‘Bağımlı cesur genç’ imajını yıkmalıyız

İlhan Yargıç, aileleri çocuklarını karşılarına alıp nasihat etmemeleri konusunda da uyardı. Yargıç, etkili iletişimin sohbet şeklinde olabileceğini söyledi. “Çocuğu ara sıra karşına alıp da ‘bak evladım sigara içme, oraya buraya...

‘Bağımlı cesur genç’  imajını yıkmalıyız
30 Eylül 2014 Salı 05:00

bagimlilik

İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Yargıç, ‘Sosyal aktivitelerle madde bağımlılığı riski azalır. Yerine bir şey koymak lazım. Bir kişinin ne kadar kaybedecek bir şeyi yoksa uyuşturucuya yönelme riski o kadar artar’ diyor
Madde bağımlılığı artıyor... Bonzaiye ilişkin farkındalık arttı. Ancak tedavi aşamasında ilerleme sağlanamıyor. Çünkü yeterli tedavi merkezi yok. İstanbul gibi bir metropolde bile bağımlılık tedavi programı birkaç yerde var. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Yargıç ile madde bağımlılığını konuştuk. Türkiye Liseliler Birliği’nin uyuşturucuya karşı başlattığı “Uyma, Uyuşma. Hayatı Yaşa!” kampanyasıyla ilgili de önerileri oldu.  Prof. Dr. İlhan Yargıç, “Seminer tarzı toplantılar bir işe yaramıyor. Bilgi vermekten çok duygulara hitap etmeliyiz, ‘imaj’ üzerinde durmalıyız” dedi. Yargıç önerilerini şöyle sıraladı: “Bir gence ‘50’li yaşlara gelince kanser olacaksın’ deyince pek de bir anlam ifade etmiyor. ‘Oraya gelene kadaaar’ diyor. İmaj üzerinde çalışmak lazım. Sigara ve alkol firmaları eskiden bunu çok iyi kullanırdı. Sigarayı içenler sert erkekler ya da sigarayı içenler özgür kadınlar, cesur kadınlar... Bu imajın aksini yaratmak gerek. Sigara içerek kendisine çok güvenen, kendisini sert göstermeye çalışan gencin aslında ne kadar zavallı olduğunu ortaya çıkaran kamu spotları yapılabilir. Belki de evde dayak yiyen ama okula gidince sigara yakıp dayılanan biri. Bu gibi spotlar ailelerin de kendi davranışlarını gözden geçirmesini sağlayabilir.
Sosyal aktivitelerle madde bağımlılığı riski azalır. Ertesi gün maçı olan ya da kursu olan insan o gece madde kullanmayı tercih etmez. Yerine bir şey koymak lazım. Bir kişinin ne kadar kaybedecek bir şeyi yoksa uyuşturucuya yönelme riski o kadar artar. Tedavi süreçlerinde de hastaya biz spor yaptırmayı ya da  genel olarak yaşam tarzını değiştirmeyi planlıyoruz. Başka türlü yine aynı çevrede, aynı alışkanlıklarla bağımlılıktan kurtulmak mümkün değil.”
‘YENİLİK ARAYIŞI’
 Erkekler madde bağımlılığında kadınlardan bir adım daha önde. Madde kullanan kadınlar arasında ise psikiyatrik sorunlar erkeklere göre daha sık görülüyor. Prof. Dr. İlhan Yargıç, kişilik özelliklerinin de risk faktörü olabileceğini dile getirdi. “Fazla içe dönük kişiler rahatlamak, sosyalleşmek için madde kullanabiliyor. Fazla dışa dönük olanlarsa genelde çocukluğunda hiperaktif, dürtüsel hareket eden kişiler... Bunlar kolay risk alıyor. Yenilik arayışı ‘Ay ben hep aynı şeyleri yapmaktan sıkılırım zaten’ diyerek bunu bir meziyet sananlar... Ya da ‘Hayatta her şeyi bir kere deneyeceksin’ zihniyetindekiler... Özetle kişilik sorunları madde bağımlılığını kolaylaştıran faktörler arasında yer alıyor. Ebeveynlerin tutarsız davranışları, ihmalkar tavırlar, ödüllendirişlerin yanlış olması ya da çocuktan aşırı büyük beklentilere girmek, çok başarılı olmasını istemek gibi tutumlar da risk faktörü olabilir. Madde kullanıcısı bir genç kalabalık bir aile içerisinde kaybolmuş, ilgi görmemiş bir çocuk olabileceği gibi, bir ailenin tek çocuğu olup fazla ilgiden beklentiden bunalmış da olabilir. Çocukta özgüven kaybı, yetersizlik hissi yaratmak madde kullanımını  kolaylaştırabilir. Ama şunu söylemeliyim: Madde bağımlılığının tek sebebi madde kullanmayı tercih etmektir. ‘Ne yapsın zavallı’ gibi normalleştirmek, belli nedenler belli sonuçlara götürür gibi yaklaşmak doğru değildir. Farklı birçok faktör sonuca etki edebilir.”
‘NASİHAT ETMEYİN’
İlhan Yargıç, aileleri çocuklarını karşılarına alıp nasihat etmemeleri konusunda da uyardı. Yargıç, etkili iletişimin sohbet şeklinde olabileceğini söyledi. “Çocuğu ara sıra karşına alıp da ‘bak evladım sigara içme, oraya buraya gitme’ diye nasihat çekmekle olmaz. Sinemaya, balığa gidersin; çocukla birlikte bir vakit geçirirsin. Bu sırada bir yerden konu açılır, gazetede görürsün... Oğlum gazetede okuyorum böyle şeyler varmış, sizin okulda da var mı böyle madde kullananlar, nedir durum’ diye sorarsın... Örneğin çocuk da ‘Evet ya baba bu işler de acayip yaygınlaştı bizim sınıfta yok ama yan sınıfta var kullanan biri’ der. Şimdi orada ‘Aman ha sakın onunla konuşma ha, bir daha onunla görüştüğünü duymayayım’ diye çıkışırsan yanlış olur. Bunun yerine ‘Öyle mi, nasıl bir çocuk bu, dersleri nasıl aile ilişkileri nasıl’ diye sormak ve çocuğun bildiklerini anlatmasına izin vermek gerekir. Onun söylediği olumlu şeyleri tasdik ederek konuşmak gerekir. Böylece çocuğunuza değer verdiğinizi hissettirmiş olursunuz.”

