Ayşe Kulin’le edebiyat, Gezi, Ergenekon

Ayşe Kulin’le edebiyat, Gezi, Ergenekon
06 Eylül 2013 Cuma 23:03

17ayse

Ünlü yazar Ayşe Kulin Aydınlık’la yaptığı söyleşide,  ‘on yıl boyunca, müebbeti hak ettiren bu darbe nerede?’ sorusuyla tutsak vatanseverlere dikkat  çekti

Gezi Parkı eylemlerinin, halkın ve gençliğin iktidara, 'üzerimize fazla geldin, hizaya gel' mesajı olduğunu vurgulayan ünlü yazar Ayşe Kulin, Aydınlık'la yaptığı söyleşide birçok görüşünü açıkladı.

Bir nehir romancısı olarak okurlar sık sık soruyor, yapıtlarınızı gruplara ayırır mısınız?

Evet ayırırım. 1) Öykülerim, 2) Biyografilerim, 3) Belgesel romanlarım, 4) Kurgusal romanlarım olarak bir sınıflandırma yaptım, kendime göre.

Sait Faik Abasıyanık ve Haldun Taner hikâye ödüllerini aldınız, toplu olarak öyküleriniz bu ödülleri hak edecek düzeydeydi. Bu iki hikâye ustamız için neler düşünüyorsunuz?

'Ödüllerle beni yüreklendirdiler'

Her iki ustama da öncelikle öyküleriyle beni yönlendirdikleri, yazmaya heveslendirdikleri için, sonra da adlarına konan ödüllerle de beni yüreklendirdikleri için sonsuz gönül borcum var. Onlar gibi hayatın içinden ve sıradan insanların yaşamlarına dokunarak yazmak istedim. Bunu öykülerimde başardım. Biyografilerim ise, sıradan insanlarla başladı, akıp giden yıllar içinde bu kişilerin olağanüstü kişiliklere bürünmelerine şahitlik etti.

Taksim Gezi parkında bulundunuz ve kitaplarınızı ücretsiz imzaladınız, Taksim Gezi Park'ı olayını Türk toplum içerisinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gezi Parkı'na her vatandaş kendine göre bir katkıda bulunuyordu. Ben de 400 civarında kitap aldım yayıncılarımdan ve bir öğleden sonra, parkta geceleyen gençlerin acil ihtiyaçlarını giderebilmeleri için, bu kitapları imzaladım.

Gezi Parkı, Başbakan'ın zannettiği gibi ne iktidarı devirme eylemidir ne bir darbe girişiminin ön dalgasıdır. Üzerlerinde ağır bir baskı hisseden gençliğin istim salması ve bir avuç azınlığın kendi yaşam tarzını zorlamasına, "üzerimize fazla geldin, hizaya gel" mesajıdır. Çünkü, son konuşmasında Başbakan'ın da dediği gibi, artık iletişimin bu denli hızlandığı dünyada, demokrasiden başka çare yoktur. Baskı ancak isyan doğurmaktadır. Demokrasi için sandık elbette, ama hangi sandık? Manüpüle edilmemiş, yüzde on gibi darbe kurallarına takılmamış, dürüst bir sandık! Lider ise, sandıktan çıkan kişi elbette! Ama hatalarına işaret edilmesini hazmeden, eleştiri kaldıran, devlet adamı niteliğinde bir kişi. Soruyorum sayın Başbakan'a, eğitim sistemi iflas! Burada hata yapıldığını kabul ediyor mu? Ediyorsa nasıl bir çare düşünüyor?

Gezi Parkı'na giden her kişinin bir sebebi vardı. Ben eğitim sisteminin içine düştüğü içler acısı durumu protesto için gittim, kendi hesabıma. Sanatçılar sanatlarını kurtarmaya, çevreciler ağaçlarını, kıyılarını kurtarmaya, şehirciler ve mimarlar şehirlerinin talanını protestoya gittiler. İçkiciler yaşam biçimleri için, kadınlar bedenlerine, eşcinseller cinsel özgürlüklerine sahip olmak için...Bu çığlıklara zamanında kulak veren olaydı,Gezi parkı olmazdı.

'Gezi'de gereken ders alındı'

Bence gereken ders alınmıştır. Parkçılar dağınık ve gereksiz isteklerle netice alınamayacağını öğrenmiş oldular. Her ne kadar kuyruğu dik tutma adına afra tafra devam etse de, hükümet de fazla baskının neden olacağı kaynamayı görmüş oldu. Gönülden diliyorum ki, görmüş oldu.

Son üçleme romanınızı okurlarınız için tanımlar mısınız?

'Boğulma noktasında bir toplum'

Son üç romanımdan ilki, muhafazakarlıktan boğulma noktasına gelmiş bir toplumda, var olmaya çalışan eşcinsel bir gencin aşkını, ikincisi kırsal kesimin iki yüzlü ahlak anlayışını, üçüncüsü ise bir ana-kız ilişkisini anlatıyor. Aşırı sevgi ve düşkünlükten, korumacılıktan doğan yanlış anlaşmaları özellikle de.

Bizdeki adalet sistemine inanmadığınızı biliyorum. Son Ergenekon kararları için ne düşünüyorsunuz?

Bu kararlar, Cumhuriyet tarihi içinde yapılmış tüm darbelerden, bu darbelerin hedefi olduğunu iddia eden kesimin intikam alma operasyonudur. Bir kimlik kargaşası var burada, çünkü en vahim darbeyi her zaman solcuların yemiş olduğunu, zindanlarda çürüdüklerini, işkencelerden geçtiklerini biliyoruz. Tüm Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük kıyımlar, en büyük haksızlıklar solculara karşı yapılmış olduğu halde, kendilerini en mazlum ve en mağdur zannedenler onlar değil, aşırı muhafazakarlar.

Biz zamanlar bir ünlü sosyete dişçisinin bir hanım hastasını öldürdüğü öne sürülmüştü. Tüm kanıtlar dişçinin katil olduğuna işaret ediyordu. Ceset bulunamadığı için, dişçi beraat etti. Şimdi sorup duruyorum kendime, tüm kanıtlar (pardon kanaatler) bu askerleri işaret ediyor da, on yıl boyunca, "müebbet" i hak ettiren bu darbe nerede? Herhalde hukukla birlikte uçtu gittiii!

'Çevre bilinci aşılanmalı'

Çevreci bir yazar olarak, sahil yağması hakkında neler söylemek istersiniz?

Ülke insanımın sahil yağması, rant çılgınlığı, acele köşe dönme merakını hiç bir siyasi partiye mal etmek istemem. Ben doğdum doğalı, her Türk kendi sahilini kemirdi, ağacını kesti, ormanını yaktı. Bu tamamen içsel terbiye, ahlak , ileri görüş ve en önemlisi "eğitim"le ilgili bir olgu. Çocuklarımıza 4+4 sisteminin daha birinci gününde, çevre bilinci aşılanması gerekiyor ki, bir sonraki kuşakta bu arsızlığın önüne geçebilelim.

n Yeni çalışmalarınız, projeleriniz nelerdir?

Şu anda elimde "Hayat/Hüzün" (Dürbünümde 40 sene) takımının son noktası olan "Hayal" var. "Hüzün"ün bittiği yerden başlayan ve son kitabıma kadar uzanan zincirin halkaları ya da "Dürbünümden son bakış!".

Hayati Asılyazıcı

YAZININ TAMAMI GAZETENİZ AYDINLIK'TA



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.