. Suriye’den 3 örgütün birleşmesiyle oluşmuş.. Golan’a hazırlanıyorlar.. Saklamıyorlar da..

ABD-İsrail arasındaki “savaş” tartışmasına dönüyor tekrar. İnce bir noktayı büyüteç altına alıyor.

“Evet, Obama yönetimi savaş istemiyor.. Tamam.. Fakat geçenlerde bir açıklama yaptı. ‘Eğer İsrail, İran’ın nükleer tehdidine maruz kaldığını düşünüyorsa, kendisini savunabilir’ dedi. İsrail’e saldırı için ruhsat verdiler böylece.. Bunu kaydettik biz..”

2014 seçiminden

önce savaş bitmez

Tahran da anlamlı bir sonuç beklemiyor Cenevre Konferansı’ndan..

Batı ve muhalefet “Esad’la masaya oturmayız” diye diretiyorlardı.. Tükürdüklerini yalayacaklar.. Bu kadarı bile “sonuç” sayılmaz mı?

“Bir kazançtır elbette” diye teyid ediyor.. Bir sürü de “fakat” sıralıyor..

“Suriye önemli.. Kriz büyük..Dünya dengelerini sarsacak bir durum var.. Kazanan çok şey alacak.. Kaybeden ağır fatura ödeyecek.. Kriz uzar..”

Nereye kadar?

“En azından 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar..”

Batının ve muhalefetin kazanma ihtimali var mı? Stratejik bir tespit yapıyor.

“ABD, en güçlüyken, hatta tek güçlüyken bile Irak’ta kaybetti.. Afganistan’da kaybetti.. Şimdi daha zayıf... Yine kaybedecekler.. Fakat Suriye halkı ve Esad bir süre daha bedel ödeyecek..”

Ya muhalefetin durumu?

Batının kazancı: Mezhepçilik

“Lider yok.. Merkez yok.. Aslında örgüt de yok.. Dağınık gruplar var.. Buradan başarı çıkmaz..”

Tahran’dan görüştüğüm akademisyen kaynağın bir de endişesi var: Mezhepçilik.

İki alanda mezhepçiliğin tırmandığını söylüyor: Hem Suriye’de, hem de bütün İslam dünyasında.

“Mezhepçiliği besleyen bir mekanizma kurdular” diyor ve ekliyor:

“Suriye kanıyor, mezhep düşmanlığını besliyor.. Arap dünyasında da.. ‘Esad Müslümanları öldürüyor’ propagandası iş yapıyor.. Türkiye’de de öyle değil mi?”

McCain, “silah” vaadetti

Hızlı trafik içinde ABD’li önemeli bir konuk Suriye’nin kuzeyine ani bir ziyaret yaptı. Senatör John McCain. Cumhuriyetçi. Ve de savaş taraftarı.

Sıradan biri değil. ABD başkan adayıydı bir dönem önce. Barack Obama’nın rakibiydi.

Cenevre Konferansı’nın hemen öncesinde. Yanında sadece korumalar değil, bizden diplomatların da bulunduğu bir “iş” gezisi bu.

Kesin bilgi yok. Fakat iki ihtimal üzerinde duruyor kaynaklarımız:

Muhaliflere silah vaadi.. ve bozulan morallari düzeltme çabası..


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.