'SİNEMAYA GİDİN, TOP OYNAYIN'

Prof. Dr. İlhan Yargıç, ailelerin küçük yaşlarda çocuklarıyla iyi ilişki kurması gerektiğini söyledi. Yargıç, yaşadığı bir vakayı da anlattı: “Bir aile vaktiyle çocuğuyla iyi ilişki kurmadıysa, onunla kaliteli vakit geçirmediyse, onun iyi kişilik özellikleri geliştirmesine olanak sağlamadıysa artık o noktaya geldikten sonra tren kaçmış oluyor. Bir şirket yöneticisi baba, oğlu da Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci, çocuk ciddi bir madde bağımlısı. Baba diyor ki ‘Oğlum için her türlü fedakarlığa hazırım, işimi bile bırakabilirim. 24 saat her anımda oğlumun yanında olabilirim, ne olur bana ne yapmam gerektiğini söyleyin’. Ben daha bir şey söylemeden oğlu döndü ve acı acı gülerek dedi ki ‘İyi de baba bizim seninle ne müzik zevkimiz uyar ne kafamız anlaşır, biz bir gün birlikte bir sosyal faaliyete gitmemişizdir. Ben seni severim ama biz iki yabancı gibiyiz. Sen 24 saat yanımda olsan biz ne yapabiliriz ki?’ dedi. Bir babanın oğluyla gidip top oynaması çok basittir ama çok önemlidir. Çocuk topa vurduğunda ‘Ne güzel de vurdun, aferin’ demesi kadar küçük şeylerden başlar ilgi göstermek. Ailede iletişim iyi ise tedavi de daha kolay oluyor. Çocuk ‘Ben madde bağımlısı oldum ama ailemi çok üzüyorum, onların güvenini boşa çıkardım’ diye düşündüğünde tedavi daha başarılı ilerliyor. Ailesinden kopuk ya da aileye öfkeli bireylerde ise tedavi daha kötü gidiyor.

