Beşir Atalay: Artarak sürecek

Başbakan Yardımcısı Atalay, emniyette paralel yapı operasyonu hakkında, "Bizim beklentimiz bunun devam etmesidir. Tahminimiz artarak devam edecektir'' dedi. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''2010 referandumundan sonra...

Beşir Atalay: Artarak sürecek
05 Ağustos 2014 Salı 11:31

atalayoperasyon

Başbakan Yardımcısı Atalay, emniyette paralel yapı operasyonu hakkında, "Bizim beklentimiz bunun devam etmesidir. Tahminimiz artarak devam edecektir'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''2010 referandumundan sonra organize bir paralel yapı oluşumu HSYK'ya hakim olmuş. Bunun devam edip etmeyeceği, oranın değişip değişmeyeceği konusu bu seçimde önem kazanıyor. Orada büyük bir rahatsızlık var'' dedi.

Atalay, A Haber'de katıldığı bir programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Emniyette ''paralel yapı'' operasyonu kapsamında 33 kişinin gözaltına alınmasıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Atalay, bu gözaltıların daha önce başladığını, bunun da onun bir devamı olduğunu söyledi.

Bu işin en önemli ayağının emniyet görevlileri olduğunu belirten Atalay, ''Bizim beklentimiz bunun devam etmesidir. Tahminimiz de bunun daha artacağıdır, artarak devam edecektir. Bu devam etmelidir'' diye konuştu. Atalay, bu operasyonları çok anlamlı, önemli ve olumlu bulduğunu ifade etti.

''Gözaltına alınanların genelde düşük rütbeli olması yönünde yorumlar var. Sizin bu konuda görüşünüz nedir?'' sorusu üzerine Atalay, ''Hayır, daha öncekilerde öyle değildi. İşin teknik yönünü bilemiyorum bu adli bir olaydır. 'Şimdi onlar olur, daha sonra bunların ifadeleriyle başka kesimler de bunlara katılır' diye bakmak lazım'' dedi.

Atalay, ''Yapının sadece yargı ve emniyet ayakları mı var?'' sorusu üzerine, bu hareketin geniş bir hareket olduğunu, bürokraside, iş hayatında olduğunu ifade etti. Atalay, ''Paralel yapı' dediğinizde devlet içinde yoğunlaşma, emniyet ve yargıda. Bu diğer kurumlarda yok anlamına gelmiyor'' diye konuştu. Atalay, dosyalar olgunlaştıkça bu konunun yeni yerlere doğru gideceğini de belirtti.

Gülen'e beddua yanıtı

''Fethullah Gülen'in basına yansıyan bir bedduası var. Siz nasıl karşıladınız bunu?'' sorusu üzerine Atalay, şöyle konuştu:

''Bu kavramlar üzerinde ben doğrusu tam neyi kastettiğini bilmiyorum. İşte böyle bir beddua, dua. Orada daha çok cumhurbaşkanı seçimine dönük işaretler var. O duasında, bedduasında Ekmeleddin İhsanoğlu'na atıfta bulunduğu yönünde şeyler var, ki öyle görünüyor. Bunları şöyle değerlendirmek lazım, bizim şuana kadar bildiğimiz daha çok dini lider, din adamı, saygın, açıklamalarında bu manada daha çok muhteva bulunan bir kişi. Daha çok siyasi görüntüler içinde şu anda ve siyasi mesajlar veriyor. Daha çok bu yönünü belki ben dikkate değer buluyorum.''

Atalay, ''Bütün bu yaşananlardan sonra Fethullah Gülen Türkiye'ye döner mi?'' sorusuna karşılık, ''Sanki dönmez gibi. Dönmesini arzu ederiz. O yönde çağrımız da vardı, daha önce de vardı. Bu gelişmelerden sonra Türkiye'ye yakın zamanda döneceğini düşünmüyorum'' dedi.

HSYK Başkanvekili'nin açıklaması

HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici'nin açıklamalarının sorulması üzerine Atalay, Eylül ayında HSYK üyelerinin süresinin sona ereceğini, yeni bir seçim olacağını hatırlattı.

Bu seçimde HSYK'nın yapısının nasıl şekilleneceğinin gündemdeki en önemli konulardan birisi olduğunu ifade eden Atalay, bugün Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın bu konuda bir toplantısı olduğunu ve kendisinin katılamadığını söyledi.

