Birleşerek iktidara! -(TAMAMI)

Üretim ve paylaşım ilişkilerini yeniden düzenleyelim

Birleşerek iktidara! -(TAMAMI)
25 Ağustos 2013 Pazar 18:36

HASAN ERÇELEBİ/ DSP GENEL SEKRETERİ

Birbirimize çelme takarak, AKP’nin değirmenine su taşıyarak başarılı olamayız. Muhalefet artık somut mücadele ilkelerini belirleyip eyleme geçmelidir

3 Kasım 2002’de, genel başkanı seçilme ehliyetine sahip olmayan AKP, yabancı güçlerin ve yerli işbirlikçilerinin büyük gayretiyle iktidara getirildi ve Türkiye’de bir sivil darbe yapıldı. Tüm iktidar ve muhalefet partileri meclis dışında kaldı. Önce kişiye özel anayasa değiştirildi, sonra da Siirt’te seçimler hala bilinmeyen ve hukuki olmayan bir nedenle iptal edilerek Sayın Recep Tayyip Erdoğan başbakan yapıldı.

Milli irade gasp edildi

3 Kasım 2002 seçimlerinde AKP yüzde 34 oyla TBMM’nin yüzde 64 sandalyesine sahip oldu. Bu 12 Eylül faşist yönetiminin yüzde 10 seçim barajının sonucunda, milli iradenin gasp edilmesiydi. Çünkü seçmenin yüzde 48’nin oyu gasp edilerek meclis dışında bırakılmıştı.

Şimdi 11 yıl sonra ülkemiz teröre teslim olmuş, her gün teröristlerle müzakere yapılmaya başlanmıştır. Üstü örtülü bir ekonomik krizi yıllardır kanıksamış haldeyiz. Özgürlüklerimiz ve haklarımız budana budana yok edilmiş, ülkemizin her yerinde ilan edilmemiş bir sıkıyönetim vardır. İktidarın dine ve etnik kökene dayalı yanlış dış politikaları nedeniyle Türkiye dış dünyada yalnız kalmıştır. Meclisteki muhalefet partileri etkisiz hale getirilmiş, seçilmiş milletvekilleri hala tutuklu tutularak gerçek görevlerine dönememişlerdir. Ülkemizin önemli yatırımları, tesisleri özelleştirme adı altında yabancılara ve onların yerli ortaklarına peşkeş çekilmiştir. Özet olarak Türkiye son 11 yılda kötü yönetilmiştir. Atatürk’ün gençliğe hitabede dediği gibi “Kaleleri zapt edilmiş, tersanelerine girilmiştir”.

Ne yapmak lazım?

İktidarın yüzde 50 oya sahip olduğu, geçerliği ve güvenilirliği test edilmemiş araştırmalarla, kuşatılmış medya aracılığı ile sanal olarak halka enjekte edilmekte ve iktidara karşı olanların cesareti kırılarak, umutları yok edilmek istenmektedir. Buna karşı biz de aklımızı ve yüreğimizi birleştirerek, iktidara karşı stratejimiz ve siyasi birikimimizle kendi mühendislik projemizi uygulamaya koymalıyız. Ulusal senaryomuzu yazmalıyız ve emperyalizme karşı sahneye koymalıyız. Bu birikimimiz vardır. Kendimize güvenmeliyiz. Muhtaç olduğumuz kudret aklımızda ve halkımızdadır.

Türkiye’yi 11 yıldır bilimden, akıldan uzak yöneten iktidar işine geldiğinde istikrar için tek parti iktidarı diyerek anti demokratik seçim barajının arkasına sığınmaktadır. Şimdi de 5 milletvekilliğinden oluşan daraltılmış seçim çevresi oluşturarak seçim barajını uygulamada yüzde 20’ye çıkarmayı düşünmektedir. Bu oyuna gelmemek gerekir. AKP eğer bunu yasallaştırabilirse doğu illerinden kaybedeceği milletvekillerini batı illerinden telafi etmeyi düşünmektedir.

Oysa hayat bir koalisyondur. En doğal koalisyon ailemizdir. Birbirini sonradan tanıyan iki kişi yani eşler ve daha sonra onlardan doğan çocuklar bu doğal koalisyonun ortaklarıdır. O halde en güçlü yasalar doğal yasalar olduğuna göre, koalisyon aslında demokrasinin ve yaşamın doğasında vardır. İktidarın istikrar masalına bilimle, gerçekle karşı koymalıyız. Unutmayalım “masallar çocuklar uyuyuncaya kadar, büyükler uyanıncaya kadar geçerlidir”. Halkımızı uyandırmak bizim görevimizdir.

Biz ilkelerimizi belirleyip aklımızla yeni iktidarın koalisyon protokolünü seçimlerden önce halkımızla paylaşmalıyız. Birbirimize çelme takarak, AKP’nin değirmenine su taşıyarak başarmamız mümkün değildir. Meclisteki muhalefet ile meclis dışındaki muhalefet artık somut mücadele ilkelerini belirleyip eyleme geçmelidir.

Halkımıza, mücadelemizin amacının giderek bozulan ekonomik yapı, gelir dağılımındaki bozukluk ve haksız vergi sistemine karşı “Çokça üreten hakça bölüşen bir Türkiye” yaratmak olduğu anlatılmalıdır. Bizim Türkiye’de üretim ve paylaşım ilişkilerini çağdaş bir anlayışla yeniden düzenlememiz gerekiyor. İktidara gelince hangi ekonomik programı uygulayacağımızı halka önceden açıklamamız ve bu programın alt yapısını oluşturmamız gerekmektedir. Özgürlük Türk halkının karakteridir. Bundan vazgeçmemiz mümkün değildir. Gezi parkı eylemleri halkımızın özgürlük mücadelesinde cesaretini arttırmıştır. Gezi parkı eylemlerinin bilim, yürek ve akıl dolu ruhu AKP’nin korkulu rüyası ve kabusu olmuştur. Korku artık AKP’yi sarmıştır. İlk seçimlerde AKP iktidardan gidecektir.