İNTİHAR EĞİLİMİ GELİŞİYOR

Bonzai genellikle toz halinde Çin ve Hindistan’da yapılıyor. Bu toz kaçak yollarla Türkiye’ye giriyor. Birtakım çözeltilerle sıvı hale getiriliyor ve daha sonra kurutulmuş otların üzerine sprey halinde sıkılıyor. O otlar paketlenerek satılıyor. Prof. Dr. İlhan Yargıç, “Bunlar, merdivenaltı izbe yerlerde hazırlanıyor. Böcek yemesin diye konan zehirler de var. En büyük tehlikesi bu, kullandığınız şeyin ne olduğunu bile bilmiyorsunuz” diyor. Yargıç, bonzai kullanan hastalarda gelişen klinik tabloyu da anlattı. “İşini gücünü yerine getirememe, sürekli bu maddeyi tüketme isteği oluşuyor. Bırakmak istiyor, bıraktığında da sinirlilik, uyku bozukluğu, konsantrasyon bozukluğu, terleme, titreme gibi fiziksel yoksunluklar ortaya çıkıyor. Çarpıntı, nefes darlığı, nefes alamama gibi panikatağa benzer bir tablo oluşuyor. Fazla miktarda tüketmişse koma vaziyetinde getiriliyor. Böbrek yetmezliği, epileptik nöbetler, kalp krizleri gelişen vakalar da var. Madde etkisindeyken akut anksiyete halinde halüsinasyonlar görebiliyor, kendine zarar verebiliyor. İntihar eğilimi oluşuyor. Ve çok önemli, kalıcı şizofreni gelişebiliyor.”

'BAĞIMLILIK TARTIŞMASINA GİRMEYİN'

Prof. Dr. İlhan Yargıç, çocuklarının madde kullandığını öğrendiğinde ailelerin en çok yaptığı hatanın “bağımlı olmuşsun” polemiğine girmek olduğunu söyledi. “Kişi, ‘Ben bağımlı değilim ara sıra kullanıyorum’ der. Ailesi, ‘Ya sen bağımlı olmuşsun’ diye tepki gösterir. Bu diyalog hiçbir yere varmaz. Aile diyecek ki ‘Senin bunu bir kere bile kullanmış olman beni endişelendiriyor. Ben sana bağımlısın ya da değilsin demiyorum. İşin uzmanı değilim, senin kadar da bu işleri bilmiyorum ama ben bu durumdan tedirginim. Bir uzmanla görüşelim, o da bana desin ki korkulacak bir şey var ya da yok.”

'GENÇLİĞİ UYUŞTURMAK İSTEYENLER KARŞILARINDA TLB'Yİ BULACAK'

Türkiye Liseliler Birliği (TLB) üyeleri Denizli Çınar Meydanı’nda uyuşturucuya karşı başlattıkları “Uyma uyuşma... Hayatı Yaşa” kampanyası hakkında açıklama yaptılar. TLB Denizli İl  Başkanı Kazım Kuş yaptığı açıklamada, eskiden uyuşturucu yolu olan Türkiye’nin AKP iktidarıyla birlikte uyuşturucu pazarı haline geldiğini söyledi. Kazım Kuş, “Uyuşturucuya karşı mücadele ile yaşamanın vaktidir. Berkin Elvan, Abdocan, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş gibi yaşayacağız. Nefeslerimizi enselerinde hissetmeye başlasınlar. Türk gençliğini uyuşturmak isteyenlerin her yerde karşılarına dikileceğiz. Gerekirse okul önlerinde velilerimizle beraber bu torbacılara karşı nöbetler tutacağız. Bundan sonra bir  arkadaşımızı bile uyuşturucuya teslim etmeyeceğiz. Gençliği uyuşturmak isteyenler önce karşılarında Türkiye Liseliler Birliği’ni bulacak” dedi. Kampanyaya destek veren Tabipler Odası, Baralor Birliği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Cumhuriyet Kadınları Derneği üyeleri de uyuşturucuya karşı mücadelede TLB’lilerin yanlarında olduklarını söylediler.

Demet Turgut


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.