Başbakan’ın avukatı kumpası anlattı: Gladyo dağılmazsa ‘Türkiye Cemaati’ olur

Çok güzel bir soru. Bir yerdeki bir yanlıştan bahsederken Adalet Bakanı’nın önerisi bir başka yanlışı oluşturmaktadır. Bu başka yanlış. Demokrat, tarafsız, yansız, özgür ve içi dolu dolu hukuk bilen, doymuş, aç gözlü olmayan, onun...

Başbakan’ın avukatı kumpası anlattı: Gladyo dağılmazsa ‘Türkiye Cemaati’ olur
15 Ocak 2014 Çarşamba 03:17

faikisikkumpas

Faik Işık. Sizler onu 3 Temmuz 2011’de başlatılan Şike davasından hatırlıyorsunuz. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatlığını yaptı. Ancak kendisi yıllarca Başbakan Tayyip Erdoğan’ın avukatlığını da üstlenmiş biri. Birçok televizyon kanalında ve gazetelerde Şike davasına karşı mücadelesiyle tanındı. Işık, Ergenekon, Balyoz ve Şike davalarının uygulayıcıları için “Gladyo halt etmiş” diyor. Son günlerde yaşanan olaylara değinen ve tarafları net bir şekilde ortaya koyan Işık, “Yargı ve emniyet içindeki ekip dağıtılmazsa, Cemaat’in ülkeyi saracağı” iddiasında bulunuyor. 28 Şubat’ta Milli Görüş düşüncesindekilerle birlikte tavrıyla tanınan avukat, “Karar vermemiz gerekir, Türkiye Cumhuriyeti mi olacağız, Türkiye Cemaati mi?” diye soruyor. İşte, çarpıcı ifadeler kullanan Işık’la söyleşimizin ilk bölümü:
- Türkiye’de çok önemli gelişmeler oluyor. Emniyet ve yargının hali ortada. Ortaya dökülen yolsuzluk rüşvet operasyonları... Bütün bunlar gerçekleşirken, AKP’den “Milli orduya kumpas kuruldu” itirafı yapıldı.. Başbakan da açıkça bu itirafı kabul etmiş oldu. Feyzioğlu da “yeniden yargılanma” için bir adım attı ve bir formül sundu. Feyzioğlu’nun formülünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Faik Işık: Sayın Baroloar Birliği başkanımızın tespitleri yerinde. Daha fazlası da lazım. Belki olmaz diye daha azını söyledi. Biz bunları çok daha önce hem TBMM hem Bakanlığa hem de HSYK’ya çok daha geniş kapsamlı bir talep olarak yazdık. Mayıs 2012’de. 21 sayfa.
- İçeriği nedir?
Bu içerikte yargıdaki hakim ve savcıların, polislerle işbirliği içinde, gizli tanıkları kullanarak, savunma haklarını kısıtlayarak ne büyük arızalar yapıldığını anlattık ve bunların düzeltilmesini istedik. Nitekim 2012’de bir yasa değişikliği oldu. Biz Fenerbahçe’nin davasıyla ilgilenirken “özgürlük hakimleri” kuruldu. Aynı düşüncenin içindeki savcı, hakim, polisler önüne tutuklama için gelecek olan şahıslar için, içeriğini bilmediği dosyalarla karşılaştığında, pozisyonlarını almış, kararlarını vermiş oluyorlar. Yani tutuklama aşamasındayken aslında onlar ne hüküm alacağı belli olan zanlılarla karşılaşmış oluyorlar.
- Ekip işi yani.
Evet.
- Kim bu ekip?
Bu ekip “Türkiye’yi temizliyoruz, hizaya sokuyoruz” diyen büyük operasyonları dalgalar şeklinde yapan ve bu dalgalarla Türkiye’yi çalkantılar içine sokan ve insanların yatak odasına kadar her tarafını izleyen bir ekiptir. Çok kolaydır bunları bulmak. 5 tane 6 tane dosyanın içerisine işlem yapan polis makamlarını, savcıyı, hakimi, bunlara yapılan şikayetleri reddeden HSYK’yı ve bu davaların gittiği Yargıtay dairelerini incelerseniz size bir ekip çıkar. Çok sağlam bir ekip çıkar. Sağlam bir dayanışma görürsünüz.