İtici güç gençler ve kadınlar

İşçi sınıfının kayıt dışı ekonomi ile zayıflatılmaya hatta yok edilmeye çalışıldığı günümüzde yeni bir sosyal sınıf oluşmuştur. Gezi Parkı eylemlerinin devrimci ruhu içinde işçi, memur, küçük esnaf, kobi sahipleri, köylü, çiftçi ve emekliler bu yeni sosyal sınıfı oluşturdular. Bu sınıfın itici gücü gençler ve kadınlardır. Bu yeni sınıf demokrasinin yeniden tesisi ve sürdürülebilirliği açısından önemlidir. İktidar mücadelemizi bu yeni sosyal sınıf ile birlikte yapmalıyız. Her parti seçimlerde kendi oyunu almalı TBMM’de hangi partilerle koalisyon yapacağını önceden açıklamalıdır.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Birleşmeden iktidar olmak mümkün değil

SÖNMEZ TARGAN / 68’LİLER BİRLİĞİ BAŞKANI

Salt AKP’ye karşı değil, emperyalizme, faşizme ve gericiliğe karşı olan tüm güçlerin stratejik bir örgütsel birlik oluşturmaları gerekiyor

- AKP iktidarı hangi güçle yıkılabilir?

Muhalefet partilerinin güçsüz ve dağınık olması ve seçimler öncesi ciddi ve inandırıcı bir izlenceye sahip olamaması nedeniyle AKP gelecekte de iktidarını sürdürme şansını koruyor. Bu ve daha bir çok nedenle -özellikle dış dinamiklerin halen temel tercihi olması nedeniyle- AKP’ye karşı tek bir partinin iktidar olma şansı yok. Büyük küçük demeden, verili tüm muhalefet parti ve güç odaklarının emek eksenli yurtsever bir izlence temelinde bir seçim bağlaşması oluşturmasını tarihsel ve toplumsal ortam zorunlu kılıyor.

- Hükümet seçeneği nasıl ve hangi partilerin katılımıyla oluşturulur?

Yukarda vurguladığımız gerçekler ışığında oluşturulacak bir bağlaşmada hiç şüphe yok ki ana gövde CHP olacaktır ve bu sağlanamadığı takdirde ne tek başına CHP’nin ne de CHP’siz diğer güçlerin birlikteliğinin iktidar olmak şöyle dursun güçlü bir muhalefet yaratma olanağı vardır. Bu nedenle salt AKP’ye karşı değil, emperyalizme, faşizme ve gericiliğe karşı olan tüm güçlerin böylesi bir öğretisel hedefte stratejik bir örgütsel birlik oluşturmaları gerekiyor. Bunun Cumhuriyet tarihimizdeki en canlı örneği Mustafa Kemalin işgal ortamında gerçekleştirdiği “Anadolu Bağlaşması” dır.

- İktidar seçeneğini oluşturacak yol ve yöntemler nelerdir?

Hiçbir parti ya da örgüt kendi özgün izlencesini dayatmadan, herkesin birleşip katılabileceği ortak bir paydada buluşmanın çözümünü yaratmak zorundadır. Böylesi bir çözüm arayışı salt ülkemiz için değil bölgede huzur ve barışın getirilmesi için de gereklidir.

Unutulmamalıdır ki yukarda siyasal ve öğretisel ereklerini verdiğimiz tüm bağlaşmalara ancak solun bütün renk ve aktörleri katılarak başarı sağlanmıştır. Bunlara en yakın örnek, İkinci Dünya Savaşı koşullarında Avrupa’da gerçekleştirilen “cephe” örgütlenmeleridir ve bunların başını hep sol çekmiştir. Çünkü sağın tek başına, doğasından kaynaklan biriktenli sürekli vardır ve bu nedenle de genellikle iktidardadırlar.

Türkiye’nin bölünme lüksünü kaldıracak gücü yok

Kabul etmek gerekirse son derece önemli ve gerekli olan cephe ya da bağlaşma olguları sabır ve özveri isteyen siyasal çalışmalardır. Bağlaşmaya katılacak parti ya da toplumsal güçlerin iç işleyişlerine ve örgütsel dokularına saygı gösterilerek biraraya gelmeye özen gösterilmelidir. Dolayısıyla bir araya gelebilen kuvvetlerle yeni parti kurma arayışları yeni bölünmelere yeni görüş ve düşün fırtınalarına yol açar ki Türkiye’nin artık böyle bir lüksü kaldıracak gücü de yoktur..

- Önümüzde hangi zorluklar duruyor ve bunlar nasıl aşılacak?

AKP iktidarı gittikçe güç ve saygınlığını yitiriyor. Bu ivmeye ters orantılı olarak da baskı ve saldırganlığı artıyor ve daha da artacaktır. Özellikle seçim sürecinde buna entrikalar da eklenerek beklenmedik boyutlara ulaşabilir. Bunlara hazırlıklı olmak ve toplumu örgütleyip bilinçlendirmek amacıyla daha şimdiden bağlaşma güçlerinin temsilcilerinden oluşacak ülkenin tüm il, ilçe, köy ve hatta mahallelerinde “seçim masaları” oluşturulup çalıştırılmalıdır. Bunların yolu ve yöntemi birlikteliği oluşturacak kuvvetlerin deney ve birikimlerinden yararlanılarak sanıldığından çok daha rahat ve kolay yaratılabilir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.