Atalay, ''Bu seçim, şu açıdan çok önemli. HSYK'daki sorunu herkes biliyor. Orada 2010 referandumundan sonra organize bir paralel yapı oluşumu HSYK'ya hakim olmuş, organize çalışılmış. Bunun devam edip etmeyeceği, oranın değişip değişmeyeceği konusu bu seçimde önem kazanıyor. Adalet Bakanımız bu konu üzerinde yoğun çalışıyor. Orada büyük bir rahatsızlık var. Bütün kesimlerin rahatsızlığı var'' diye konuştu.

''Vatandaşın en az güvendiği kurum yargı''

Yargı içinde böyle bir yapılanmanın riskinin çok yüksek olduğunu ifade eden Atalay, Türkiye'de kurumlara güven araştırmaları yaptırdıklarını, şu anda yargının vatandaşın en az güvendiği kurumlardan birisi olduğunu söyledi.

Atalay, ''Bu çok vahim. Bir ülkede yargıya güven, bırakın yüzde 50'nin altına düşmeyi, yüzde 90 bile olsa, bu iyi değildir. Çünkü orada vatandaşın yüzde 10'u 'yargı adaletli davranmıyor, taraflı davranıyor' diyerek yargıya müthiş bir güvensizlik var. Bu giderek artıyor. Bu kutuplaşmalar oldukça yargıya vatandaş nasıl güvensin?'' dedi.

Yargıyla ilgili konuların eskiden beri ''Ya tuz da koktuysa'' diye değerlendirildiğini ifade eden Atalay, ''Yargı tuz olarak, ya tuz da koktuysa o toplumsal hayat çok zordur. Çünkü vatandaşın haksızlıkları, sorunları götüreceği yer yargıdır. Oradan adalet bekler. Şu anda vatandaş oradan adaletin çıktığına inanmıyor. Bu yüzde 40 civarında. Bu bir felakettir bir ülke için'' diye konuştu.

''Seçim çok hayati''

Seçimlerin ötesinde yargıya güvenin tesisi gerektiğini belirten Atalay, bütün yargı mensuplarına çok iş düştüğünü, bir grubun elinde HSYK'nın olmaması gerektiğine dikkat çekti.

Atalay, ''Yargı içinde bir küçük grup, isterse yüzde 10'u teşkil etsin. Organize olursa işte şuanda olduğu gib bütün HSYK'ya hakim oluyor. Çıkıyor HSYK'nın başkanvekili bu açıklamayı yapıyor. Adalet Bakanının endişesi var. Adalet Bakanı, 'bu seçimler artık daha sorunsuz olsun' diye çalışıyor ama HSYK'nın içindeki grup ise Adalet Bakanı ile karşılıklı şey içinde'' dedi.

Adalet Bakanına karşı demeç vermenin kabul edilebilir olmadığını ifade eden Atalay, ''İnşallah hakimler, savcılar bu durumu seçimde düzeltirler. Aklı başında olanlar biraraya gelirler'' diye konuştu.

Yargının bir erk olduğunu vurgulayan Atalay, ''Yargının kararları çok önemlidir. Şimdi eğer HSYK öyle olur, yargıyı da dizayn ederse geçmişte şikayet ettiğimiz, üzerinde çalışılan yapı daha da güçlenerek devam eder. O zaman haksızlıklar, adaletsizlikler devam eder'' dedi. Atalay, seçimin çok hayati olduğunu ifade etti.

''Yol haritasını çalışıyoruz''

Atalay, Paralel yapı "kırmızı kitap"a bir tehdit olarak girmeli mi yönündeki soruya, şu yanıtı verdi:

"Biliyorsunuz bu kitap yenileniyor sürekli. O kitaba girip girmeyeceğini şuanda bilemiyorum ama Başbakanımız kendisi bizzat ifade etti, bu konu Türkiye'nin ulusal güvenlik meseledir. Bu sebeple son iki toplantıda Milli Güvenlik Kurulu'nun gündemine gelmiş ve bizzat bildiriye de yansımıştı. Dolayısıyla herhalde bütün bunlardan oluşan bir şeydir. Ulusal güvenlikle ilgili konular girer zaten kırmızı kitaba, bunun da şu süreçte girmesi gerekir diye düşünülmesi gerekir"

Hande İlbeyi Canca, Duygu Can, Özcan Yıldırım / Ankara(AA)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.