- Peki bu ekip bugüne kadar, Şike, Ergenekon ve Balyoz gibi davaları, soruşturmaları yapan ekip midir?
Kesinlikle. Yöntem de ekip de aynı.
- Bunlar nasıl bir şablon kullanıyorlar?
Yapılan şey şu: İlk önce hedefteki kişileri oluşturacaksın. Hedefteki kişiler için şema oluşturacaksın ve bu bir örgütsel şemaya dönüştüreceksin. Aşama aşama gideceksin. Bu şema içerisindeki şahısları “nasıl suçlayabiriz” diye bakacaksın. Çünkü içlerinde birbiriyle alakalı olmayan... Diyelim ki içlerinden 3-5 kişi suç işlemiş olabilir. Bunları bir örgüt kapsamı içerisine sokarsınız. Olarla irtibatta olup, yazışan herkesi de bunun içine sokabilirsiniz. Hiçbir eyleme karışmamış insanları sadece onlarla konuşuyor, tartışıyor, fikir alışverişinde bulunuyor diye o kapsamın içine girer ve dışarı çıkamaz.
- Sonra ne oluyor?
Bu şemayı oluşturdunuz, ondan sonra ne yapcaksınız? Bağlantılı oldukları savcı, hakim arkadaşla birlikte bunları izleyeceksiniz. İletişimlerini dinleyeceksiniz, e-maillerini takip edeceksiniz, yatak odalarına kadar böcekler koyacaksınız... Sonra bu konuşmaların içerisinden canınınzın istediğini sadece kendi kontrol ettiğiniz bir sitem içerisinde bir kenara koyacaksınız..
- Bunu sadece bir ekip yapıyor değil mi? Ne adına yapıyorlar?
Tabii, kesinlikle. Devlet adına yapıyor.
- “Devlet”in bundan haberi var mı?
Devletin bundan haberi olması gereken birimlerin başında da siz varsınız. Muhtemelen MİT’in içinde de belli yerlerdesiniz. Böyle bir kumpas var.
- Kumpas diyorsunuz yani?
Ben buna kumpas demiyorum. Yani Gladyo falan halt etmiş durumda. Legal imkanları kullanıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti değil de Türkiye Cemaati adına yapıyor. Buraya onlara gönül vermiş insanların bunları ne kadar bildiğini bir kenara koyalım, onları haksız yere suçlamayalım. Ama arkada kemik bir yapı var. Devleti teslim almış durumda.
- Diğer adım nedir?
Bir suç işlenmesini bekleyeceksiniz. Suç anında işlem yapsanız başka bir suç işlenmeyecek veya o insanlar kendilerini kolaylıkla savunacaklar ve bir örgüt içerisine düşmemiş başka insanlar haksız yere yargılanmayacak. Ne yapıyosunuz? Biriktirip, alakasız olayları başka şeylerle iç içe geçirip bir operasyon patlatıyorsunuz. Polise geliyorsunuz, belli malzemelerin sızdırıldığını görüyorsunuz.
‘Allah, Kuran korkunuz var mı!’
Bakın. Türkiye ya cumhuriyet olacak ve bu faaliyetlere son verecek ya da Cemaat olacak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları değil, Türkiye Cemaati şakirtleri olacak. Ne yaptın? Binlerce sayfa iddaname, yüzlerce klasör çıkardın. Bağlantı kurduğun iki yüz üç yüz adamı bir araya getirdin. Bu savunmayı imkansız hale getirmektir. Adam 264’üncü sırada. İfade verinceye kadar 3 sene geçiyor. Şimdi soruyorum: Sizin Allah, Kuran, kitap, ahiret korkunuz var mı!
‘Perinçek sisteme karşı sözler söylediği için hapiste’
Bu memlekette başkaca şekilde zulme uğramış başka insanların hesabını vermesi gerekenler şu an hapiste olanlar değillerdir. Doğu Perinçek 13 seneden fazla hapiste yatmıştır. İyi bir Anayasa hukukçusudur. Hiç böyle işlerle uğraşmasa “sistem iyidir” dese ve sistemden beslense, bugün ülkenin en baba hukukçusu olurdu. Anayasa’yı ona yaptırırlardı. En azından birkaç dönem adalet bakanlığı yapardı. Sisteme ilişkin eleştirilerini sunduğu ve başka bir şey söylediği için hapis yatıyor. Kaç tane adam öldürmüştür, kaç kişiyi yargılamıştır, kaç kişiye darbe yapma teşebbüsünde bulunmuştur?
Kerinçsiz, 34 binin katili mi?’
Öteki taraftan PKK, yönetime ve devlete el koymak, topraklarda bağımsızlık istemektedir. Bunların cezası Ergenokan ve Balyoz davasının cezasından daha hafiftir. 34 bin kişinin katili Abdullah Öcalan’a verilen cezanın 20 yıl fazlasını sen Kemal Kerinçsiz’e niye veriyorsun?
- Neden veriyor?
Bu yasalar çıkarken hükümet yine kandırılmıştır. Adalet Bakanı yeterince uyanık olmamıştır. Bürokrasisine teslim olmuştur. Önemsememiştir. Oylarımızla gelen partimiz o kadar kâbildir ki, o kadar devletleşmişlerdir ki bunlara ilişkin uyarıları duymamıştır. Özel Yetkili Mahkemeler Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve onun öncesi sıkı yönetim mahkemeleridir. Olağanüstü, fevkalede rejim yönetimidir, rejim yargılamasıdır. Bugün devam eden şey, Türkiye olağan bir devlet ise, doğal hakim diye bir ilke vardır. Herkes aynı hakimin, aynı mahkemenin karşısında yargılanmak zorundadır. Bu sanıklar burada, bu sanıklar şurada yargılansın. Feyzioğlu aslında burayı kastediyordu. Ama AKP, CHP, MHP, BDP şunu anladı, yargılamanın iadesi şeklinde görüyor.
- Neden böyle anlıyorlar?
Çünkü kolayı budur. Bu mahkemeler hukuksuzdur, insan haklarına aykırıdır, Anayasa Mahkemesi bunları yok saymalıdır. Anayasa Mahkemesi bunu yapmasada İnsan Hakları Mahkemesi belli sanıklar, belli adreslerde ve 12 Eylül referandumundan sonra yapılanmış yargı içerisinde kalsın diye yasa çıkartmak kişiye özel yasa çıkartmaktır.
- Yargıdan devam edelim
Bitti mi yargının hikayesi, bitmedi. Siz diyelim bu soruşturmanın içerisindeki, Hakim, savcıları şikayet edersiniz. Kolluğu da edersiniz, işte o kolluk da yasayla alır HSYK’nın içine koyar, oradaki o yapının içerisindeki arkadaşlar bunların soruşturulmasına, meslek ile ilgili cezalandırılmasına, görev değişikliğine direnirler. “Biz sana onu yedirtmeyiz” derler. Bu arkadaşlar bunu yaptı. 

-Yolsuzluk soruşturmasında ikinci dalganın üstü kapatıldı. AKP “paralel yapı” dedi. Bilal Erdoğan’ı Savcılık’a çağırdılar ve kendisi ifade vermeye gitmedi. Bilal Erdoğan’la ilgili yakalama kararı çıkartıldı mı? Çıkartılması gerekmiyor mu? Siz ne düşünüyorsunuz?
Türkiye son dakikaların içerisinde. Ya Türkiye Cumhuriyet’i Devleti olacak, ya Türkiye Cemaat’i şakitleri Devleti olacağız. Bilal Erdoğan’ın oraya gitmemesi benim için önemlidir. Biz bunu diğer operasyonlarda gördük, yurtdışında görevli asker, komutan görevini bırakıp geliyor. Havalimanında adamı yakaladık diyorsunuz. “Yakalanarak teslim oldu” diyorsunuz. Ne yakalanarak, adam gelip teslim oluyor. Falan Kuvvet Komutan’ı gidiyor teslim oluyor. Teslim oluyor şablonun ortasına düşüyor, çıkınacaya kadar beş senesi, beş senenin sonunda da üç kere, dört kere müebbet hapis cezası. Şu an bu yargı Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına mı karar veriyor?
- Yani siz diyorusunuz ki; normalde bu rüşvet ve yolsuzluk davaları da içi boş davalardır. Öyle mi? Bu kadar sızan bilgi, fotoğraflar...
Bu hakim ve savcıların bu yapının içerisindeki polislerin telefonları dinlensin. Kendi faaaliyetleri izlensin ve Türkiye’nin ne derece büyük bir tehlike içinde olduğu anlaşılacak.
- Ne yani, hiç yolsuluk yok mu? Vakfa ücresiz verilen araziler...
Hiç yolsuzluk yok demiyorum. Türkiye yolsuzluklar ülkesidir. Bunların temizlenmesi ve düzeltilmesi lazımdır. Ama bunu kiminle yapacaksınız? Emniyet’te, yargıda yolsuzluk yapan insanlarla mı yapacaksınız? Eli en kirli olan adam, “ameliyat ile bir takım kirleri çıkartacağız” diyor. Siz bu hastayı öldürmek üzeresiniz. Söylemek istediğim şey tüm Türkiye’nin toptan tövbe etmesi ve hizya gelmesidir. İzmir’de bilmem kim şunu yapmış bunu yapmış. Ben yoktur demiyorum kestirip atmıyorum. İncelenmesi gerekir. Ancak artık yargıya da, sorguya da, kararlara da Türk milleti adına karar verenler sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değildir. Bu vatandaşın kimliğinin altında başkaca şeyler de vardır ve çok tehlikelidir.

Ergenekon ve Balyoz’da AKP-Cemaat ortaklığı
3 Başbakan “Ergenekon ve Balyoz davalarının savcısıyım” demişti. Şunu sormak gerekmiyor mu? Bu kumpas 17 Aralık’tan sonra mı aklınıza geldi? Bugüne kadar birlikte çalışmıyor muydunuz?
Devletin istihbaratı, yargısı, bürokrasisinin içerisinde sizin güvendiğiniz bu insanlar size bu raporları getirirlerse, sizi bu şekilde bilgilendirirlerse, size 35 tane suikastı engelledik derlerse... Ben de sorarım: Başbakan’a 35 tane suiskasten kaç tanesinin sanığı yargılanıyor? Burada yukarıdaki hükümetin nasıl bir yanılma ve yanıltılma içinde olduğunu izah etmiş olur. Bunları meslekten kim ihraç edecek? Altına 13 tane imza koyup bildiri yayınlayan HSYK. Eder mi? Aynı takımın arkadaşı eder mi? HSYK’nın bir hafta on gün içerisinde derhal düzelmesi lazım ve sorgulanmaları lazım.
3 Peki Adalet Bakanlığının kontrolu altında mı olması lazım? AKP’nin yargıyı ele geçirmesi değil midir bu?
Çok güzel bir soru. Bir yerdeki bir yanlıştan bahsederken Adalet Bakanı’nın önerisi bir başka yanlışı oluşturmaktadır. Bu başka yanlış. Demokrat, tarafsız, yansız, özgür ve içi dolu dolu hukuk bilen, doymuş, aç gözlü olmayan, onun bunun gezisine katılmayan kişilerden oluşması lazım HSYK’nın.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.